'Tüm KHK'lılar sivil ölüm'e terk edilmiş vaziyette'

Tıpkı Ayşe Öğretmen gibi barış isteyen, çocukların ölmesine karşı çıkan binlerce akademisyen işinden edildi, barış bildirisine imza atan bin 500'den fazlası ise yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakıldı.
Bu durumu bir örnek üzerinden irdeleyen Cumhuriyet Gazetesi yazarı Yazgülü Aldoğan, yaşatılanı 'sivil ölüm' tabiriyle açıklıyor.

Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilenlerin 'infaz'a maruz kaldıklarını ifade eden Aldoğan, hukuk profesörü İştar Gözaydın'ın karşılaştığı hukuksuzluğu şu satırlarla anlatıyor:

"Geçen hafta Cem TV’deki televizyon programı dolayısıyla konunun içine dalınca okyanusta boğuluyorum sandım! Konuklarımızdan İştar Gözaydın, hukuk profesörü, din ve devlet işleri konusunda uzman. Alevileri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne verdikleri dosyada savunmuş, hukuk dersleri verdiği Gediz Üniversitesi, 'F...'cü diye kapatılınca da kendisini savcı karşısında bulmuş, hiç beklemediği bir biçimde tutuklanmış, üç ay yattıktan sonra serbest kalmış. Ama o arada da pasaport da gitmiş, herhangi bir üniversitede çalışma hakkı da. Suçu yok, ceza almamış. Ama insanca yaşama hakkı alınmış elinden. Bir hukukçu olarak bu durumu 'sivil ölüm' olarak niteliyor, tüyler ürpertici değil mi? Hâkim kendisi hakkında “Suç işleme potansiyeli var” gibi bir cümle kullanmış! Yani niyeti kötü. Bunun da nedeni herhalde, “Barış bildirisine imza attınız mı” sorusuna “Atmadım, çünkü haberim olmadı. Olsaydı muhtemelen atardım” demiş olması! Barış istemek hep suç oldu bu ülkede. Barış Akademisyenleri, 1500 kişi, yargılanıyor. Sonra da “Niye Türk üniversiteleri ilk yüz arasında değil?” Sonuncu olmadıklarına şaşırmıyor da."


Aldoğan, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında kandırılan uzman çavuşlarla ilgili davaları izlediğini ve askerlerin 'terör saldırısı var' diyerek kandırılıp götürüldüklerini belirtiyor. nSakarya Valiliği'ne giden askerlerin saldırı olmadığını anladığını, o sırada halkın bir kısmı olayları anlatmaya çalışırken bir kısmının da linç girişimine maruz kaldıklarını anlattıklarına işaret eden Aldoğan, yazısını şöyle sürdürdü:

"Onlar polis karakoluna giderek silahlarını teslim edip nasıl bir komploya kurban gittiklerini anlatıyor. Sabaha kadar bekliyorlar. Sabah TEM geliyor, sonra dayak, darp, gözaltı, tutuklama! Aileleri de ayrı bir kâbus yaşamış: Bir kısım manyak o gece askeri lojmanlara saldırmış, kadınlar ganimetimiz, bize verin” diye. O korkular sürmüş 25 ay: Kocalar içeride, aileleri dışarıda dışlanmışlık, parasızlık, mahkeme derken beraat! Mutluluk gözyaşlarına, kendileri gibi aynı durumda olan ama her nedense beraat edemeyen arkadaşlarına duydukları üzüntü ekleniyor.







 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ