KHK’lı imam seyyar kitapçılık yapıyor: Bir gün polisler tezgahına gelip...

İmam-hatip Emin Arıcan, KHK ile ihraç edilen yüz binlerce kişiden biri. Mahkemesinin olduğu gün toprağa verilen annesinin cenazesine katılamadı. Şimdi sokaklarda kitap satıyor.

Kronos'tan Tuba Demir'in haberine göre, İstanbul’da imam-hatip olarak görev yaparken açığa alınan ve 689 KHK ile ihraç edilen Emin Arıcan, Cağaloğlu’ndaki yayınevlerinden aldığı kitapları İstanbul’un farklı semtlerini dolaşarak satıyor.

“İNSANLAR BENİ İSTİHBARATTAN SANIYOR”


“Okumayı seviyorum” diyen Arıcan, kitap satarken insanlarla sohbet etmeyi, fikir alışverişinde bulunmayı sevdiğini dile getiriyor.

Arıcan, kitap tezgâhının başındayken ilginç olaylarla karşılaşmış. Konuştuğu insanların onu istihbarattan sandığını söyleyen Arıcan, ihraç edildiğini söylediği zaman insanların çok şaşırdığını ekliyor sözlerine.

KHK’lı olduğu için önyargı ile yaklaşanlar da olmuş elbette. Hatta yanına gelip gerçekten ne iş yaptığını, polis olup olmadığını soranlar da olmuş.

Arıcan bu durumu şöyle açıklıyor: “İhraç bir diyanet görevlisi olduğumu söylediğimde inanmıyorlar. Kafalarında farklı bir imam profili var. Bizi, okumayan ilime-bilime kapalı insanlar olarak görüyorlar.”

“KHK’LI OLDUĞUMU GİZLEMİYORUM”

KHK’lı olduğunu hiçbir zaman gizlemediğini belirten Emin Arıcan, “Bir suç işlemedim ki neden gizleyeyim” diyor.

Bunu söylediğinde çevresinden herhangi olumsuz bir tepki almadığını eklemeyi de ihmal etmiyor.

Bir gün tezgâhına gelen polisler ile aralarında geçen bir konuşmayı ise şöyle aktarıyor Arıcan:

“Biri benim yaşlarımdaydı. Elinde bir makine ile kitapların arkasındaki barkodları kontrol etmeye başladılar. Sonra bana dönüp ‘Senin kitapların orijinalmiş. Neden orijinal kitap satıyorsun? Dışarıda genelde korsan kitap satarlar ama sen orijinal satıyorsun,’ dediler. Ben de onlara korsan satmanın emek hırsızlığı olduğunu söyledim. ‘Seni tebrik ediyoruz’ deyip yollarına devam ettiler.”

"MAHKEMEDEYKEN ANNEM VEFAT ETTİ, KABRİNİ İKİ GÜN SONRA ZİYARET EDEBİLDİM"

Bir mahkeme süreci de geçiren Emin Arıcan, annesinin vefat ettiğini de mahkemeye çıktığı gün öğrenmiş.

Annesi memleketleri Rize’de toprağa verilirken o, mahkeme salonunda savunmasını yapıyormuş.

Arıcan, o gün yaşananları şöyle özetliyor: “Hakime ve oradaki heyete 'Benim suçum, günahım ne, bana bunları neden yaşatıyorsunuz' diye sorduğumda kimse bir cevap veremedi. Eve gittiğimde kitaplığımdan bir kitap çektim ve okuduğum ilk cümle şu oldu: Ölüm bir tebdil-i mekândır.”

Annesinin kabrini, ancak definden iki gün sonra ziyaret edebilen Emin Arıcan, o zamanki hislerini anlatmanın kolay olmadığını söylüyor:

“Mezarı görünce maziye gittim, her gün konuştuğum annem şimdi toprak altındaydı. Seslendim, 'anne ben geldim' dedim, dua ettim.”

Yaşadıkları nedeniyle bu süreçte Arıcan’ı esas üzen konu kendi başına gelenlerden çok, çocukların ve kadınların mağdur edilmesi olmuş.

"BENİ KURUMDAKİ İNSANLAR İHRAÇ ETTİRDİ"

Diğer tüm KHK’lılar gibi hiçbir soruşturma yapılmadan ihraç edilen Arıcan, kurum kanaatiyle ihraç edildiğini söylüyor.

Arıcan, ihraç edilme sebebinin kurumdan kendisi hakkında yapılan şikayetler olduğunu davaya tanık olarak katılan isimleri görünce anlamış:

“Kurum kanaati ile ihraç edildiğimi biliyordum. İlk zamanlar tahmin etmiştim ama kimsenin günahını almak istemedim, bekledim. Fakat davaya tanık olarak gelen kişileri görünce durum kesinleşti.”

Arıcan tanıkları tarif ederken, “Bir tanesi müftünün bir numaralı adamı İsmail,” diyor. İkinci tanığın ise idareden Zekeriya isminde biri olduğunu belirtiyor. Üçüncü kişi ise müftünün şoförü…

Arıcan,  çocuğunu koleje gönderdiği halde onu şikayet eden diğer kişiyi ise “müftüye yalakalık eden bir isim”di diye tarif ediyor.

“Beni bu isimler görevimden etti,” diyen Arıcan, dosyasında yer alan ifadelerin çoğunun kendisine ait olmadığını söylüyor.

Hatta ifadeleri okuyunca şok olduğunu dile getiren KHK’lı Arıcan sözlerine şöyle devam ediyor:

“Ben bu isimlerle siyasi ya da herhangi bir cemiyet-cemaat lehine veya aleyhine bir sohbette bulunmadım, ancak mahkemede bana iftira attılar. Hiçbir şekilde iletişimim olmayan şef, ‘Emin Arıcan darbe tiyatrodur dedi’ demiş. Hâkim, ‘Bu sözü sana mı söyledi?’ diye sorunca hayır müftünün şoförüne söylemiş diyerek kıvırmaya başladı.”

“BEN DİN ADAMI DEĞİLİM”

Kendini din adamı olarak görmediğini ifade eden Arıcan, tüm dinlere saygılı ve İslamiyet’i seven, onu yaşamaya çalışan bir insan olduğunu ifade ediyor:

“Az çok bu alanda ilim tahsil eden biriyim. Bize bu yapılanların dinle, diyanetle, vicdanla, insanlıkla en ufak bir ilgisi yok. Bunu bilen insanlar bu haksızlıklara karşı çıkmalı.”

“DİYANET KURULUŞ MİSYONUNU YERİNE GETİRİYOR”

Daha okul yıllarındayken Diyanet kurumu ile ilgili birtakım şeyler duyduğunu söylüyor Emin Arıcan.

O zamanlar bir anlam veremediğini ancak bugün çok iyi anladığını belirtiyor. Diyanet ile ilgili detaylı konuşmak istemese de şunları söylemeden edemiyor:

“Diyanet şu anda siyasi iktidarın yaptığı her şeyi destekliyor. Daha önce de çok duymuştum ve şu an yaşananları görünce de hak veriyorum. Diyanet, dedikleri gibi kuruluş misyonunu yerine getiriyor.”

“KHK’LILAR HAKKINI ARAMALI”

Emin Arıcan KHK’lı vatandaşların mutlaka hakkını araması gerektiğinin altını çiziyor.

Yıllardır sokaklarda kitap sattığını ve kimseden zerre kadar korkusu olmadığını belirtiyor ve ekliyor: “Bir insan geldiği mevkie kendi çabaları ile geldi ise sonuna kadar korkmadan hakkını aramalı. Bana kim mesleğimi sorarsa sorsun asla kimliğimi gizlemedim ve KHK’lı olduğumu söyledim. Ben bu yaşıma geldim, ne devlete ne millete karşı bir suç işledim. Bugün bile insanlara faydalı işler yapmaya çalışıyorum. İhraç edildiğim halde küsüp kin bağlamadım. Ben bu toplumun her kesimi ile özellikle gençleri ile sürekli irtibat halindeyim ve kitaplar vesilesi ile faydalı olmaya çalışıyorum. İlk zamanlar Diyanet’te çalışmayacağım diyordum ama şimdi fikrim değişti. İşe iade olursam tekrar görevimi yapacağım.”

“KENDİMİ DAHA DA GELİŞTİRDİM”

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen olaylara olumlu bakmayı denediğini söylüyor Emin Arıcan. Sürecin kötü yanları olduğu gibi güzel yanlarının da olduğunu düşünüyor:

“Bu sürecin bana büyük katkısı oldu. Farklı fikirlerde insanlarla tanışma fırsatım oldu. Onlardan istifade ettim, onlara katkı sunmaya çalıştım. Çok sayıda kitap okudum ve kendimi fikren geliştirdim.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ