Genç öğretmen cezaevinde akıl sağlığını kaybetti, Bakırköy’de yer yok diye koğuşuna geri götürüldü

İki yıldır tutuklu bulunan ve üç kez cezaevi değiştirilen İngilizce öğretmeni Harun Karateke akıl sağlığını kaybetti.


Bakırköy’de yer yok diye koğuşuna geri götürülen, kendini duvarlara çarpan, ailesini tanımayan ve 3 yaşında bir çocuk gibi konuşan genç öğretmenin hazin hikayesi…

Cemaat soruşturmaları kapsamında Mart 2017’de tutuklanan ve üyelikten 7,5 yıl hapis cezasına çarptırılan Harun Karateke (27), cezaevinde akıl sağlığını kaybetti. Önce Bipolar teşhisi konulan Karateke’ye, geçen hafta Bolu Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde şizofren teşhisi konuldu.


8 aydır Bolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Karateke, cezaevi yönetimi tarafından 20 Mayıs 2019 pazartesi günü Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne götürüldü. Hastanede yer olmadığı için aynı gün akşam cezaevine geri getirildi.

Bu hafta tekrar Bakırköy’e sevk edilmesi beklenen gencecik bir öğretmen, sağlık durumu ortadayken tahliye edilmek yerine, iki yıldır cezaevi aracının içinde oradan oraya dolaştırılıyor.


İki yıldır tutuklu bulunan Harun Karateke, annesi ve babasıyla Konya Cezaevi’nde.

CİMER’E, SAVCILIĞA DİLEKÇE VERDİK

Üniversiteden yeni mezun olan ve çok kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra tutuklanan Harun Karateke’nin ailesi oldukça endişeli. Ablası Sümeyra Karateke Çetin, doğru ve sağlıklı bilgi alamadıklarını, herkesin başka bir şey söylediğini ifade etti ve “Geçen hafta Cezaevi Savcılığı’na dilekçe verdik. Kardeşimin akli dengesinin yerinde olmadığını, kendine, etrafına zarar verdiğini, tedavi edilmesi gerektiğini belirttik. İşlemlere hemen başlarız dediler. 21 Mayıs Salı günü için de size haber veririz dediler. Ama herhangi bir gelişme olmadı. CİMER’e de dilekçe verdik” dedi.

2014’te Konya Erbakan Üniversitesi İngilizce Öğretmenliğini bitiren Kareteke, bir yıl KPSS’ye hazırlandı. Bu süreçte ‘AKP tarafından kapatılmayan’ özel bir okulda öğretmenlik yaptı. 2017 Ocak ayında askere gittiğinde tutuklandı. 100 kişinin ismini veren bir tanığın ifadesinde adı geçtiği için tutuklanan Karateke, 400 kişiyle birlikte Konya Çatı Davası’nda yargılanıyordu.


Harun Karateke, cezaevine girmeden önce, 25 yaşındayken.

Karateke, Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Meram ilçesindeki Fatih Sultan Mehmet Spor Salonu’nda, Nisan 2018’de görülen son duruşmada kendini şöyle savunmuştu:

“Ben ByLock kullanmadım. ByLock raporlarının çelişkili olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyet Savcılığından gelen ilk raporda ByLock tespit edilemediği belirtilmişken, ilgili mütalaada aksi yönde ifadeler yer alıyor.” Genç öğretmenin dosyası şu an İstinaf Mahkemesi’nde.

Üç yaşında bir çocuk gibi konuşan, kendine zarar verebilen Harun Karateke, görüş günlerinde yanına oturan ailesini fark etmiyor.

Eşi Süleyman Çetin’in kardeşiyle aynı cezaevinde bulunduğunu ve iç görüş yaptıklarını belirten Sümeyra Karateke Çetin, “En son geçen cuma görüşmüşler. Moralimizi bozmamak için bize daha iyi olduğunu söylüyor. Yarım saat konuşmuşlar. Tarihi sormuş Harun, Ramazan’ın kaçındayız demiş. Dün revirden bilgi aldık, her gün iğne yapıp ilaç verdiklerini söylediler.” ifadelerini kullandı.


Süleyman-Sümeyra Çetin ve oğulları, Bolu T Tipi Cezaevi.

HER ŞEY ÜST ÜSTE GELDİ

Bolu T Tipi Kapalı Cezaevine sevk edildikten sonra sağlık durumu biraz düzelen Harun Karateke’nin son bir ayda, birdenbire akıl sağlığını yitirmesine en büyük etken, aile olarak yaşadıkları sıkıntılar ve hastalığının başladığı yer olan Konya Cezaevi’nin ağır şartları gösteriliyor.

35 yıllık evli olan, ev hanımı Hatice ile emekli Veli Karateke’nin 4 çocuğu bulunuyor. Raziye (32), Hüseyin (30), Sümeyra (28) ve Harun (27). Çekirdek ailede 6 kişi, dayıların da bulunduğu geniş ailede 14 kişi, hiçbir hukuki dayanağı olmayan nedenlerle soruşturma geçirmiş. Baba Veli Karateke de bir süre cezaevinde kalmış. Kendisi de matematik öğretmeni olan Sümeyra Karateke Çetin ailece yaşadıklarını şöyle anlattı:


Hatice-Veli Karateke’nin Sümeyra ve Harun dışında 2 çocuğu daha bulunuyor.

KARDEŞİM HASSAS BİRİ, BİZE HEP DESTEK OLURDU

Kardeşim iyi olduğu zamanlarda bize destek olurdu. Hassas bir kişiliği var. Ama her şey üst üste geldi. 24 Nisan 2019’da benim mahkemem bitti, abimin mahkemesi başladı. Abim benim mahkememden birkaç gün önce iki gözaltına alındı. Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde asistandı abim. Yüksel lisansını bitirmiş, doktoraya başlamıştı.

ABİMİN ÜZERİNE FABRİKA CAMI DEVRİLDİ

Üniversite kapatılınca işsiz kaldı. Bir fabrikada iş buldu ama orada üzerine fabrika camı devrildi. Omurgası kırıldı. Ameliyat oldu, platin ve vida takıldı, 6 ay yattı ancak bu kadar toparlayabildi. Şimdi iyi ama bir işte çalışamıyor. Doktoru, ağrılar ara ara olur, dinlenmen gerekiyor, ömür boyu çekebilirsin dedi. Abimin kazası üniversite kapanıp işsiz kaldığı için oldu biraz da. O kazadan sağ çıkmasının bir mucize olduğunu söylüyorlar.

Ben de 2016’dan beri işsizim. Eşimle birlikte aynı okulda matematik öğretmeniydik. Ama ben çocuktan dolayı ara ara çalıştım. Eşim de daha sonra tutuklandı. Benzer sebeplerden 9 yıl 4 ay ceza verdiler. Başka hiçbir delil olmadığı halde sadece öğretmenlik sigortamdan dolayı bana da 2 yıl bir ay ceza verdiler. İkimizin de dosyası İstinaf’ta.

Abim hasta ve ameliyatlı, çocuğu var, benim durumum belli zaten hepsi birleşince bunları çok kafasına takmış Harun. Koğuş arkadaşları ‘sürekli sizi düşünüyor’ dediler. ‘Nasılsın’ diye sorduğumda da hep ‘Sizi düşünüyorum’ diye cevap veriyor.”

DAHA 25 YAŞINDAYKEN TUTUKLANDI

Kardeşim Mart 2017’de tutuklandığında daha 25 yaşındaydı. Birkaç ay sonra haziran, temmuz gibi rahatsızlandı. Daha önce böyle bir hastalığı yoktu. Bir anda titreme geliyor, ayılıyor, kitlenip kalıyor. İlk başta doktor epilepsi olabilir demişti. Sonrasında Bipolar denildi. Cezaevinde Bipolar tedavisi gördü.

KENDİNE ZARAR VEREBİLİR

Bipolarda bir depresyon, bir de mani dönemi oluyor. Mani döneminde çok enerjik kardeşim, kendine zarar verebiliyor. Uyumuyor, sürekli konuşuyor, koşuyor, kendini atabiliyor. Beş dakika önce depresyonda ise beş dakika sonra o enerjik dönemi yaşayabiliyor. Yani ne yapacağı belli değil.

3 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUK GİBİ


Harun Karateke, Bolu Cezaevinde yeğeniyle.

Önce Konya E Tipi Cezaevindeydi. Cezaevinin ağır şartları da hastalanmasında etkili oldu. İlk koğuşunda 45 kişi kalıyorlardı. Bir tuvalet, bir banyo vardı. Havalandırmaya, bahçe gibi olan o küçük yere çıkmaya iki günde bir hakkınız var. O da dakikayla. Tuvalete, banyoya sırayla gitmek zorundasınız, liste yapılıyor. Sıcak su belirli günlerde vardı. Kapalı görüş 15 dakikaydı. Açık görüş de 2 ayda birdi. Bir sürü sıkıntı. Telefon günümüzde ancak 1-2 dakika konuşabiliyoruz. Harun yemek yedin mi diye soruyorum. ‘Harun yemek yedi’ diyor, 3 yaşındaki bir çocuk gibi konuşuyor.

HASTALIK RAPORLARINI MAHKEME DOSYASINA EKLEDİK AMA…

Kardeşimin hastalığı başladığı dönemde abim trafik kazası geçirdi. Ameliyat oldu. Sonra benim eşim tutuklandı. Kendisini ziyarete gidemedik. Onun verdiği sıkıntıyla hem de ailede olan diğer sıkıntılardan dolayı sanırım hastalığı arttı.

Yargılanma süreci başlayınca hastalığına dair raporları, ilaç kullandığını, belgeleri dosyasına eklemiştik. O dönemde Konya’da pilot bir uygulama başlamıştı. Birkaç koğuşu karıştırdılar, adli suçlularla diğer tutukluları aynı koğuşa koydular. 3-4 ay adli suçlularla kaldı. Sonra tekrar değiştirdiler.

Ceza alınca kardeşimi Konya’dan Kayseri Cezaevi’ne gönderdiler. Konya çok kalabalıktı, ceza alanları başka yerlere gönderiyorlardı. Ağustos’a kadar Kayseri’de kaldı. Annemler de benim yanımda olduğu için Kayseri’ye gidip gelmek zor oluyordu. Bu yüzden kardeşimin sevkini, yargılanması bittikten sonra Bolu T Tipi Cezaevi’ne istedik. 8 aydır burada. Aslında 8 aydır iyiydi Harun. Doktorlar ilaç kullanmasına gerek kalmadı demişti. Ama birkaç haftadır durumu kötü, gittikçe kötüleşiyor.

YANIMIZA OTURDU, BİZİ FARK ETMEDİ BİLE



19 Mayıs’taki açık görüşümüzde de iyiydi. İğne vurmuşlardı. Eli, kaşının üstü biraz mordu, yeşile dönmüştü. Kaşı patlamış, çarpmış herhalde bir yere. Yanımızda 5-10 dakika duruyor, sonra gidiyor. En son geçtiğimiz salı günü görüştük. Hiç iyi değildi. Kendinde değildi. Böyle bir şey beklemiyorduk. Yanımıza oturdu, bizi fark etmedi bile. Varmışız yokmuşuz… Bir ara ‘Aa abla hoşgeldiniz’ dedi, sonra kendine kendine bir şeyler konuşmaya başladı, tekrar ‘Aa abla sen mi geldin’ dedi.

FENALAŞTI, KENDİNİ DUVARA ÇARPTI

Sonra fenalaştı, kendini duvara çarptı. Gardiyanlara sordum, bir sıkıntı mı oldu, kardeşim böyle değildi ne oldu diye. Onlar da fenalaştığını ve henüz doktorun görmediğini söylediler. Onun hakkında konuştuğumuzu anlayınca ‘Ben gidiyorum’ dedi kalkıp koşmaya başladı, 7-8 kişi tutmaya çalıştı, kendine bir şey yapacak diye. Koğuşa götürdüler. Revire götürülmesi lazım. Şu an doktor yok, psikiyatrist yok, revirde de kimse yok, yarına kadar bekleyeceğiz dediler. Tek başına koğuşa götürüp bıraktılar.

HERKES BAŞKA BİR ŞEY SÖYLÜYOR

Bilgi almaya gittik geçen hafta. Biz ilaçlarını veriyoruz, doktora götürüyoruz, yarın da doktora gidecek, daha fazla da bilgi veremeyiz, dediler. Revir görevlisi diyor ki, ilacını veriyoruz, içiriyoruz, hastanedeki doktor diyor ki, ilacını veriyorlar, ama Harun içmiyor. Koğuştakiler de diyor ki, ilacını vermiyorlar, Harun içmek istiyor, ilacı geldiğinde içiyor. Yani herkes başka bir şey söylüyor. Burada kalamaz diye rapor almak için başvurular yapıldı. Ancak Adli Tıp onay verirse tahliye olabilecek.


Kaynak: BOLD MEDYA
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ