"Birileri belki de içinden bize 'Mahşer ortamını hatırlatma' diyordur. Ama o gün gelecek"

Karar yazarı Ahmet Taşgetiren, "Bir dönem evet Ak Parti’ye karşı zulüm icra edildi, ama sonra, bizzat Ak Parti iktidarı zulmün icracısı haline geldi" diye yazdı.


Türkiye’de ‘yargı marifetiyle işlenen zulüm vakası'nın, Adalet Bakanı Gül’ün sözlerine yansıyan kadar basit olmadığını kaydeden Taşgetiren, ‘Bence zulümden. İktidarlarını çok önemseyenler, zulümle iç içe yürümekten kaçınsınlar. Kurtulsunlar. Geç bile kaldıklarını görecekler. Bakanın sözleri zulmü bildiğini ortaya koyuyor. Zulüm onun bildiğinden çok çok daha büyük alanları yakıyor’ ifadelerini kullandı.

Ahmet Taşgetiren 16 Kasım 2020 tarihli ‘Ekonomi mi götürür zulüm mü?’ başlıklı yazısında şunları yazdı:


Sonra şu fe.ö yargılamaları. Bir kere önce şunları not edelim:

-Herkes Gülen'in vaazlarını dinledi. Camide dinledi, kasetlerde dinledi. Yıllarca dinledi. Diyanet cami tahsis etti Gülen’e… Ne Diyanet’ten ne İlahiyatlar’dan, bireysel eleştiriler dışında “Bu vaazların şu kadarı sakat” gibi bir rapor çıkmadı. Öyle mi?

-Herkes okullarında okuttu çocuklarını. Bunlara Ak Parti’nin pek çok milletvekili dahil. Eğitim yatırımlarına gıpta ile bakıldı.

-Demirel gibi, Özal gibi, Ecevit gibi, Çiller gibi, Hikmet Çetin gibi Devlet ve Hükümet Başkanları dahil, pek çok kişi, Gülen’in yurt yaşındaki eğitim yatırımlarına destek verdi, referans oldu. Bu okulların CIA ile bağlantısı olduğu iddiası, genelde sol cenahın görüşü idi.

-Türkçe Olimpiyatlarını herkes destekledi. En son Türkçe olimpiyadında da Erdoğan konuştu.

-Yargıdaki, Emniyet’teki tüm yapılanmaları Ak Parti iktidarının sayesinde oldu. Bunlardan Tayyip Erdoğan’ın haberinin olmadığını kimse söyleyemez. Ya da şöyle söyleyelim: Bunları Erdoğan’a rağmen kimse yapamaz.

-Bütün bakanlıklarda “İmam” diye nitelenen isimler bulundu, Cemaat’in işlerini takip etti. fe.ö fe.ö oluncaya kadar “İmam”lardan şikayet duyan var mı?

-Bu yapının kurduğu üniversitelerin tamamı Ak Parti iktidarının destekleriyle oluştu.Çok açık söyleyelim: Bir Paralel Devlet Yapılanması (PDY) oluşmuşsa, bu, başta Ak Parti iktidarı olmak üzere tüm Devlet’in himayesi sayesinde olmuştur. Devletin MİTiyle, TSKsı ile ve siyaseti ile “fark etme” katsayısının düşüklüğü ayrıca tahlil edilmeli.

-Niye 17/25 Aralık diye bir milad var? O zamana kadar iktidarla bu yapının birlikte işlediği günahların görülmemesi için. Yılandan söz ediliyorsa, yıllarca beslenip büyütülen yılan iktidarı soktu da onun için.

Şimdi gelelim Gülen Hareketi'nin “terör örgütü” haline gelmesine ve ondan sonra yargının işleyişine.



“İrtibat – iltisak”diye bir suç üreterek sadece cemaate sempati duyan, bir şekilde ilişiği olan herkesi, aslında süreç içinde nerede ise herhangi bir zamanda herhangi bir “cemaat aidiyeti”ni ateşin içine atma gerekçesi oluştururcasına terör suçlusu haline getiren… bir yargı düzeni.



Diğer cemaatler, farkında değiller ki, Ak Parti iktidarının, hani şu bizim dindar kadrolarımızın oluşturduğu emsal, yarın biraz kötü niyetli başka iktidarlar tarafından herkesin boynuna ilmek geçirecek. Herkesi “Legal görünümlü illegal yapı” diye damgalayıp hesaba çekecek? Çoluğu çocuğu, kadını erkeği ile… Masum sohbetler mi dediniz, işte piknikte Risale okumak suç unsuru olarak kullanıldı bu dönemde.

…30 bin kişi içerde. 100 bini aşkın insan KHK mağduru. Alınlarına “Terör damgası” vurulmuş 30 bin kişi. 100 bini aşkın yargısız infaz. Söyleyip duruyorum, bu 30 bin insanın – ya da onca KHK’lının yüzde kaçı gerçekten terörist? Ve bir tek kişi masumsa, onun hesabı nasıl verilecek? Birileri belki de içinden bize “Mahşer ortamını hatırlatma” diyordur. Ama o gün gelecek.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ