Aktifhaber
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM
No Result
View All Result
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM
No Result
View All Result
Aktifhaber
No Result
View All Result

Ekrem İmamoğlu: Kürtçe’ye, Ermenice’ye, Lazca’ya kim mani olabilir?

by aktifhabercom
April 18, 2019
Ekrem İmamoğlu: Kürtçe’ye, Ermenice’ye, Lazca’ya kim mani olabilir?
5k
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Bu Haberlerdeİlginizi Çekebilir

Merkez Bankası başkan yardımcılığına iki atama

Merkez Bankası başkan yardımcılığına iki atama

February 2, 2026
5k
Almanya’dan en çok “mali teşvikli geri dönüş” Türkiye’ye

Almanya’dan en çok “mali teşvikli geri dönüş” Türkiye’ye

February 2, 2026
5.1k

İmamoğlu, Türkiye’yi ve dünyayı anlamadan İstanbul gibi bir kenti yönetirim demenin büyük bir yanılgı olacağını belirterek, “Türkiye’yi hissederek İstanbul’u yönetmeyi elbette hedefliyorum ve bunu da başaracağım” dedi.

31 Mart yerel seçimlerinde büyük bir sürprize imza atarak CHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü kadar İstanbul’a da penceresini açan ve analiz eden bir anlayış içinde olduğu için bu seçimlerde başarı sağladığını söyledi.

Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da “partizanlığı” yok edeceğini savundu, Kürt sorunu konusunda düşüncelerini dile getirdi. İmamoğlu, Kürt hemşehrimin başka ihtiyaçları da vardır. Bana, ‘biz dilimizi öğrenmek istiyoruz’ diyorlar. Gayet doğal tabii” ifadelerini kullandı.

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın siyasette aktifken kullandığı dili takdir ettiğini vurgulayan İmamoğlu, Erbil ile İstanbul’un kardeş şehirler olması için herhangi bir engelin bulunmadığını söyledi.


Yeni İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Rûdaw’ın sorularını yanıtladı.

“Sizinle birlikte muhalefet adına yeni bir liderlik mi doğuyor? Elde ettiğiniz tecrübe ve başarı sizi ileride Türkiye liderliğine taşıyacak bir işret veriyor mu?” sorusuna İmamoğlu, şöyle yanıt verdi: 

“Ben böyle bir hesap yapmam ya da böyle bir hesabın içinde hiç olmadım. Olaya şöyle bakarım; öncelikle siyaset meslek değil. Talip olduğumuz şey Belediye Başkanlığı ve bu bir görev. Sizi millet seçiyor, demokrasiye inanan birisiyim. Beni seçtikleri an itibariyle de seçildiğim göreve konsantre olurum…

Dolayısıyla böyle bir sürecin başlangıcında hemen kariyer adına, ‘bu da olur muyum?’ diye asla plan yapmam. İnsanı özellikle halka hizmet noktasında yukarıya doğru taşıyan en önemli unsur şudur; kararı siz vermiyorsanız doğru bir yoldasınızdır. Kararı toplum verir. Dolayısıyla bundan sonra siyasetteki kariyerime de elde edeceğim başarılardan sonra toplum karar verecektir. Liderlik zaten ‘ben liderim’ demekle olmuyor. Toplum liderliği benimserse, kabul ederse var oluyor. O bakımdan bu zamanla ortaya çıkabilecek bir şey, şu andan tespit edilip onaylanacak bir şey değil.”

İstanbul’un ve Türkiye’nin en büyük sorunu partizanlık olduğunu belirten İmamoğlu, “Şu anda İstanbul’u yöneten kişiler partisi için çalışıyor. Hata belki partisinin yöneticileri için çalışıyor. Kendisi için çalışıyor. Bence bu anlayış değişmeli. Partiler siyasal süreçte birer hizmet aracıdır. Yönetime geldiğiniz andan itibaren sizi oraya getiren halkı düşünmeli ve onlara hizmet etmelisiniz, aldatmamalısınız. Kazanmak için her yol mubahtır dememelisiniz. İnsanı kazanmanın, insanların rahatını sağlamanın en önemli unsur olmasını sağlamalısınız. Dolayısıyla dayanak olarak en başta bunu seçtim. Partizanlığı yok edeceğim, herkesi kucaklayacağım dedim” ifadelerini kullandı. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul’da yaşayan 16 milyon insanın ortak değeri olduğunu belirten Ekrem İmamoğlu, şöyle dedi:

“İstanbul’da yaşıyorsanız benim kadar sizin de hakkınız var, bu kadar net. Hiç kimsenin bir birinden üstünlüğü yok. İstanbul kentini oluşturan nüfusla ilgili herkesin bir iddiaları var. Ama bu beni ilgilendirmiyor. Beni 16 milyon insan ve bu insanların duyguları ilgilendiriyor. Bunun içerisinde inanç özgürlüğü çok temel bir şey. Yani bir inanç grubunun hâkimiyeti değil, her inanç grubun kendi alanında özgürce inancını yerine getirebilme özgürlüğü çok önemli bir şey. Yaşam özgürlüğü çok önemli. Bu yaşam özgürlüğünden bahsederken ebette ki şehrin kurallarına uyacaksınız, ebetteki şehrin prensiplerine sahip çıkacaksınız ama yaşam alanlarınız da kendinize özgün, haklarıyla yaşamınızı sürdüreceksiniz. Çevre, eğitim vs. bütün bu kavramlar herkes için geçerli. Yani benim Kürt hemşehrilerin çocuğu için ayrı bir gelecek tasarlayacağım veya Türk hemşehrimin çocukları için ayrı, ya da başka bir etnik köken için ayrı bir gelecek tasarlayacağım mümkün değil. Böyle bir anlayışı zaten şehirde yaşatamazsınız. 

Özellikle son dönemlerde yakın dönem büyük göçlerin belli bir kısmını Kürt vatandaşlarımızın göçü. Belirli sebeplerden dolayı tabi. Burada çok önemli bir şey var. Kesinlikle intibak meselesi var ve bunu aşmamız lazım. En başta kim burada sıkıntı çekiyor kadınlar ve çocuklar çekiyor. Sıkıntıyı çeken kitlelerle ilgili, intibak sürecini hızlandırıcı, kente uyum sağlayan ve uyum sağlarken kentle birleşebilen örneğin kadınların iş gücüne katılmasını sağlamak gibi. Veya çocuklarının daha iyi eğitim almalarına fırsat tanımak gibi. Yaptığımız araştırmalarda okul öncesi eğitime en az katılan özellikle şehrin varoş diye tabir edilen bölgelerinden olduğunu görüyoruz ki ben İstanbul’da böyle tarif edilen yerler kalsın istemiyorum. Dolayısıyla biz onları da hayat tutundurmalıyız. Bu tür problemleri aşmak benim Kürt hemşehrime de hizmet etmem anlamına geliyor.

Kürt hemşehrimin başka ihtiyaçları da vardır. Bana diyorlar ki ‘biz dilimizi öğrenmek istiyoruz’. Gayet doğal tabi. Kendi ilçemizde bile bu talepte bulunan insanların Belediyenin yapabileceği bir kurstur bir eğitimdir bunda hiçbir sıkıntı yok ki. Bırakın benim Kürt vatandaşlarımı. Nijeryalısı geliyor diyor ki ben şu dili öğrenmek istiyorum. Yine ilçemde yaşadığım bir konu ev ziyaretleri esnasında üç dört kadın grubuna katıldım, oy da aldığımız bir kitle değildi. Dediler ki, “Başkanım Arapça kursuna ihtiyacımız var” dediler. Bilmiyordum Neden diye sordum ilahiyat okuduklarını söylediler. Açık öğretimde ilahiyat olduğunu gerçekten bilmiyordum ama üç yıldır Beylikdüzü’nde Arapça kurslarımız var. Toplumun ihtiyacı olan her unsuru karşılamakla yükümlüsünüz.”

CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun “Belediyenin kültür programlarında Kürtçeyi de görebilecek miyiz?” sorusuna yanıtı ise şöyle oldu: 

“Niye olmasın? Bir kültür programında Kürtçe şarkı söyleyen bir gurubun gelip orada şarkı söylemesine kim mani olabilir? Kürtçe de söyleyebilir, Lazca da, Ermenice de söyleyebilir.  Bu şehirde biz dünyanın her bölgesinden insanları getirip onların kültürlerini sahneliyorsak benim vatandaşımın diliyle orada bir kültürel faaliyette bulunamasa neden karşı olalım? Bunları aşmamız lazım. Bu toplum bunları aşarsa inanın en büyük kardeşlik, en büyük birlik orada olur. Benim ana unsurlarım var. Ben vatanımı ve milletimi çok seviyorum, topraklarımı çok seviyorum, her karışını ayrı seviyorum. Ben bu vatanın insanlarına hayranım. Diyarbakır’a, Muş’a, Erzurum’a da hayranım. Rize’ye de Sinop’a da, Kastamonu’ya da hayranım. Her yerin ayrı bir rengi, ayrı bir sıcaklığı var. Biz kısıtlayarak kardeşliği yaratamayız. O kardeşliği yaratmak için insanların özgürlüğü hissetmeleri lazım. Gerçekten ihmal etiğimiz, sıkıntı çektiğimiz taraflar var. Geçmişte yapılan hatalar var. Olabilir, biz hatalarımızla bir aradayız. Biz niye 2019 yılındayız e o zaman 1700 küsurlarda yaşayalım bu mümkün değil. 2019’da yaşıyorsak geçmişten bu güne gelen tecrübelerle bu günün mükemmelini yakalamakla ve geleceğe daha iyi bir Türkiye bırakmakla mükellefiz. Ben bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmaktayım, ben bu ülkenin bayrağına ve milli birliğine sahip çıkmaktayım. Milli birlikten kastım burada yaşayan insanların halkların birlikteliğinden bahsediyoruz.”

Ekrem İmamoğlu, Kürt sorunu hakkındaki düşüncesini ise şöyle anlattı:

“Aslında olaya etnik tanım üzerinden “sorun” dediğiniz zaman sanki Kürt vatandaşlarıma haksızlık yapılıyormuş gibi bir hisse kapılıyorum. Aslında olaya “Kürt sorunu” gibi değil de biraz daha insani gözle bakmak gerekiyor. Baktığınızda aslında o zaman etkinleştirirsek işi bazı konular aslında hepimizi ilgilendiriyor. Örneğin bu ülkede gelir adaletsizliği var mı? Evet var. Bu temel sorunlardan bir tanesi, e bunun Kürt sorunu ile hiç bağlantısı yok kardeşim dediklerinde, sadece Kürt kardeşimin dilini mi konuşacağız, hayır bağlantısı var ekonomik bağlantıları var, eğitimsel bağlantıları var. Dolayısıyla “Kürt sorunu” dediğimiz zaman o bile ayrımcılık başlatıyor. Hâlbuki eşitlenme duygusu yurttaş eşitliğinden bahsetmeliyiz. Diğer türlü başka etnik kavramlar ürettikçe bu vatanı bölmeye başlıyorsunuz. Her etnik kavram başka etnik grupların içerisinde kendine has değerlere kilitlenmesine veya orada kendine muhafaza alanı üretmesine neden olur ki bu sefer tepki doğuran başka bir gurubun varlığını sanki tanımlamış olur. Ben buna karşıyım. Ben İstanbul ittifakı, 16 milyon yurtsever insanın ittifakı diyorum. 16 milyon bu şehre bağlı yurttaş diyorum. Bu kavramları bu şehirde canlı tutuğunuz zaman ki benim tabirini kabul etmediğim Kürt sorununu da çözmüş olursunuz, başka sorunları da çözmüş olursunuz. Eşitlenme duygusu çok değerli bir şey. Bu aslında evrensel demokrasinin değerlerini bu şehre ya da bu ülkeye yansıtabilmektir. Uluslararası düzeyde ve başka ülkelerde bunun uygulanmış biçimleri var. Ama işi bu kadar mikro guruplara, etnik kökenlere, hata bazen inanç gruplarına dağıttığınız an sorunu büyütüyorsunuz, çözüm de çıkmıyor oradan.”

Söyleşinin özeti şöyle: 

Seçimlerden önce Selahattin Demirtaş’ın bir twit attığı ve böylece Kürt seçmenin oylarını size konsolide ettiği belirtiliyor. Bunu duyduğunuzda ne hissettiniz?

Ben hukukun üstünlüğüne inanan biriyim. Hukukun yavaş işlediği ya da hukukta çifte standarttın oluştuğu yerde süreçlerin topluma bir fayda getirmeyeceği kanaatindeyim. Ben Sayın Demirtaş’la ilgili süreci birebir irdeledim, araştırdım ve bu konuda fikir sahibiyim dersem sizi de yanıltmış olurum. Ancak suçların netleşmediği ve insanların fikirleri nedeniyle ya da söyledikleri bazı sözlerden dolayı suçlandığında yaşadığı ızdırapları bu ülke geçmişte çokça çekti. Eğer örnek verirsek bunu yaşayanlardan biri de Sayın Cumhurbaşkanı. Dolayısıyla Sayın Demirtaş’ın siyasette aktif olduğu dönemde çizdiği çizgiyi beğenenlerden biriydim. Gerçekten de barışçıl, uzlaşmacı ve evrensel değerleri öne çıkaran dili vardı. Bundan da çok mutluluk duydum. Hatta kendi adıma bunun Türkiye için bir fırsat olabileceğini ve birçok duvarı yıkabileceğini de dile getirdim. Bugün de hala aynı kanaatteyim. O dilin geçerli olduğu bu ülkede çok daha mutlu olabileceğimizi görüyorum. Bu bağlamda böyle siyasi bir çizgisi olan bir insanın benim hakkımda pozitif bir şey söylemesi elbette beni mutlu etmiştir. Tabi bu söylem seçmende ne kadar etkili olur, olmaz bu benim tespit edebileceğim bir şey değil. Ama elbette beni mutlu etmiştir.

Türkiye 2003’ten sonra Bağdat ve özellikle Erbil ile yakın ekonomik, ticari ve siyasi ilişkilere sahip oldu. Fakat bağımsızlık referandumundan sonra Erbil ile bu ilişkiler aksadı. İstanbul’da Erbil merkezli 270 küsur şirket vardı ve bölge ile ticaretin gelişmesine katkıda bulunuyorlardı. Ancak onların da tamamı çekildi. Yeniden Erbil’den buraya bir yatırım olması ve yeniden böyle bir sürecin başlatılması için girişiminiz olacak mı?

Türkiye’nin Ortadoğu’da ve doğu Avrupa’da çok önemli bir konuma sahip.  Bu anlamda Türkiye’nin vazifeleri var. Mesela demokrasinin beşiği olmalısınız. İyi şehircilik uygulamalarının merkezi olmalısınız. Çevrenizde barışın teminatı ve barışçıl politikaların öncüsü olmalısınız. Dolayısıyla komşularla sürdürülen politikalarda barışçıl olma, ilişkilerin kuvvetlendirilmesi ve ticaretin geliştirilmesinin bu ülkenin çıkarına olduğunu biliyorum. Ülkemiz diğer ülkelere sırt çevirerek gelişemez. Bu anlamda lokomotif güçlerden birisi İstanbul kenti olmalı. Zira İstanbul Türkiye’nin motor gücü konumundadır. Sadece Erbil’de değil, diğer tüm yakın başkentlerde, mesela Suriye’de ilk önce barış olsun isterim. Şam’la ilişkilerin düzelmesini isterim. Barış şu anda Türkiye’nin her tarafına yayılmış milyonlarca insanın vatanına dönmesi anlamına geliyor. Bu bakımdan her şehirle barışçıl bir dil kullanan, ticaret yapan, turizm yapan, ilişki kuran bir dilin elçisi olmaya hazırız.

Mülteciler hakkında söylediğiniz bir söz yanlış anlaşıldı…

Hayır, yanlış anlaşılmadı, yanlış yazıldı.     

İstanbul’da çok sayıda Suriyeli mülteci var ve vatanlarına dönmesinden yanayız diye bir söyleminiz var, bu söylerken neyi kastediyorsunuz?

Üç aşamalı bir politika bu. Bir dedim ki, biz bu ülkede büyük mağduriyet yaşayan mülteciler olduğunun farkındayız, özellikle kadınlar ve çocuklar. Ben sokak sokak geziyorum.  Perişan haldeki çocuklar ve çocuk yaşta evlilik yapan kızlar var en nihayetinde insan bunlar. Bu trajedilerin bir daha yaşanmaması adına birebir tespit edip yerel politikalar üzerinden hem sosyolojik, hem maddi ve hem de manevi destek sunma konusunda kendimizi sorumlu hissediyoruz. Bu anlamda yerel politikalar geliştireceğiz dedik. İkincisi, Türkiye’nin ulusal politikasına katkı sunan öncü politikalar geliştirme konusunda bir laboratuvar gibi davranan, sesi çıkan bir yönetim olacağız dedik.  “E ne yapalım Ankara böyle düşünüyor biz de böyle düşünüyoruz” demeyeceğiz. Üç, uluslararası arenada bu sesi dillendiren, gidip konuşan, anlatan bir konumda olacağız. Ben bu konuda aynen şunu dedim; “Ey emperyalist dünya, sadece bu ülkenin toprakları altındaki petrolleri düşüneceğinize ve bunun üzerinden bir çıkar dünyası oluşturacağınıza toprağın üzerindeki barışı hep beraber inşa edelim.” Sadece Türkiye’de değil, Ürdün’de de bir o kadar mülteci var. 6-7 milyon insan dünyaya savrulmuş durumda. Kim vatanında yaşamak istemez ki? Dolayısıyla bu insanların yuvalarına ve vatanlarına dönmelerini sağlamalıyız.

Yani bunun altyapısının oluşturulması gerekiyor diyorsunuz…

Aynen öyle. Üç politika sıraladım. Mülteci politikasında başlangıç doğru değildi, böyle yönetemezsiniz. Sınırlarınızı açarak bir anda İstanbul’a bir milyon mülteci almanız, bu dünyanın hiçbir ülkesinin kaldırabileceği bir sistem değil. Kaldı ki bu bir mülteci süreci de değildir. Bu aynı anda bir topluluğun başka bir toprağa veya topluluğu taşırılmasıdır. Dünya buna tedbir almazsa yarın öbür gün bu tür toplu yer değiştirmeler her ülkenin kapısını çalabilir. Dolayısıyla bu uluslararası bir sorundur. Ama sorunun çözümünde 16 milyonluk bir kentin, 1 milyon Suriyeli misafiri eden bir kentin sözcüsü olacağım, konuşacağım. Çünkü birebir bu sorunu yaşayan insanım ben. Sokaklarda artık çatışmalar başladı. İstanbul’da bu nüfusla uyuşamayan, kavga eden ve benim ekmeğimi elimden alıyorlar diyen insanlar var.

Sosyal medyada sizinle röportaj yapacağımızı duyurduğumuzda Erbil’den bir arkadaşımız, “İstanbul’un Erbil’i kardeş şehir seçmesini isteriz, bu olur mu?” sorusunu size sormamızı istedi. Ne bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Olabilir tabi, konuşuruz. Tabi kardeş şehir politikaları sürdürülebilir olmalı. İlçe düzeyinde de bunu yaparken çok araştırdık. Çünkü bazen anlık karar veriyorsunuz ama çok işlemiyor. İlk önce kardeş kent politikaları ne durumda, neler yapılmış, onları analiz edeceğiz. Ama Erbil artık o bölgenin önemli bir kenti ve önemli bir ticaret merkezi. Orada ticaret yapan çok arkadaşım var ve beklentileri oldukça yüksek. Erbil’in hızlı geliştiğini de biliyorum. Bu bağlamda mutlaka düşünürüz. Karşılıklı diyaloglar kurar, konuşur ve hep birlikte karar veririz.

ShareTweet
Previous Post

İstanbul Havalimanı taksi ücretleri dudak uçuklattı

Next Post

Seçim sonrası 4500 memur KESK’e bağlı Tüm Bel-Sen’e geçti

İLGİLİHABERLER

Merkez Bankası başkan yardımcılığına iki atama
GÜNDEM

Merkez Bankası başkan yardımcılığına iki atama

February 2, 2026
5k
Almanya’dan en çok “mali teşvikli geri dönüş” Türkiye’ye
DÜNYA

Almanya’dan en çok “mali teşvikli geri dönüş” Türkiye’ye

February 2, 2026
5.1k
Yargıtay kararı bozdu: 4. evre kanser hastası Ferah öğretmen tahliye edildi
GÜNDEM

Yargıtay kararı bozdu: 4. evre kanser hastası Ferah öğretmen tahliye edildi

February 2, 2026
5k
Tuğba Tanık, SGK ödeme listesinden çıkarılan ilacı için verdiği hukuk mücadelesini AYM’ye taşıdı 
GÜNDEM

Tuğba Tanık, SGK ödeme listesinden çıkarılan ilacı için verdiği hukuk mücadelesini AYM’ye taşıdı 

February 2, 2026
5k
AKP’li belediyeye yönelik yolsuzluk davasında tüm tutuklu sanıklar tahliye edildi
GÜNDEM

AKP’li belediyeye yönelik yolsuzluk davasında tüm tutuklu sanıklar tahliye edildi

February 2, 2026
5k
Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku: 6 yıl sonra bir sır öğrendik
GÜNDEM

Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku: 6 yıl sonra bir sır öğrendik

February 2, 2026
5.1k
Daha Fazla Haber
Merkez Bankası başkan yardımcılığına iki atama

Merkez Bankası başkan yardımcılığına iki atama

February 2, 2026
5k
Sakarya’da kız öğrenci yurdunda patlama

Sakarya’da kız öğrenci yurdunda patlama

February 2, 2026
5k
Esenler’de yanan iş yerinde 2 ceset bulundu

Esenler’de yanan iş yerinde 2 ceset bulundu

February 2, 2026
5k
KYK yurtlarındaki hırsızlık ve taciz: 4 işçiye dava açıldı

KYK yurtlarındaki hırsızlık ve taciz: 4 işçiye dava açıldı

February 2, 2026
5k
AB’den bebek mamalarında toksinin düşürülmesi tavsiyesi

AB’den bebek mamalarında toksinin düşürülmesi tavsiyesi

February 2, 2026
5k
5 günlük bebeği darp eden hemşire başka bebeği de dövmüş

5 günlük bebeği darp eden hemşire başka bebeği de dövmüş

February 2, 2026
5k
Madagaskar’da Fytia siklonu 800 evi yıktı

Madagaskar’da Fytia siklonu 800 evi yıktı

February 2, 2026
5k
İstanbul’da kuvvetli yağışın ardından boğaza çamur aktı

İstanbul’da kuvvetli yağışın ardından boğaza çamur aktı

February 2, 2026
5k
Esenler’de raydan çıkan metro nedeniyle seferler aksıyor

Esenler’de raydan çıkan metro nedeniyle seferler aksıyor

February 2, 2026
5k
Maça çıkmıyor: Ronaldo haberi duyunca çıldırdı; Arabistan’ı tehdit etti

Maça çıkmıyor: Ronaldo haberi duyunca çıldırdı; Arabistan’ı tehdit etti

February 2, 2026
5.2k
Barış Murat Yağcı Survivor’dan döner dönmez gözaltına alındı

Barış Murat Yağcı Survivor’dan döner dönmez gözaltına alındı

February 2, 2026
5.1k
Veysel Şahin soruşturması: Şeref Yazıcı’nın 500 milyon dolarlık malvarlığına el konuldu

Veysel Şahin soruşturması: Şeref Yazıcı’nın 500 milyon dolarlık malvarlığına el konuldu

February 2, 2026
5.1k
Kadrodan çıkarıldı: Fenerbahçe servet ödediği yıldızın sözleşmesini feshediyor

Kadrodan çıkarıldı: Fenerbahçe servet ödediği yıldızın sözleşmesini feshediyor

February 2, 2026
5.1k
AKP’li başkanın ‘yağmurda olta’ kurgusu, belediyenin kamerasına takıldı

AKP’li başkanın ‘yağmurda olta’ kurgusu, belediyenin kamerasına takıldı

February 2, 2026
5.1k
19 yaşındaki Türk, Athletic Bilbao tarihine geçti

19 yaşındaki Türk, Athletic Bilbao tarihine geçti

February 2, 2026
5.1k
Aktifhaber

© 2022 - - Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. İzin alınmadan kopyalanamaz.J.

MENU

  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER

BİZİ TAKİP EDİN

No Result
View All Result
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM

© 2022 - - Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. İzin alınmadan kopyalanamaz.J.