Kulislere yansıyan bilgilerde, YSK başkanı olmak isteyen bir Yargıtay üyesinin Adalet Bakanı Akın Gürlek ve yeni bakanlık bürokrasisine ziyaretler yaptığı iddia edildi. AKP’li bir kurmay, “Seçim yargısı işlemezse, kurul kendi kendini sabote eder. Burada alınacak yanlış bir karar, tüm siyasi partilere dinamit atmaktır. Aksi durumda herkes seçim iptal ettirir, kongre iptal ettirir, sadece rakiplerinizi değil, siyaset kurumunu yok edersiniz” değerlendirmesini yaptı.
Nefes yazarı Nuray Babacan, YSK başkanlığı için yarışan bir Yargıtay üyesine ilişkin kulis bilgileri aktardı. Babacan’ın yazısı şöyle:
“Yüksek Seçim Kurulu’nun yeni üyelerinin seçimiyle ilgili sürecin sonuçları, yakın siyasi tarih ve önümüzdeki genel seçim için çok önemli olacak. Hem seçimin hem siyasi partilerin güvencesi olan bu kurul, belki tarihindeki en kritik dönemi yaşayacak.
Yeni YSK’ya, daha doğrusu ‘seçim yargısına’ yüklenen bu anlamın nedeni; son yıllarda hukukun nasıl eğilip, bükülebildiğine ilişkin örnekler. O yüzden bu mayın tarlasında seçimin, seçmenin ve siyasi partilerin hukukunu koruyacak kararlar çok önemli olacak.
“Seçim yargısı işlemezse, kurul kendi kendini sabote eder. Burada alınacak yanlış bir karar, tüm siyasi partilere dinamit atmaktır. Aksi durumda herkes seçim iptal ettirir, kongre iptal ettirir, sadece rakiplerinizi değil, siyaset kurumunu yok edersiniz. Eğer, YSK kararlarıyla objektif olduğuna dair inanç oluşturulmazsa, siyasi partiler, ‘tüm pisliği sandıkta yapın sonra nasıl olsa YSK’dan dönmez’ ruh haline sahip olurlar…”
Bu değerlendirme, iktidar partisinde CHP kongrelerine yönelik operasyonları eleştiren, CHP’ye kayyum atanmasının söz konusu bile edilmemesi gerektiğini söyleyen bir AKP’li kurmaya ait.
Halen göreve devam eden Yargıtay üyeleri Serdar Mutta, Talip Bakır ve Celal Albay’ın başkan olmak için iktidar partisinde kulis çalışmaları yaptığını yazmıştık.
Son günlerde gelen bir bilgiye göre, bu üyelerden biri, yeni Adalet Bakanı ve yeni atanan Adalet Bakanlığı bürokrasisinde turlara başlamış. Başkan adayı olmak için AKP’yi değil de Adalet Bakanlığı koridorlarını tercih etmesi ilginç geldi.
Böyle bir kurgunun, her şeye rağmen bağımsız görünen YSK’nın yapısına gölge düşürmesinden endişe ediliyor.”























