Çatalca’da bir ilkokulda din dersi öğretmeni olarak görev yaparken Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen öğretmen Talha Dalkıran (56), dün gece Balıkesir’in Edremit ilçesinde hayatını kaybetti.
Bir aile yakınının aktardığına göre Dalkıran, gece sahura kalktığı sırada başı dönerek düştü ve çenesini vurdu. Ardından ağzından ve kulağından kan geldi. Ambulans çağırmak yerine kendi imkânlarıyla hastaneye giden Dalkıran için ilk etapta beyin kanaması şüphesi üzerinde duruldu. Ancak yapılan kontrollerde beyin kanaması olmadığı anlaşıldı. Hastanede müşahede altındayken dalak yırtılması ve iç kanama tespit edildi. Saat 04.00-05.00 sıralarında acil ameliyata alınan Dalkıran, operasyonun ardından yoğun bakıma alındı ancak gece saatlerinde yaşamını yitirdi.
ZEYTİN BUDAMA, SİLKME, BAKIM, PARKE TAŞI DÖŞEME, PERDE YIKAMA, BAKLAVA İMALATI… HER TÜRLÜ İŞTE ÇALIŞTI
İhraç edildikten sonra Edremit’e taşınan Dalkıran, öğretmenliğe dönme umudunu hiç kaybetmeden geçimini sağlamak için farklı işlerde çalıştı. İlk olarak stor perde yıkama işinde çalışan Dalkıran, iş yerinin kapanmasının ardından inşaatlarda çalıştı. Zeytin sezonlarında zeytin topladı, budama ve bakım işlerinde bulundu. Bir süre önce de bir baklava imalathanesinde işe başlamış ve bu işinden memnun olduğu ifade edildi. Zeytin işleri, parke taşı döşeme, perde yıkama ve baklava imalatı gibi ağır işlerde çalışan Dalkıran, aynı zamanda yaşlı babasına ve kayınpederine de destek olmaya çalıştı. Yaklaşık bir yıl önce babasını da kaybetmişti.
EVİNDE BAYGIN BULUNAN KHK'LI ÖĞRETMEN VEFAT ETTİ
— Sevinç Özarslan (@sevincozarslan) March 18, 2026
Balıkesir Edremit'teki evinin koridorunda baygın bulunan ve kaldırıldığı hastanede acil ameliyata alınan Talha Dalkıran dün gece hayatını kaybetti.
Dalkıran birkaç ay önce soğuk bir aralık sabahında işe giderken çektiği… pic.twitter.com/idZ8HC4UHR
DOĞUŞTAN ZİHİNSEL ENGELLİ OLAN OĞLU BABASIZ KALDI
Dalkıran’ın biri doğuştan engelli olmak üzere iki oğlu bulunuyor. 24 yaşındaki engelli oğlu tekerlekli sandalye kullanıyor ve tüm ihtiyaçları için yardıma ihtiyaç duyuyordu. Ailenin aktardığına göre, oğlunun “Babam ölürse bana kim bakar?” endişesini sık sık dile getirdiği öğrenildi. Vefat haberinin ardından oğlunun, “Hem annemi hem en yakın arkadaşımı kaybettim” dediği belirtildi.
İhraç sonrası hakkında gözaltı ya da tutuklama gibi bir adli işlem uygulanmadığı, buna rağmen idari başvurularının reddedildiği ifade edildi. Yakınları tarafından “çok sevilen ve iyi bir insan” olarak tanımlanan Dalkıran’ın Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni dereceyle kazandığı, başarıyla tamamladığı ve üç kuşaktır imam ve ilahiyatçı bir aileden geldiği belirtildi.
“BİZE BU ZULMÜ YAPANLAR YATAĞINDA RAHAT UYUYOR”
Aralık ayında sosyal medyada paylaşılan bir videosunda Dalkıran, yaşadıklarına ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:
“Evet, Aralık ayının son günleri… Yine bir sabah ve işimize gidiyoruz. Yine ezan… Tabii ki ezan ve şehadet, dinin temeli. Ebedî yurdun üstünde hep inlemeli. Namaz dinin direğidir. Peygamber Efendimiz de ‘Es-salâtü imâdü’d-dîn’ buyuruyor. Her zaman söylediğimiz gibi, öğretmenlik mesleğinden ihraç olalı sekiz buçuk, dokuz sene oldu. Henüz ne bu yaşananlar aklımızdan çıktı ne de bize yapılan bu zulüm. Ama zulmü yapanlar maalesef rahat şekilde uyuyor. Uyusunlar bakalım… Bu yerin üstü olduğu gibi altı da var. Orada nasıl hesap verecekler, onu onlar düşünsün. Şuradaki 15-20 yıllık geride kalan hayatlarını rahat şekilde sürdürebiliyorlarsa sürdürsünler. Biz kendimizden eminiz Allah’ın izniyle. Kimseye ne haksızlık yapmaya, ne zulmetmeye, ne de bir kul hakkına girmeye gayret gösterdik. Allah onların yardımcısı olsun. Cenab-ı Hak da bize yaşatılan bu zulmün karşılığını, mazlum olarak ahirette karşımıza çıkarsın inşallah. Hani buyuruluyor ya, ‘Mazlum ile benim aramda perde yoktur.’ İnşallah öyledir. Ahirette Cenab-ı Hak ile karşı karşıya oluruz. Burada çektiklerimiz de orada bize mükâfat olarak döner.”
“İŞTEN ATTINIZ AMA YÜZÜMÜZDEKİ GÜLMEYİ ÇALAMADINIZ, BU DA SİZE DERT OLSUN”
Başka bir videoda ise, “Bu sabah çalışırken aklıma gerçekten Rıza’nın bir sözü geldi. Onunla başlamak istiyorum. Diyor ki, kendisine zulmedenlere karşı yalanlarınızla baş edemedim, bu bana dert oldu. Fakat size de boyun eğmedim, bu da dert olsun demişti. Biz de diyoruz ki, görevden bizi aldınız, ihraç ettiniz, ekmeğimizle oynadınız, bu bize dert oldu. Fakat bu yüzümüzdeki gülmeyi çalamadınız, bu da size dert olsun diyoruz.”























