Tr 724’ten Sevinç Özarslan’ın haberine göre, Antalya’da Gülen hareketine yönelik soruşturmalar kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezası verilen ve cezası Yargıtay tarafından onanan KHK’lı sınıf öğretmeni Arif Büyükgursak, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla yaşadığı durumu anlattı ve yetkililerden yardım istedi.
KHK ile ihraç edildikten sonra kuruyemiş satarak geçimini sağlamaya çalışan, bir çocuk babası Büyükgursak, cezasının onandığını şu sözlerle duyurdu:
“Başta lenfoma kanseri olmak üzere 4 raporlu hastalığım ve yüzde 65 sürekli engelli raporu olduğum halde 6/3 olan cezam maalesef onandı bugün. Dua edin arkadaşlar çok kötüyüm. Maalesef cezam bozulur diye düşünürken onandı. Yarın ilk iş karar düzeltme vereceğim dua edin inşallah. Bugün oğlum bir taraftan, ben bir taraftan ağladık ama elimizden gelen bir şey yok. Elimde biraz incir, kayısı, kabak çekirdeği ve hurma çeşitleri var, satmam lazım.”
Sağlık durumunun ağır olduğunu belirten Büyükgursak, yaşadığı hastalıkları şöyle anlattı:
“2009 yılında B hücreli lenfoma kanseri teşhisi konuldu. Şükür birinci evreydi ama en ağır lenfoma türüydü. Ankara Cebeci Tıp’ta altı ay tedavi gördüm. Bunlar nüksedebilen türler. Baskılayıcı kür uyguladıkları için hastalık baskılandı ama nüks etme olasılığı var. Elliye yakın lenfoma türü var. B hücreli lenfoma, azgın tür oluyor. Lenfoma zaten, stres, üzün gibi nedenlerle oluyor. Kan kanserinin farklı bir versiyonu. Hematoloji bölümünde tedavi görüyoruz. Yılda bir kere Ankara’ya kontrole gidiyorum, Antalya’da üç ayda bir kontrolüm var. Hastalığı baskıladılar ama ilk tutuklandığımda cezaevi aşamasında tekrar bir nüks aşaması olunca beni tahliye ettiler. Zaten beni Sincan’a Ankara’da tedavi olduğum için gönderdiler.
Kanser hastalığına bağlı olarak sağ bacağımda kronik venöz yetmezliği var. Sağ ayaklarım sürekli şişiyor, ödem oluşuyor. Raporlu şeker hastasıyım. Nöropati hastalığım var. Ellerimde ve ayaklarımda sürekli yanma var. Sinirler zayıf olduğu için kemoterapiden sonra yanma oluyor. Kronik prostatit (idrar yolu iltihabı) var. 2024 tarihli yüzde 65 engelli raporum var. Yüzde 40’ı kanserden dolayı. Yüzde 25 diğer hastalıklar.”
”Ramazan arifesinde pazarda gözaltına alındım”
Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) Afyonkarahisar Şuhut Anayurt İlkokulu’nda sınıf öğretmeni olarak görev yaparken 1 Eylül 2016’da yayımlanan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilen Büyükgursak, Haziran 2017’de tutuklandı. Altı ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen öğretmene Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi, bir tanık ifadesine dayanarak ByLock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi.
Yaşadıklarını anlatan Büyükgursak şöyle konuştu:
“16 yıllık öğretmendim. Hep MEB’e bağlı çalıştım. Kimseyle bir ilgim, alakam yok. En son Afyon Şuhut Anayurt İlkokulu’nda görev yapıyordum. Daha önce Konya’da çalıştım, 12 yıl. Taşkent İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yaptım, 3 yıl. 2017 yılından Ramazan başlamadan arife günü Antalya’da pazar yerinde, çerez satarken gözaltına alındım. İki gün Antalya’da, iki gün Afyon’da gözaltında kaldım. Sonra tutukladılar. Biraz Afyon E Tipi Cezaevinde kaldım. Sonra Ankara Üniversitesi hematoloji bölümünde tedavi gördüğüm için Sincan’a gittik. En son Sincan’da sağlık nedeniyle tahliye oldum. Bir oğlum var, bu süreçte eşimle ayrıldık.”
2009 yılında lenfoma kanseri teşhisi konulan ve halen sağlık sorunlarıyla mücadele eden Arif Büyükgursak, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne 26 Aralık 2025’te sunduğu ek temyiz dilekçesinde durumunu şu sözlerle anlattı:
“Özellikle sırf tutuklanmamak için şahsıma açıkça iftira atan Ahmet Y. isimli kişinin hukuki menfaat içerikli ve tek taraflı beyanlarına olduğu gibi itibar edilerek mahkumiyetime kararı verilmesi, ‘savunma hakkımın’ ve ‘silahların eşitliği ilkesinin’ ihlaline neden olmuştur.
Sağlığımın ciddi derece tehlikede olduğu, kanser hastalığı teşhisinden ve engellik durumundan ötürü hayata tutunmakta zorlandığım şu günlerimde yaşadığım stres ve kaygının verdiği rahatsızlıklar yüzünden bu hastalığımın şiddeti artmış durumdadır.
Özellikle yargılandığım dosyada delillerin sağlıklı ele alınmaması, soyut tanık beyanına doğrudan itibar edilmesi, gerçeğin ortaya çıkması açısından tanığın beyanında geçen diğer şahısların da duruşmada dinlenilmemesi, yine ByLock iddiası ile ilgili TDT’nin rehber listesinde isimleri yazan kişilerin adli dosyalarının araştırılmaması, duruşma ortamında benimle yüzleştirme işlemi yapılmaması, ByLock isnadının örgütsel amaç için kullanılıp kullanılmadığı noktasında her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil ortaya konulmadan mahkumiyetime karar verilmesi beni derinden üzmüş ve bu üzüntüye bağlı olarak hastalığımın tetiklenmesi ile birlikte hayati fonksiyonlarım zayıflamıştır. Dolayısıyla gördüğüm lüzum üzerine iş bu ek temyiz dilekçemi tanzim etmiş bulunuyorum.”























