Yüzde 40+1 tartışması sürüyor: Çıtanın inmesi AKP’ye nasıl bir fayda sağlar?

Eski bakanlardan Faruk Çelik’in ortaya attığı yüzde 40+1 tartışması, tartışılmaya devam ediyor.



BBC Türkçe'den Ayşe Sayın imzalı haberde öncelikle Erdoğan’ın bir günde iki farklı tonda yaptığı açıklamalara dikkat çekiliyor ve önce "iktidarı, muhalefetiyle el ele vererek" böyle bir değişikliğin yapılabileceğine dair sözleri, ardından "muhalefet getirirse değerlendirebileceklerini" söylemesi anımsatılıyor.


AKP kulislerinde, "yüzde 40+1" önerisinin gündeme gelmesinin nedenlerine ilişkin çeşitli iddialar olduğu belirtilen haberde, asıl neden olarak AKP'nin oy oranının, tek başına bir anayasa değişikliğine yetmeyecek olması gösteriliyor. 

AKP'de yüzde 50+1 konusundaki en önemli yakınma konusunun ittifakları zorunlu kılması olduğu biliniyor. AKP'de de partinin kemik oyunun yüzde 40'larda olduğu, yüze 50+1 oy oranının aşağı çekilmesi halinde MHP ile ittifak baskısından kurtulma avantajı sağlayacağı ifade ediliyor. Hatta anayasa yapım sürecinde yüzde 50+1 kuralının daha çok MHP'nin talebi doğrultusunda anayasaya koyulduğu ifade ediliyor.

Ancak bir yandan da seçilme yeterliliğinin yüzde 40+1'e çekilmesinin bir başka sakıncası olarak da temsiliyet sorunu yaratması ve istikrarı bozma potansiyeli görüldüğü yorumu da vurgulanan bir başka detay. Bu oranın altındaki oyla seçilen cumhurbaşkanının, karşısındaki muhalefet kitlesi daha geniş olacağı için yönetmede sıkıntı yaşayacağı vurgusu yapılıyor. Partide ayrıca, böyle bir değişikliğin, kamuoyunda, "oyları düşüyor" algısına yol açacağı gibi, kısa sürede bir değişikliğe gidilmesinin, sistem zafiyetine yol açacağı değerlendirmesi de yapılıyor.

Yüzde 40+1 tartışmasına köşesinde yer veren Evrensel yazarı İhsan Çaralan da “Yüzde 40+1 tartışmasının arkasında ne var?” diye soruyor. Son yapılan anketlerin, AKP+MHP’nin sandıktan uzak durmak için her yola başvurup her mihnete katlanması gerektiğini gösterdiğini belirten Çaralan şöyle devam ediyor:

“Tek parti tek adam yönetiminin inşasında kararlı olduğu gibi, bir seçimle iktidarı kaybedebileceğini bir türlü hazmedemeyen bir siyasi mevzide duran Erdoğan ve AKP-MHP ittifakının, “Oyları böyle düştüğü halde iktidarda nasıl kalacakları” sorusu da gün geçtikçe büyümektedir… Burada da akla ister istemez, seçimi tümden ortadan kaldırmaya güçleri yetmeyeceğine göre, “Seçimin olduğu ama seçilenin önceden belli olduğu” bir siyasi ortamın yaratılması için müdahalelerin devreye sokulacağı ihtimali kalmaktadır. Örnekleri Orta Asya’daki bazı cumhuriyetlerde vardır!”

İktidarın muhalefeti sindirme yöntemlerinden de örnekler veriyor Çaralan:

“Muhalefet partilerinin gereken siyasi ortamın gerilmesi üstünden baskılanması gerekse bu partilerin içlerine operasyon yapılması, emniyet, savcılar, mahkemelerle bu partilerin kuşatılması. Ki, bunu da bir yandan Kılıçdaroğlu’na yönelik lince varan girişimler, Karamollaoğlu’nun MHP’li bir grup tarafından “Sivas Günleri”nde konuşturulmaması, Akşener’e yönelik tehditler, Davutoğlu ve Babacan’ın parti kurma girişimlerine karşı “hain” kampanyası açılması ve elbette ki, HDP’nin eş başkanları ve seçilmiş vekillerin tutuklanması, seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyum atanmasına, legal siyasetin dışına itilmesi için girişimler yapılmasına... varan yöntemler, muhalefeti etkisizleştirip sindirmeye yönelik amacın bugünkü işaretleridir.”

Eellerindeki sınırsız gibi görünen olanaklara karşın AKP-MHP ittifakının amacına varması, hiç kolay olmadığını belirten Çaralan “Eğer ülkemizdeki demokrasi güçleri, “tek parti tek adam rejimine” karşı üstlerine düşeni yaparlarsa, AKP-MHP ittifakının amacına varması için hiçbir şansı kalamayacaktır” diyor.

Karar yazarı Elif Çakır da yüzde 40+1 tartışmasına müdahil olanlardan. ‘Hayırdır inşallah!’ başlıklı yazısında Çakır; “Sayın Çelik öyle “aklına gelen orijinal bir öneriyi” sadece fikir özgürlüğü kapsamında kamuoyuyla paylaşacak, bunun siyasi yansımalarını düşünmeyecek tecrübesiz bir politikacı değildir” diyerek, tartışmasının başlamasının manidarlığına işaret ediyor.

Faruk Çelik gibi “30 yıldır çekirdekten gelerek aktif siyasetin içinde, bir siyasetçinin bulunması gereken tüm kademelerde” bulunmuş tecrübeli bir isim partisini, liderini zora sokacak bir öneriyi “tamamen kişisel görüşlerim” diye açıklamasını çok da inandırıcı bulmadığını belirten Çakır devam ediyor:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hükümet sistemi değişikliğini öngören Anayasa değişikliğinin referandumdan geçmesiyle birlikte 50 artı 1 çıtasının getirdiği zorluğu gördüğü ortada. Gördü çünkü 16 Nisan Referandumunun sonuçları ortada: AK Parti ve MHP’nin oyları toplandığında sandıktan yüzde 61 çıkması gerekiyordu. Matematiksel olarak böyleydi. Ki her iki parti de kendi seçmenini konsolide etmek için yapılması gerekenden ve söylenmesi gerekenden fazlasını söyledi. Ama sandıktan çıkan sonuç bıçak sırtı oldu.”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi birinci yılında tıkandığını, kireçlendiğini, arıza alarmları verdiğini belirten Çakır; “Çıtanın yüzde 40’a inmesi AK Parti’ye nasıl bir fayda sağlayabilir?” diye soruyor.


Kaynak: BBC TÜRKÇE
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ