TBMM Başkanı Şentop'tan gazetecilere gözdağı!

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un hedefinde gazeteciler vardı. Şentop, “Meclisi sizin itibarsızlaştırma, hakaret etmeye hakkınız yok. Sonra haklarında davalar açıldığı zaman bu sefer de bağırmaya başlıyorlar. Sağa sola çamur atmaya çalışıyorlar” dedi.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, TBMM’de düzenlenen "1921 Anayasası'nın Kabul Edilişinin 100. Yılı" sempozyumunun açılışını yaptı.

Şentop’un konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:


'GAZETECİLER HAKLARINDA DAVA AÇILINCA BAĞIRIYORLAR'

"Baro başkanları bir yürüyüş planladılar. Meclis’in önüne kadar geldiler. Salgın dolayısıyla Meclis’e girişlerle ilgili tedbir kararı alınmıştı salgının başladığı mart ayından itibaren. Aşağı yukarı 5-6 aydır meclise giriş yasağı vardı. Baro başkanlarından bir grup meclise girmek istiyorlardı. Arkadaşlarla biz o zaman görüştük. Bu şartlarda temsilen birkaç kişinin gelebileceğini ifade ettik. Fakat bunu 'kabul etmiyoruz birlikte geliyoruz' dediler. Nümayiş içerisinde bir gösteri yapmak istiyorlar ama bizim almış olduğumuz bir karar var. Baro başkanları için bu kararı imtiyazlı şekilde uygulamamız mümkün değil. Bu tablo karşısında bazı gazeteciler ‘iyi ki gitmemişsiniz zaten Meclis dediğiniz nedir’ havasında yazılar yazmaya başladılar. Meclis sizin istediğiniz gibi değilse, sizin imtiyazlı pozisyonunuzu temsil eden şahısların sayısı azınlıktaysa meclis bu milletin meclisi. İstiklal harbini yürüten meclis. Bu meclisi sizin itibarsızlaştırma, hakaret etmeye hakkınız yok. Sonra haklarında davalar açıldığı zaman bu sefer de bağırmaya başlıyorlar. Sağa sola çamur atmaya çalışıyorlar.

'TARAFSIZLIK SADECE YEMİNDE BİR KELİME'

Başkanlık sistemlerinin hepsi Cumhuriyettir. Aynen parlamenter sistemde Başbakan’da olduğu gibi Başkan ya da bizim sistemimizdeki isimlendirmesiyle Cumhurbaşkanı burada tarafsız bir akam değil siyasi parti üyesi olabilen, siyasi tarafı olan ve bunun için de kendisine yürütme yetkisi verilen kişidir. ‘Tarafsız’ yetkisi olmayan bir kişiye yetki de verilmiyor zaten. Taraflılık tarafsızlık tartışmasında sadece yemindeki bir kelimeden hareketle Anayasa’daki onlarca maddede yapılan düzenlemeyi yok sayabilen bir yaklaşımın nasıl değerlendirilmesi gerektiğini bilemiyorum. Bu da bilgi fukaralığının bir başka tezahürü. Hizmet götürmede bir tarafsızlık söz konusudur bu ise milletvekillerinde dahi geçerli bir husustur.

'BİRÇOK TEMEL KAVRAMIN KARIŞTIRILDIĞINI GÖRÜYORUZ'

Kuvvetler ayrılığı sistemleri yasama ve yürütme kuvvetlerinin ayrı ayrı organlara verildiği sistemler. Malumunuz Türkiye’de 16 Nisan 2017 referandumu ile kabul edilen yeni bir hükümet sistemi var. Bu bağlamda yürütülen tartışmalarda birçok temel kavramın karıştırıldığını görüyoruz. Kuvvetler ayrılığı dediğimiz sistemde bu kuvvetlerin çok katı ve sert ayrıldığı zaman Başkanlık Sistemi ortaya çıkıyor, yumuşak ayrım dediğimiz bir sistemde ise Parlamenter Sistem ortaya çıkıyor.

'BUGÜN YÜRÜRLÜKTE OLAN BAŞKANLIK SİSTEMİDİR'

Bizim bugün 16 Nisan 2017 referandumu ile kabul ettiğimiz sistem, bu çerçevede kuvvetler ayrılığı ve birliği bağlamında kuvvetler ayrılığını esas alan, hatta sert, katı kuvvetler ayrılığını esas alan bir sistem başkanlık sistemi. Birçok kişi burada sistemin doğası gereği olmayan, tamamen siyasi konjonktür gereği olan hususlardan hareketle, bir nevi kuvvetler birliği sistemi varmış gibi değerlendirme ve yaklaşımlarda bulunuyorlar. Bu, siyasi partilerin yapısı, siyasi partiler sistemi bağlamında tartışılabilecek ayrı bir konudur. O bakımdan bugün Türkiye'de anayasal olarak yürürlükte olan hükümet sistemi, bir başkanlık sistemidir.

‘TOPAL ATIN KÖR ALICISI OLUR’

Çok tuhaf, bu sözü bir yerde söyledim, bir gazetede yapılan değerlendirmede, 'Meclis Başkanı hükümet sisteminin başkanlık sistemi olduğunu itiraf etti' diyor. Bunu okuyunca çok utandım tabii, nasıl itiraf etmişim diye. Aslında 16 Nisan 2017'den beri Türkiye'de hükümet sistemi, başkanlık sistemi. Bunu bilmeyen, ben itiraf ettiğim zaman öğrenen bir kişinin bu kadar büyük bir bilgi fukaralığıyla bir şeyler yazıyor olabilmesi hakikatten büyük bir cesaret ve cüret isteyen bir şey. Maalesef Türkiye'de her malın alıcısı var. Eski bir tabir, kelimelerin mazur görülmesini isterim; 'topal atın kör alıcısı olur' derler. Dolayısıyla her lafın, her sözün, her değerlendirmenin 83 milyonluk ülkede az veya çok alıcısı olacaktır.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ