Karar yazarı: AKP yanlışlarını yanlış yerde aramasın

23 Haziran'da yinelenen İstanbul seçimlerinden, Ekrem İmamoğlu, rakibi Binali Yıldırım'a 806 bin oy farkı atarak zaferle çıktı.


Yenilginin sahibi olarak da büyük ölçüde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan gösteriliyor. Sokakta dillendirilen gerekçeler arasında ise, Suriyeli mülteciler, ekonomik kriz ve hatta Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak bulunuyor. 

'Muhafazakar mahalle'nin medyasındaki kimi yazarları, zamanın 'nerede yanlış yaptık' deme zamanı olduğunu belirtiyor.


Onlardan biri de Karar Gazetesi yazarı İbrahim Kiras, "AKP yanlışlarını yanlış yerde aramasın" başlıklı, 25 Haziran tarihli yazısında, "AK Parti 23 Haziran depremine yol açan yanlışının ne olduğunu yanlış yerde aramamalı. Bunu sadece “bir seçim başarısızlığı” olarak görmek, bu başarısızlığın sorumluluğunu parti teşkilatlarına, adayın televizyon performansına veya her hangi bir aktöre kesmeye kalkışmak sorunun kaynağını görmemek için devekuşu misali başını kuma gömmek olur" uyarısında bulunan Kiras, AKP'nin tüm seçim süreci boyunca izlediği yanlış politikalarla ilgili şu satırları kaleme aldı:

"Tamam, 31 Mart seçiminin iptali yanlıştı… Seçim gecesi Anadolu Ajansı’nın yaptıkları yanlıştı… Sonraki süreçte yapılanlar külliyen yanlıştı… “Oylar çalındı”demek yanlıştı… “Pontus” yanlıştı… “Bunlar terör örgütlerinden talimat alıyor”demek yanlıştı… “İmamoğlu seçilse bile içeri attırırız, belediye başkanlığı yaptırmayız” demek yanlıştı… 20 yıldır devletin elinde olan “teröristbaşı” Abdullah Öcalan’ın bir siyasi partinin seçim kazanması için devreye sokulması elbette yanlıştı. “Apo”nun kardeşi Osman Öcalan’ın bir siyasi parti lehine propaganda yapması için devlet televizyonuna çıkarılması muhakkak yanlıştı… Bütün bu “yanlış”ların yanlış olduğuna kimsenin itirazı yok…"

Ardından da Kiras asıl yanlışın iktidar partisinin son yıllarda izlediği yanlış siyaset olduğu tespitinde bulundu. AKP'nin, ortak aklı esas alan kadrolarını kaybettiğini ve ekonomi ile dış politika problemleri ile başa çıkma yeteneğini kaybettiğini ifade eden Kiras, "Yönetimin kişiselleştirilmesi, merkezileştirilmesi, dar bir çevrenin kontrolüne girmesi neticesinde siyaset kalitesi büyük bir hızla düştü. Hem partide hem de hükümette görev alma kriteri ehliyet ve liyakat değil sadakat olarak belirlendi. Parti içinde liderin hemen arkasındaki sırada oturan, sözü dinlenen ve yetki kullanabilen hiç kimse kalmadı" diye yazdı.

2010 yılından bu yana siyasi karşıtlıkların kutuplaşmaya dönüştüğünü dile getiren Kiras, kutuplaştırıcı siyaset dilinin giderek siyasi hareketin toplumla ilişkisini kemiren ve çürüten bir canavara dönüştüğü tespitinde bulundu.

Gezi Parkı eylemlerinin hem toplumsal kutuplaşma hem de iktidarı kişiselleştirme/merkezileştirme siyasetini daha da ileri götürecek bir anlayışla değerlendirildiğine vurgu yapan Kiras, Suriye siyasetinin de Türkiye'yi dünyaya entegre etmesinin önüne geçtiğini kaydetti.

"AK Parti seçmeni biraz da “alternatifsizlik” algısı yüzünden bunlara çok fazla ses çıkartmıyormuş gibi göründü belki ama eski güvenini de kaybettiğinin işaretlerini ve ikazlarını çeşitli vesilelerle dile getirdi. 2015 Haziran’ında, 2017’deki 16 Nisan referandumunda, 31 Mart’ta" diye belirten Kiras, yazısını şu satırlarla tamamladı:

"Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı seçimi iptal ettirerek vatandaşın hak ve adalet duygusunun hırpalanması, vicdanların yaralanması belki bardağı taşıran son damla olmuştur. Daha önceki ikazların hiçbirini dikkate almış görünmeyen iktidar partisine millet gittiği yolun yanlışlığını bu sefer biraz daha sert bir dille anlatmış oldu."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ