HDP’li Saruhan Oluç: AKP koronavirüsü 15 Temmuz gibi Allah’ın lütfu olarak görüyor

AKP’nin koronavirüs salgınına tıpkı 15 Temmuz gibi “Allah’ın lütfu” olarak baktığını, bu dönemi fırsat bilerek totaliterleşmeye dönük adımlar attığını söyledi.


Saruhan Oluç, “İktidarın şöyle bir anlayışı var. Nasıl 15 Temmuz darbe girişiminden sonra iktidarını güçlendiren adımlar attıysa bu döneme de Allah’ın lütfu anlayışı ile bakıyorlar. İktidar aslında salgını fırsat olarak bilip baskıcı, totaliter yasaları geçirmek için adım atıyor. Adım adım kurulmakta olduğunu düşünüyoruz. İnfaz Hâkimliği maddeleri de örnektir” dedi.

T24’e konuşan Saruhan Oluç, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un, 23 Nisan özel oturumu ile ilgili “Cumhurbaşkanı’nın gelmeyeceği, genel başkanların da katılmamasının iyi olacağı yönündeki açıklamaları konusunda, HDP’nin eş başkan düzeyinde oturuma katılacağını belirtti. Oluç, HDP eş Başkanı Mithat Sancar’ın konuşma yapacağını söyledi.


İNFAZ YASASI ÖZEL BİR AF, EŞİTLİĞE AYKIRI

Oluç şunları kaydetti:

(İnfaz Yasası, AYM’ye iptal davası) Bir çalışma yapıyoruz, önerilerimizi de içeren bir çalışma. Bu dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak olan CHP’ye de ileteceğiz mutlaka. Hangi konular önemlidir konusunda. Biz bunun özel bir af olduğunu söyledik. Nitelikli çoğunlukla çıkması gerekiyordu Meclis’ten. Biz hala bu noktadayız. Özel bir af düzenlemesi bu. Anayasanın eşitlik maddesine de aykırı elbette. Anayasa Mahkemesinin bileşiminde çeşitli tartışılacak konular var elbette ama bu konu bundan bağımsız ele alınmalı. Tamamen hukuki bir mesele. Daha önce de 1974’ten bugüne kadar Anayasa Mahkemesi bu tür durumlarla karşı karşıya kaldı. Bu konularda oluşturduğu bir içtihat var. Dolayısıyla hukuken baktığımızda mahkemenin bu içtihadına uygun davranmasını bekleriz. Ne karar verir bilemiyoruz ama ilk kez karşılaşılan bir konu değil. Bu atılan adımların uluslararası anlaşmalar açısından da sıkıntılı olduğunu düşünüyoruz. İktidara muhalif olanları içeride tutan, diğer herkesi dışarı çıkartan bu yasanın esastan bozulması ve eşitliğin sağlanması mümkün.

DEMİRTAŞ SİYASİ REHİNE

Tahliyesi için başvuru yapıldı. Hem Selahattin Demirtaş, hem Figen Yüksekdağ için. Demirtaş’la ilgili başvuru gerekçesiz reddedildi. Zaten gerekçe de bulamazlar. Siyasi gerekçelerle rehin alınmış durumda. Sağlık durumu ile ilgili yeni bir olumsuz haber almadık. Ama hem aile görüşleri, hem avukat görüşleri durmuş vaziyette. Telefon konuşmalarından bilgi alınabiliyor. Sürekli takip edilmesi gerekiyor elbette. Üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.”

KORONA’YI DA ALLAH’IN LÜTFU GÖRÜYORLAR

(Salgının otoriter bir dönemi başlatacağı iddiaları) Polonya, Macaristan örnekleri var Avrupa’da. Bizde de otoriterlik girişimleri var. Bazı işaretler var bu konuda. İktidarın şöyle bir anlayışı var. Nasıl 15 Temmuz darbe girişiminden sonra iktidarını güçlendiren adımlar attıysa bu döneme de Allah’ın lütfu anlayışı ile bakıyorlar. Meclis’in son gününde kabul edilen teklifin içerisinde ilk geldiği gün sosyal medya sansürü maddeleri vardı. Böyle geçseydi Meclis’ten sosyal medya mecraları ve dijital alanda yayın yapan kurumlar ciddi bir sansürle karşı karşıya kalacaklardı. Sonra tepkiler oldu. Sosyal medya ile ilgili bu maddeleri geri çektiler. Bu bir girişimdi sansür için. Tepkiler nedeniyle çekildi ama bence bayram sonrasında gündeme getirecekler. Sivil toplum kuruluşlarında ciddi fişleme maddeleri vardı, bu maddeler çıktı. Onları da üç beş ay önce getirmişlerdi, geri çekmişlerdi, tekrar getirip yasalaştırdılar. Sosyal medyaya da takmış vaziyetteler. Cumhurbaşkanı da takmış vaziyette. Sansür ihtimali çok yüksektir. Yine bekleyen bir bekçiler düzenlemesi var. Koronavirüs olmasa gündeme gelecekti. İktidarın totaliter anlayışını artıracak bir yasa. Yine çok ilginç son gün kabul edilen paketin içerisinde grev yasağı vardı. Çok fark edilmedi belki. Ama grev yasağını koydular. Onu da geri çektiler muhalefetin tepkisi üzerine. Anayasaya da aykırıydı.

SALGINI FIRSAT BİLİP BASKICI YASALARI GEÇİRİYORLAR

İktidar aslında salgını fırsat olarak bilip baskıcı, totaliter yasaları geçirmek için adım atıyor. Adım adım kurulmakta olduğunu düşünüyoruz. Zaten baktığımızda tek adam yönetimi dediğimiz anlayış varlığını sürüyor. Daha da güçlendirmek için, yasamanın etkisini azaltmak için, yürütmeyi hakim kılmak için adımlar atılıyor. İnfaz Hâkimliği maddeleri de örnektir. 1982’den beri 40 yıldır yapmaya çalıştıkları bir şeyi yaptılar infaz paketiyle. Cezaevindeki hükümlü ve tutukluların istihbaratçılar tarafından sorguya götürülmesi meselesi. Bunu da yaptılar. Adım adım güçlendirmekte olduğunu görüyoruz anlayışlarını.

SAĞLIK BAKANI’NIN ETKİSİ ARTIYOR

(Erdoğan’a onay verenlerin sayısında artış anketleri) Sağlık Bakanı’nın etkisi artıyor derseniz buna katılırım. Çünkü Sağlık Bakanı eksik ve yanlışları da olsa pozitif bir tablo çizmeye çalışıyor. En azından insanca konuşma tarzını benimsemiş vaziyette. Hakaret etmiyor, bağırmıyor. Onun notu artmış olabilir ama Cumhurbaşkanı için böyle düşünmüyorum. Ortam normalleşince bunu tekrar göreceğiz.

İÇİŞLERİ BAKANI SALDIRTIR

(1 Mayıs’ta eylem olur mu?)Bizde sosyal mesafe olsun olmasın polis saldıracağı için öyle bir şey olmaz. 1 Mayıs’ta 23 Nisan’da İsrail’deki gibi kutlamalar mümkündü aslında. Hem de sosyal mesafe bilincini de artırır bunlar. Ama İçişleri Bakanı, her halükarda saldırtır, polise emir verir. O yüzden çok mümkün değil.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ