Bekir Ağırdır: AK Parti felç oldu, Babacan'lı yüzde 2 bile dengeleri değiştirir

Kamuoyu araştırma şirketi KONDA'nın Genel Müdürü Bekir Ağırdır, AKP'nin kendisini toparlamasının zor olduğunu belirtti.


AKP'nin 'felç olduğu'nu savunan Ağırdır, Ali Babacan'ın yüzde 2'lik oy karşılığının olmasının bile dengeleri değiştireceğini söyledi.

Türkiye'nin güvenilir kamuoyu araştırma şirketlerinden olan ve 23 Haziran İstanbul seçimlerinde Ekrem İmamoğlu'nun yüzde 9'luk bir farkla sandıktan galip çıkacağı tahmininde bulunan KONDA'yı yöneten Ağırdır, AKP'nin çekirdek seçmeninin de yüzde 38'den yüzde 27'ye gerilediğini kaydetti. Düşüş trendinin sürdüğünü ifade eden Ağırdır, yine de çekirdek seçmenin en fazla hala AKP'de olduğuna değindi.


Independent Türkçe'den Can Bursalı'nın haberine göre, Ağırdır, AKP-MHP iktidarı ile muhalefet arasında yüzde 51-49'luk bir denge oluştuğunu dile getirdi ve bu nedenle de Babacan'ın düşük oy desteği bile olsa dengeleri değiştirme gücüne sahip olduğunu vurguladı.

AKP'nin düşüş eğiliminin altını çizen Ağırdır, bir geri dönüşün ise zor olduğunun altını çizdi. 

Kararsız seçmenlerle ilgili de tespitlerde bulunan Ağırdır, bu oranı yüzde 40 olarak açıkladı. AKP'nin felç olduğunu ve liderinin iktidarını sürdürmek için bir aygıta dönüştüğünü ileri süren Ağırdır, gelecekte Ekrem İmamoğlu ile Ali Babacan arasında iktidar çekişmesinin olduğu, Selahattin Demirtaş'ın da muhalefet lideri pozisyonunda olduğu bir siyasi sürecin yaşanabileceğini kaydetti. 

Ağırdır, dış politik konulara da değindi ve ABD ile Türkiye arasındaki krizin ekonomiyi olumsuz etkileyeceğini, "Türkiye bir sürü meseleyle karşı karşıya ama her biri kendi ritmi içinde gidiyor. Birbirlerini çoğaltan bir kaosa dönüşmedi. Dış politikaya bakarsak, S-400, Doğu Akdeniz, Suriye gibi konular var. Çin’le, Rusya’yla, ABD’yle, neredeyse her ülkeyle bir meselemiz var. Dış politikada katman katman bir krizler yumağı var" sözleriyle anlattı.

Devletin büyük bir çöküş içinde olduğunu kaydeden Ağırdır'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:

En küçük birimden en büyük birime kadar, nüfus dairesindeki çok basit bir işimizden, bir şirketin çok önemli bir teşvik meselesine kadar kamuyla işi olan herkes görüyordur ki, devlet dediğimiz mekanizma çok büyük çöküş içinde.

Başkanlık sistemi anlamındaysa bence çözüm mümkün. Bu krizi üreten şey, siyasi alanın müzakere üzerine oturmuyor olması. Sistem tartışıp ikna etmek üzerine çalışmıyor, birinin öbürüne sayısal üstünlüğüyle dayatmasıyla çalışıyor. Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu problemler ise, uzlaşmaları zorunlu kılan problemler. Sözünü ettiğimiz hiçbir problem, bir kişinin, bir partinin veya bir kimliğin tercihiyle yönetilebilir problemler değil. Keşke o kadar basit olsaydı. Siyaset bu problemler yönetme maharetine sahip değil. Ben bu durumu demokrasi krizi ya da siyasi kriz olarak adlandırıyorum.

Yeni kurulacak partiler öyle hedeflemeseler de, şimdiye kadar verdikleri imaj ve toplumun onları konumladıkları yer itibariyle öncelikle AK Parti’den oy alacaklarını söyleyebiliriz. Çünkü, AK Parti’de bir çözülme var. Bir zamanlar AK Parti tek başına yüzde 52’leri, 53’leri görebilen bir partiyken, bu oranın yüzde 38’i, kafasına tabanca dayasan partisini değiştirmeyecek olan çekirdek seçmendi. Yüzde 38’in üzerine yüzde 13-14 civarında sempatizan seçmen oy verirdi. AK Parti, sempatizan seçmeni ciddi bir biçimde kaybetti."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ