TRT'deki rant duşakabinlere vurdu

250 bin lira maaş ödenen spikerlerden, duşa kabinlerdeki vurguna kadar TRT'nin hikayesi...
Gelirinin neredeyse tamamı halktan aldığı vergiler ve katkı paylarından oluşan TRT’nin yaptığı yayıncılık tartışma konusu. HABER-SEN Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu, halktan toplanan TRT vergilerinin nasıl çarçur edildiğini anlatarak, “Aylık 200-250 bin TL maaş alan spikerler ve yorumcular var. Banyonuza aldığınız DUŞAKABİNLERDEN bile TRT payı kesiliyor.” dedi. 

1964 yılında özerk kamu tüzel kişiliğine sahip ve kamu yayıncılığı yapmak üzerine kurulan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) hem alınan vergiler hem de yaptığı yayıncılık ile gündemden düşmüyor. Elektrik faturalarına yansıtılan TRT payı ile birlikte cep telefonlarının bandrol fiyatlarındaki TRT vergi payı da yüzde 4’ten yüzde 10’a çıkarıldı. Ancak kamu kaynakları ile yönetilen TRT, hem alınan vergiler hem de AKP’ye yakınlığı nedeniyle tartışılıyor. 

YANDAŞ KURUM ELEŞTİRİLERİ

AKP’nin iktidara gelişi ile birlikte öteden beri tartışılan “TRT’nin tarafsızlığı” daha açık şekilde tartışma konusu oldu. TRT’nin 7 kişilik yönetim kurulunun 4’ü direkt olarak Bakanlar Kurulu, 2’si Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 1 üye ise doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Mevcut durumda AKP Genel Başkanı olan Erdoğan’ın atadığı yönetim kurulu üyesi ile TRT’nin 7 kişilik yönetiminden 5’i doğrudan iktidar partisi tarafından belirleniyor. 

‘GELİRİNİN YÜZDE 88’İ HALKTAN’

“Kamu yayıncılığı hizmeti” ilkesiyle kurulmasına rağmen özellikle son yıllarda yaptığı yayınlarla da “iktidarın borazanı” eleştirilerine maruz kalıyor. Bu duruşu nedeniyle TRT adına kesilen vergiler ve kesintiler de tartışma konusu oluyor. Sayıştay raporlarına göre, TRT’nin 2 milyar lira olan bütçesinin 1 milyar 750 milyon lirası bandrol ve katkı paylarından yani halktan alınan paralardan oluşuyor. Ancak bu paranın nereye, nasıl harcandığı ise tartışma konusu.

‘OBJEKTİF VE TARAFSIZ!’

Tarafsızlık ilkesi kamu yayıncılığı hizmetinin de olmazsa olmazlardan, fakat TRT’nin 16 Nisan referandumundaki performansı tarafsızlığına gölge düşürdü. Demokrasi İçin Birlik Hareketi’nin (DİB) 1-20 Mart tarihleri arasında yaptığı araştırmaya göre siyasi partilerin referandum çalışmalarını ekrana taşıma konusunda TRT, AKP’ye 42 saat, Cumhurbaşkanı ve danışmanlarına 20,8 saat, CHP’ye 3,2 saat ayırırken HDP’ye hiçbir şekilde yer vermedi. Oysa halkın vergileri ile yayın yapan TRT’nin objektif ve tarafsız yayıncılık ilkesi Anayasa’da düzenleniyor.

‘TEK TARAFLI YAYIN’

16 yıldır TRT’de çalışan ve TRT’nin topladığı katkı paylarına ve tarafsızlık ilkesine dair dihaber’e konuşan Basın Yayın ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER-SEN) Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu, “Eskiden bir tartışma programı olduğunda bir kişi bir başkası hakkında itham edici ya da aşağılayıcı bir söz söylediğinde cevap hakkı doğardı. Ancak artık böyle bir hak bile tanınmıyor, tek taraflı yayıncılık yapılıyor” dedi.

‘OTO-SANSÜR’

Eskiden TRT’de yöneticilerin bizzat sansür uyguladığını söyleyen Ustaoğlu, artık TRT’de yöneticilerin sansür uygulamasına gerek kalmadığını bir “oto-sansürün” devreye girdiğini söyledi. “TRT’de artık bir kişi bir şey yazarken durup düşünüyor, ‘Acaba bunu yazarsam bana bir şey olur mu? KHK ile işten atarlar mı?’ diye kendi kendine sorular soruyor ve yazıyı yazmaktan vazgeçiyor” diyen Ustaoğlu, TRT’de artık “oto-sansürün” devreye girdiğini insanlarda yaratılan korkuyla insanların kendi kendilerine sansür uyguladıklarını ifade etti.

‘TURNİKELER OH ÇEKTİRİYOR…’

OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerle 464 kişinin TRT’den ihraç edildiğini söyleyen Ustaoğlu, açığa alınanların sayısının ise muamma olduğunu belirtti. Bu KHK’lerle insanlarda korku ve “oto-sansür” mekanizması yaratıldığını söyleyen Ustaoğlu, insanlarda yaratılan korkuyu şöyle anlattı: “Ben çıkarılan 3 KHK’de iş yerindeydim, KHK yayınlandıktan sonra çalışanların ilk yaptığı şey koşarak TRT’nin girişindeki turnikelere gitmek oldu. Kurum kimliğini turnikeye okutuyorlar eğer turnike dönüyorsa bu ihraç edilmedikleri anlamına geliyor ve derin bir ‘oh’ çekerek işlerinin başına geri dönüyorlardı. İşte yaratılan bu psikoloji ile insanlar çalışmaya çalışıyorlar. Her gün insanlar, ‘Acaba bu gece bir KHK yayınlanır da ihraç edilir miyim?’ korkusu ile yaşıyorlar.”

'10 BİN ÇALIŞANI VAR PROGRAMLARINI DIŞARIDAN ALIYOR’

TRT’nin 7 bini kadrolu yaklaşık 10 bin çalışanı olduğunu belirten Ustaoğlu, TRT’de yayınlanan programların yüzde 80’inin dışarıdan satın alındığını söyledi. 2 milyar liralık bütçenin bu şekilde yandaş yapım şirketlere ve kişilere peşkeş çekildiğini söyleyen Ustaoğlu, “TRT kendisi üretim yapmıyor, dışarıdan program alıyor, iç yapımlar artık çalıştırılmıyor. Alınan programlara milyonlarca lira harcanıyor. 2 milyarlık bütçenin 753 milyonu dışarıdan yapımlara harcanmış” diye konuştu.

‘TRT ÜRETİM YAPMIYOR’

Ana haber bülteninin dahi dışarıdan satın alındığını söyleyen Ustaoğlu, “TRT bir spor programı dahi yapamaz hale gelmiş. Yeri geliyor TRT’nin stüdyosu, elemanı kullanılıyor ancak iki tane isim tepeden ‘Bu yapacak’ dediği için TRT’nin dışından isimlere yaptırılıp bu para o kişilere ödeniyor” ifadelerini kullandı.

‘DSİ’DEN DAİRE BAŞKANI ATADILAR’

TRT’nin tamamen AKP’nin kontrolü altında AKP propagandası yaptığını anlatan Ustaoğlu, “TRT’ye Devlet Su İşleri’nden (DSİ) daire başkanı atadılar. Yani bu kadar da olmaz! Biz bir yayın kuruluşuyuz, DSİ’den gelen birisine ne ihtiyacımız olabilir? Biz baraj mı yapacağız? Sulama mı yapacağız?” diye sordu.

‘AYLIK 250 BİN LİRA ÖDENEN YORUMCULAR VAR’

Aylık 200-250 bin TL ödenen spikerler ve yorumcuların olduğunu söyleyen Ustaoğlu, TRT’de yayınlanan Diriliş: Ertuğrul” dizisine bölüm başı 1 milyon 500 bin lira ödendiğini hatırlattı. TRT’nin yapabileceği çok basit çekimlerin dahi dışarıdan kişilere yaptırılarak rant sağlandığını kaydeden Ustaoğlu, “Bu paraların belli bir cenaha aktarıldığını düşünüyorum, bu para sadece o kişilere gitmiyor bence bir takım çevrelere aktarılıyor diye düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

‘TEK TİPÇİ ANLAYIŞ İLE YAYIN YAPILIYOR’

TRT’yi denetleme yetkisinin Sayıştay’da olduğunu hatırlatan Ustaoğlu, Sayıştay’ın da OHAL kurbanı olduğunu, artık eskisi gibi Sayıştay’ın da TRT’yi denetleyemediğini söyledi. Ustaoğlu, “Bu denetimsizlik ile de TRT’nin parası yani halkın parası kontrolsüz bir şekilde harcanıyor” diye konuştu. “TRT bu coğrafyanın dört bir yanından para topluyor” diyen Ustaoğlu, “Ancak yayıncılığı tek bir kesime yönelik yapıyor. Tüm inançları tüm kesimleri kabul eden bir anlayıştan uzak ve tek tipçi anlayış ile yayın yapılıyor” şeklinde konuştu.

‘DUŞAKABİNDEN TRT VERGİSİ’

TRT’nin nasıl para topladığını çarpıcı bir örnekle açıklayan Ustaoğlu, şöyle konuştu: “Bugün kompakt denilen duşa kabinler var, bu kabinlerin içinde değeri 30-40 TL civarında olan radyolar var ve bu radyolar TRT bandrolüne tabi. Ancak duşa kabinin değeri 4 bin TL olduğu için TRT bu radyodan bandrol ücreti alırken 4 bin TL üzerinden hesap yapıyor. İşte bunu yaparsan halktan koparsın, halkın kanalı olmaktan çıkarsın. Eğer böyle yaparsan halk da döner sana ‘Elini cebimden çek’ der ve demekte de haklıdır.”

‘PATRON YANLISI POLİTİKA’

Artık sanayi şirketlerinden TRT payının alınmamasına da tepki gösteren Ustaoğlu, “Bu tutum ile AKP hükümeti bir kez daha patronları koruduğunu ortaya koymuştur. Halktan aldığın parayı koca koca şirketlerden almıyorsan bu patron yanlısı kapitalist anlayışın ayyuka çıkmasıdır” dedi. 
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER MEDYA HABERLERİ