Son ombudsmanı anlatıyor: Hürriyet'in kapalı kapılarının ardında neler dönüyor?

Doğan Grubu’ndan Demirören Holding’e geçtikten sonra yandaş çizgiye evrilen Hürriyet gazetesi, daha bir yıl dolmadan prestijini ayaklar altına aldı.




Gazetenin kıdemli isimlerinden Faruk Bildirici, yakın zamanda ombudsmanık görevinden ayrılan isimlerden. Bildirici, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin ifadelerinin çarpıtılarak servis edilmesi sonrası ''70 yıllık Hürriyet Gazetesi'nin inanılırlığını güvenilirliğini yıktılar geçtiler. Bundan sonra tiraj daha da düşecek. Yok edecekler, çünkü ceplerinden para çıkmadı" dedi. 


Emirlerin tepeden paketler hâlinde geldiğini söyleyen kıdemli gazeteci, gazetenin genel yayın yönetmeni Vahap Munyar'ın kendisine, "Yönetim gazeteyi eleştirmeni istemiyor" dediğini anlattı:

“15 Aralık’ta Vahap Munyar çağırdı ve dedi ki ‘yönetim gazeteyi eleştirmeni istemiyor’ Böyle bir amacım olmadığını, hataları düzeltmeye çalıştığımı, hatasız bir gazete çıkarmaya çalıştığımı söyledim. Tabii ki anlaşamadık. ‘Sen bunları yazma, genel medya yazıları yaz’ dedi. Bu, top çevirmemi istemekten başka bir şey değildi. Top çevir, maaşını al otur, demekti. 39 yıllık gazeteciliğimde bir çizgim var, ombudsman olarak izlediğim bir çizgi var. Bunları yok sayamayacağımı söyledim.”

BirGün'den Sebahat Karakoyun’un sorularını yanıtlayan Bildirici, yaşananlar için "Aslında bir tiyatro oynanıyor" derken ”AKP iktidarının yargı dahil her türlü baskı aracını kullanarak medyanın büyük bir bölümünü kontrol altına aldığını belirtiyor ve ekliyor:

“Gazetelerin çoğu maalesef iktidarın propaganda bültenine benziyor. Bununla da kalmıyor, ortak dezenformasyonla çıkıyorlar. Gerçeğin ırzına geçerek deforme eden haberler yapılıyor.”

“Gazete sahipliğiyle problemlerim Doğan döneminde de vardı. Ancak kabul edilmiş yayın ilkeleri vardı, o nedenle çatışmalar da olsa sürüp gidiyordu” diyen Bildirici, “Ama Demirören Grubu aldıktan sonra okur temsilciliğinin çok devam etmeyeceğini düşünüyordum. Odamı yavaş yavaş toplamaya başlamıştım. Okur temsilcisi olarak çizgimi değiştirmeden devam ettim. Sonunda üç yazımı yayımlamadılar” bilgisini paylaşıyor.

İşten atılma sürecinde Vahap Munyar’ın kendisini aradığını ve “Patronaj okur temsilcisi köşesini kaldırmaya karar verdi, seninle de çalışılmayacak” dediğini aktaran Bildirici, “Şimdi gazeteciliğin tepesinde bir kılıç sallanıyor” yorumunu yapıyor.

“Medyanın yüzde 94-95’i tamamen iktidarın kontrolüne girdi” diyen Bildirici,  “Rockefeller’in ‘pembe gazetesi’ gibi pembe gazeteler çıkarıyorlar şu anda. Bu pembe gazeteler sadece Saray’daki Erdoğan ve çevresindekileri mutlu etmek için değil, aynı zamanda onların dilek ve temennilerini, görüşlerini aktarmak için kullanılıyor” ifadesini kullanıyor.

Gazetenin tirajı hakkında da konuşan eski ombudsman, “250 binlerde olmadığı kesin” diyor.

Bildirici’ye göre Hürriyet yakın zamana kadar havuz medyasının tam olarak içinde değildi ancak şimdi oraya eklemliyorlar...

Bildirici, geldiği noktayı, “Ve ben de diyorum ki ‘İyi ki beni atmışlar, iyi ki hala orada değilim” sözleriyle özetliyor.

Aydın Doğan döneminde baskıların sonucu olarak teslimiyet bayrağının çekildiğini söyleyen Bildirici, “Erdoğan Demirören, satın aldıktan sonra ‘Milliyet’le büyümeye değil Milliyet’i büyütmeye geldik, burada da aynısını yapacağız’ demişti. Ne oldu? Kendisi büyüdü. İstanbul Havaalanı yakıt işleri, villa yapım işleri var. Hürriyet küçüldü, onlar büyüdü” görüşünü dile getiriyor.

“12 Eylül’e benzer bir süreçteyiz , hala gazetecilik yapmaya çalışanlar, bayrağı hala dik tutmaya çalışanlar var” diyen Bildirici, “Haberlere müdahale örnekleri saymakla bitmez sanırım” diye konuşuyor ve şöyle noktalıyor sözlerini:

“Fırça ve işbirliği seansları. Sadece Saray meselesi değil şu anda gazeteciler dışında herkes kral. Yani bakanlıkların basın müşavirleri de gazetecilerin tepesine binebilecek krallar. Bakanların kendileri de öyle zaten. Soru sormaya kalkan ender gazetecileri bakanların azarladığını görüyoruz . Bakanlıkların whatsapp gruplarından gelen bilgi kırıntılarından haber yapılıyor. AKP sözcülerinin basın toplantılarından önce sorular gönderiliyor. Onaylanırsa sorulabiliyor. Cumhurbaşkanı’nın televizyon söyleşilerinin çoğunda sorular önceden gidip geliyor. Aslında bir tiyatro oynanıyor.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER MEDYA HABERLERİ