Akay dosyası ve gizlenen gerçekler

BM Hakimi Akay'ın tutuklanmasında iki çok önemli detay....
15 Temmuz tiyatrosundan bu yana bir yandan Türkiye'nin yetişmiş insan gücü planlı olarak yok edilirken diğer yandan uluslararası alanda Türkiye aleyhinde çok yönlü bir itibarsızlaştırma kampanyası yürütülüyor.

Bu kampanyanın önemli ayaklarından biri de Büyükelçi Aydın Sefa Akay'ın, BM Hakimi iken 15 Temmuz sonrasında tutuklanması. Akay halen özgürlüğünden mahrum bulunuyor. Türkiye bu tutukluluğu dış dünyaya anlatmada zorlanıyor.

Hali hazırda "şucu bucu" şeklinde damgalanarak hapiste tutulan ve adil yargılanma hakkından dahi mahrum edilen on binlerce masum insana nazaran Büyükelçi Akay biraz daha şanslı. Çünkü bu insanlar kendilerini savunacak avukat bulmakta zorlanırken Akay, kendisine sahip çıkacak itibarlı ve yetkili çalışma arkadaşlarına sahip.


TÜRKİYE'DE YAŞANAN HUKUKSUZLUKLAR BM RADARINDA

Akay'ın görev yaptığı Uluslararası Ceza Mahkemeleri Mekanizması  (MICT) konuyu yakından takip edince Akay'la beraber Türkiye'deki hukuka aykırılıklar da BM radarına takılmış oldu.

MICT Başkanı Theodore Meron, 31 Ocak'ta yayınladığı kararıyla Türk Hükümetine 2 hafta süre verdi ve Akay hakkındaki iddiaların düşürülerek,Akay'ın serbest bırakılmasını istedi. Daha doğrusu "emretti".

Başkan Meron, Türk Hükümetine verdiği emrin, BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararı ve MICT'nin Statüsü çerçevesinde "uygun ve gerekli" olduğunu kaydetti. Bunu yaparken, bahse konu Statü'nün, Türkiye'nin geçici BM Güvenlik Konseyi üyeliği sırasında (2010) çıkarılmış olduğunu belirterek, Türk Hükümetine adeta kendinizle celişmeyin mesajı verdi. Keza Akay MICT üyeliğine seçilme sürecinde BM Güvenlik Konseyi'nin onayını almış ve BM Genel Kurulu'nda 165 ülkenin desteğiyle 3. sırada yargıç olarak seçilmişti.  Türk Dışişleri Akay'ın bu göreve seçilmesini iftiharla açıklamıştı.

MERON'DAN HUKUK DERSİ

Dahası, Meron bu kararı, MICT Savcısının, "Akay'ın yerine yeni bir hakim görevlendirilmesi" yönündeki mütalaasına rağmen verdi. Meron, kararının gerekçesi adeta bir ders niteliğinde. Meron, dosya için yeni bir hakim görevlendirilmesinin Akay'a haksızlık etmenin yanı sıra yargının bütünlüğüne halel getireceğini ve adalet ve hakikatle bağdaşmayacağını ifade etti. Meron, ayrıca hakim değişikliğine gitmenin, ulusal bir makamın mahkemenin işleyişine müdahale etmesi anlamına geleceğini vurguladı.

İKİ ÇOK ÖNEMLİ DETAY

Meron'un, Türk Hükümetine gönderdiği emrin gerekçesinde iki detay dikkat çekiyor.

Birinci detay, Türk Hükümetinin, kendine tanınan imkanlara rağmen MICT'ye yazılı veya sözlü herhangi bir savunma göndermemiş olması. Sahi AKP Hükümeti'nin ya da bağımsız olduğu iddia edilen Türk yargısının bu konuda yapacağı bir savunma var mı? Mahkemeye "Biz koca hakimi bylock gibi bir nedenle tutukladık." demek istemediler sanırım. İyi de ettiler, işin ucunda rezil olmak var. Boş iddianame göndermek de olmaz. Onu sadece Türk yargısı kabul ediyor.

İkinci detay, Akay'ın hakimi olduğu davada yargılanan eski Ruanda Planlama Bakanı Augustin Ngirabatware'nin, dava devam ederken hakimlerden birisinin değişmesinin kendisi lehine olabileceğini tahmin etmesine rağmen, Akay'ın yerine yeni bir hakim görevlendirilmesini reddetmiş olması.

Keşke Türkiye'den, MICT'ye bir savunma gitse de biz de gerçek bir yargılama olması halinde nasıl karar çıkacağını görsek. Tabii Akay'ı serbest bırakıp, bunu bizi zorda bırakmak için f...cü bir hakim yaptı da diyebilirler. Daha önce Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink tutuklandığında bu bahane öne sürülmüştü.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER MEDYA HABERLERİ