"Bizim derdimiz kimsenin derdi değil"

50 aydır parmaklıklar ardında tutulan esnaf Hüseyin Yüce, cezaevinde kalması gereken süreyi 5 ay önce bitirdi. Ancak dosyası Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda bekletildiği için adeta esir tutuluyor.

Cemaat soruşturmaları kapsamına 4 yıldır Burdur E Tipi Cezaevinde tutuklu olan ve 6 yıl 3 ay ceza verilen Hüseyin Yüce, hapishanede kalması gereken süreyi 10 Mayıs 2020’de tamamladı. Bu tarihten 5 ay geçmesine karşın Hüseyin Yüce hala tahliye edilmedi. Yüce’nin kızı Vesile Cingöz ve eşi Hafize Yüce, Burdur Ağır Ceza Mahkemesine dilekçe vererek Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 109/4. maddesine göre Yüce’nin tahliyesini istedi. Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise TBMM’ye bir soru önergesi vererek Hüseyin Yüce örneğinde olduğu gibi böyle kaç mahpusun bulunduğunu sordu.

Hüseyin Yüce’nin tutukluluk hali muammaya dönüşmüş durumda. 9 Eylül 2016’dan bu yana hapiste olan Hüseyin Yüce, tanık ifadelerine dayanılarak dini sohbetlere katıldığı için örgüt üyesi olmakla yargılandı. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Cezası 2018 yılının ikinci yarısında Yargıtay tarafından onandı.


Ancak Yargıtay savcısının itirazı dikkate alınmadan karar onandığı için, usule uygun olmayan işlem yapıldığından karar bozuldu. Yüce’nin dosyası bugüne kadar tekrar işleme alınmadı. 16 Eylül 2019’dan bu yana Yargıtay Ceza Genel Kurulunda bekletiliyor. Neden bekletildiği, ne zaman inceleneceği belli değil. Karar bozulduğu için yeniden yargılama için mahkeme de yapılmadı. Dosya öylece ortada kaldı. İçeride ise 5 aydır mağdur edilen 61 yaşında bir insan var.

Kanunlara göre bir tutuklunun denetimli serbestlik hakkını kullanabilmesi için cezanın Yargıtay tarafından onaylanması gerekiyor. Ancak Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 109 / 4 maddesine göre de kararı veren mahkeme, cezası biten tutukluyu serbest bırakma yetkisini kullanabilir. Kanunda ‘cezayı veren mahkeme, kişinin ceza bittiği halde, Yargıtay cezayı onaylamasa da UYAP kayıtlarına bakarak tutuklu ile ilgili tutanağa geçen herhangi şikayet, yanlış bir durum ya da rapor yoksa bırakma yetkisine sahiptir’ deniliyor.




Bu maddeyi göz önünde bulundurarak mahkemeye başvuran Hafize Yüce dilekçesinde, “Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir, şeklinde açık ve net şekilde kayıtların incelenerek sayın mahkemenin adli kontrolle eşim hakkında tahliyesine karar verilmesini talep ederim. Zira eşim Hüseyin Yüce’nin açık ve net bir şekilde kararı onanmış olup şartlı tahliyeye ayrılma ve denetimli serbestlik şartlarının uygulanması için tüm şartlar gerçekleşmiştir. Daha öncesinde belirttiğim dilekçelerde ise bu durumun açığa kavuşturulması için hiçbir karar verilmemiştir. Bu durum eşimin ve ailesinin telafisi olmayan maddi ve manevi zararlar vermektedir” diye yazdı.

Beş aydır kendisi de dilekçe veren Hüseyin Yüce’ye ise yargılandığı Burdur Ağır Ceza Mahkemesi ‘Senin dosyan bizde değil, biz artık işlem yapamayız’ cevap verdi.

“BİZİM DERDİMİZ KİMSENİN DERDİ DEĞİL”

Bazı cezaevleri ‘kurum kanaati’ gereğince bazı hükümlülerin denetimli serbestlik hakkını kullandırtmıyor. Babasıyla ilgili böyle bir raporun da olmadığını belirten Vesile Cingöz, “Cezaevini aradım, babam neden bırakılmıyor, tuttuğunuz bir rapor mu var diye sordum. Hayır dediler. ‘Bu kişi cezaevi yönetimine ve çalışanlarına karşı saygısızlık yaptı ya da kurala uymadı’ diye rapor tutuluyor. Ona göre bu haktan mahrum edilebiliyor. Ancak babamla ilgili tutulmuş böyle bir rapor yok. Babanız hükümlü değil, yani cezası henüz onaylanmadı. Cezası onanan kişilerin raporu tutarız, suçu kesinleşmemiş, bizden kaynaklı değil, dediler.” diye konuştu.

Babasının dosyasının Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderildiğini belirten Cingöz, “Orada kurul toplanıyor, bir karar veriyorlar. Ona göre cezaevi ya bırakıyor ya da tutuyor. Yargıtay Genel Kurulu’nda dosya 10 yıl bile bekleyebilirmiş. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Pandemi dolayısıyla kurulun pek toplanmadığını öğrendik. Bizim derdimiz kimsenin derdi değil. Babam 5 aydır esir orada.” ifadelerini kullandı.

GERGERLİOĞLU: BÖYLE KAÇ MAHPUS VAR?

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün cevaplaması için TBMM’ye bir soru önergesi verdi. Gergerlioğlu önergesinde şu soruların cevaplanmasını istedi:

“Hüseyin Yüce isimli yurttaşın Burdur E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nde hükümözlü olduğu iddiaları doğru mudur? Hüseyin Yüce isimli yurttaşın ceza dosyasının Yargıtay aşamasında olduğu iddiası doğru mudur? Hüseyin Yüce isimli yurttaşın ceza dosyasının Yargıtay tarafından onanması halinde Hüseyin Yüce isimli yurttaş cezaevinden tahliye mi olacaktır? Hüseyin Yüce isimli yurttaşın ceza dosyası Yargıtay’da ise ne kadar zamandır dosya Yargıtay aşamasındadır? Son 4 yılda Türkiye cezaevlerinde cezaevinde kalma süresi dolup Yargıtay tarafından karar beklenen mahpus sayısı kaçtır?”

AİLECE MAĞDUR

Yüce ailesi 4 yıldır hep birlikte mağdur edildi. Hüseyin Yüce’nin oğlu, kızı ve damadı da tutuklandı. Oğlu Yusuf Yüce 20 aydır aynı cezaevinde tutuklu. Damadı ise 32 aydır Burdur Cezaevinde. Ailede çok fazla tutuklu olduğu için kızı 5 ay hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Hastanesi dahiliye doktoru olarak görev yapan Yusuf Yüce 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu süreçte eşi Nurten Yüce ve 4 yaşındaki oğlu ile maddi manevi zorluk yaşadı, yüz felci geçirdi.

BOLD / Sevinç Özarslan
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER İŞKENCE HABERLERİ