​Antalya Döşemealtı L tipi Cezaevi’nde insan hakları ihlal ediliyor

Telefon, açık görüş, mektuplaşma yasak
Antalya Mağdurları isimli twitter hesabında Antalya Döşemealtı L Tipi Cezaevinde işlenen insan hakları suçlarını ortaya koydu. Twitter’daki paylaşımda Hizmet Hareketi’ni mensup olduğu iddiasıyla tutuklananlara uygulanan muamele ne denli bir kitlesel kıyımın yaşandığını gözler önüne seriyor.

Gözaltı ve mahkeme süreçlerindeki eziyetleri gözler önüne seren mağdur sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda bütün problemleri teker teker anlattı.

“18 GÜN GÖZALTIDAN SONRA SAVCI YÜZÜMÜ GÖRMEDEN TUTUKLAMA VERDİ”

18 gün boyunca gözaltında tutulduktan sonra savcının karşısına çıkarılmadan tutuklandığını belirten mağdur, mesajında, “Savcı, bizim ifademizi alma ihtiyacı hissetmeden mahkemeye sevk etmiş.  Kasım 2016 günü Sulh ceza hakimliğine çıktık. Önce bizi adliyenin bodrum katındaki nezarete koydular. Sıranız gelince 8'er kişi çıkacaksınız dediler. Biz 8 kişi mahkeme katına gittik.” şeklinde durumu özetliyor. İlk 4 kişinin mahkemeye alınmasından sonra sivil polisin tutuklamalara ilişkin diğer sivil polisleri uyardığının kaydedildiği paylaşımda, kendisiyle birlikte bekleyen diğer 3 kişinin mahkemeye daha çıkarılmadan tutuklandıklarının söylendiği yer alıyor.

Mağdur, “Hakim usulen soru sordu. Usulen cevapladım. Karar için 5 dakika ara verdi. Odasına girdi. 10 dakika sonra çıktı. Cübbesinin bir kolunu giydi, diğer kolunu henüz giymemişti. Hepinizi tutukladım dedi." ifadeleriyle hukukun nasıl yerle bir edildiğini ortaya koyuyor.

“14 KİŞİLİK KOĞUŞLAR 44 KİŞİ KALDIK”

Tutuklandıktan sonra 3 gün boyunca geçici koğuşta bırakıldığının belirtildiği twitter mesajında, geçici koğuştan sonra 11 ay kalacağı koğuşa aktarıldığı kaydedildi.

Yargılandığı dosyadan iki kişinin daha olduğunu belirten mağdur, yaşanan mağduriyete ilişkin şunları anlattı: “Bizim gelmemizle koğuş 40 kişi olmuştu. Koğuşta 7 oda var. Planda her koğuşta 2 kişilik 1 ranza varmış. Normalde her koğuş 14 kişilik planlanmış. Fakat F... iddiası ile tutuklamalar arttıkça önce 1, sonra 2 ranza konulmuş ve her odadaki ranza sayısı 3'e çıkartılmış. Böylece koğuş kapasitesi 14 kişiden 3 katına yani 42 kişiye çıkartılmış. Daha sonra yeni gelenler oldu ve koğuştaki sayımız 44'e çıktı. 2 kişi yerde yatmak zorunda kaldı.”

“TELEFON, AÇIK GÖRÜŞ VE MEKTUPLAŞMA YASAK”

F... hariç terör tüm suçlularının mektup ve telefon haklarının olduğunu belirten mağdur, yapılan itirazların sonucunda ancak 1 yıl sonra bu hakkı elde edebildiklerine dikkat çekiyor.

Ayda bir açık görüşün dahi kendilerine yasaklandığının belirtildiği tweette, F…’den tutuklu olan mahkumlara çifte standart uygulandığını anlatıyor. Kantin alışverişini yapmak istediklerinde haftada bir alışveriş yaptıklarının kaydedildiği mağdur mesajında, “Önceden haber vermeksizin fiyatlar artıyordu. Sipariş verdiğimiz malzemelerle beraber fiş geldiğinde haberimiz oluyordu artışlardan. Bunu söylediğimizde size yeni fiyat listesi gelmedi mi diye bahane yapıyorlardı. Yeni fiyat listesini istedik. Yeni listede daha önceki listenin en az 2 katı çeşit malzeme vardı. Hemen sipariş verdik. Hiçbiri gelmedi. Neden gelmediğini sorduğumuzda size yanlış listeyi vermişiz. F... nün listesi ayrı.” Şeklinde bir ifade kullanıldığını kaydediyor.

KURAN’I KERİM GİBİ İHTİYAÇLAR KARŞILANMIYOR

Hapishane içerisinde yer alan kantinde talep edilen malzeme bulunamadığında dış kantinden sipariş yoluyla yasaklanmayan malzemeleri dışardan dilekçe yoluyla talepte bulunduklarını ifade eden mağdur, “Ancak defaatle isteklerimiz için dilekçe yazmamıza rağmen hiç gelmedi. En az 10 kere dilekçe yazmışımdır. Kuranı Kerim, ders kitabı, test kitabı, kaligrafi kalemi gibi gayet masum taleplerimiz bile geri çevrildi.” şeklinde ikinci sınıf muamelesini gözler önüne seriyor.

Açık görüş günlerinde ziyaretçilerin getirdiği ikramlıkların bile yasaklandığını dile getiren mağdur, yazdıkları dilekçelerin de görmezden gelindiğini kaydediyor. Şehir dışından gelen ziyaretçilerin arasında yaşlılar,  çocuklar ve bebeklerin saatlerce görüşme için bekletildiğinin kaydedildiği mağdur mesajında “Bu yasak kalksın dedik. Sonra sadece su alınabilir dendi. Kapağı açıldıysa atılacak. Ne biz geri getireceğiz ne de ziyaretçiler alacak. Kapağı açılmadıysa geri getirebiliyorduk koğuşa. Dilekçe yazmaya ısrarla devam ettik. Gıdaya da izin çıktı. Birkaç çeşidi geçmemek üzere. Bu seferde kapağı açılmamış olsa bile tüm artanlar çöpe atılacak.” şeklinde belirtiyor.

“ZİYARET ESNASINDA ÇOCUĞUNA ÇİKOLATA VEREN ÖĞRETMEN MAHKEMELİK OLDU”

Cezaevinde bir öğretmenin yaşadığı bir hadiseye de yer veren mağdur, oğluna çikolata verdiğinden dolayı gardiyanların olay çıkardığını bu sebeple de mahkemeye verildiğini kaydediyor. Savcının hem sözlü hem de yazılı savunma aldığını belirten mağdur, şu şekilde devam ediyor: “Konu mahkemeye taşındı. Hakim gerçekten çikolata için mi hakkındaki bu suçlama. Bu çok saçma. Yaz kızım beraat derken bir dakika sen neden tutukluydun diye soruyor, F... cevabını alınca "ha o zaman bir de savcı beyle görüşeyim diye ara veriyor. Aradan sonra da mahkemenin ertelenmesine karar veriyor. Cezaevi savcılığı sorgusunda ise 3 ay faaliyetlerden men cezası alıyor öğretmen arkadaş.”

F… NEDENİYLE CEZAVİNDE OLANLARA HER TÜRLÜ SOSYAL FAALİYET YASAK

Cezaevinde her türlü sosyal faaliyetin F... tutuklularına yasak olduğunu ifade eden mağdur, şu şekilde devam ediyor: “Spor salonundan faydalanma, voleybol, basketbol ve futbol turnuvaları, tiyatro ve diğer sosyal-kültürel faaliyetler, bütün kurslara katılım, haftada bir din görevlileri tarafından yapılan manevi ders gibi faaliyetler zaten baştan beri bize yasaktı. Açık görüşte yakınlarımızla çektirdiğimiz fotoğrafların duvara asılması bile yasaktı.”

Aynı koğuşta birlikte kaldığı arkadaşının kantinden aldığı defterin bile elinden alındığını anlatan mağdur, sadece ilk sayfasının yazılı olduğunu verdiği dilekçelerin de ‘incelemeler sürüyor’ şeklinde cevaplarla kendisine teslim edilmediğini belirtiyor.

Yaza girildiğinde koğuşta kendi parasıyla kantinden bir arkadaşının da battaniyesine el konulduğunu itiraz edince de 1 ay boyunca açık görüş cezasını yediğini kaydeden mağdur, şu şekilde devam ediyor: “Niye battaniyeni vermedin diye. Halbuki cezaevi battaniyelerinin üzerinde cezaevi logosu var. Kantinden alınanlar farklı. Tartışma çıktı ve arkadaşa 1 ay açık görüş men cezası verildi. Parayla aldığı battaniyeyi arama sırasında memurlara teslim etmedi diye... Yine mahkemede yapacağı savunmayı not eden bir arkadaşın defterine el konuldu. F... den tutuklu bu arkadaşa, F... ile ilgili notlar almış diye cezaevi savcılığı soruşturma açtı. Yazılı savunma verdi. Sonucu henüz belli değil...”

Mağduriyetler, madde madde şu şekilde:

- Telefon, mektup ve açık görüşünden uzunca bir süre mahrum bırakıldı.

- Cezaevi telefonlarımız dinliyor. Bazı arkadaşlara mahkemede veya cezaevi savcılığı tarafında "sen eşine şöyle şöyle demişsin" diye sorulduktan sonra telefonlarımızın dinlendiğini öğrendik. Kapalı görüş ve telefon hakkı kullanırken isim-soyisim-koğuş no söylemek şeklinde tekmil verdikten sonra konuşmaya başlama kuralı vardı.

- Kantinden kendi paramızla aldığımız su, çamaşır suyu, yüzey temizleyicisi, sıvı sabun, porçöz ve bulaşık deterjanını koğuşa sokmuyorlardı.

- Çamaşır deterjanı var, leğen var, yıkamak serbest, ama kurutmak için çamaşır ipi yasak, satılmıyor. Çamaşırlarımızı kurutmak için kendi imkanlarımızla eski kıyafet veya çarşafları yırtarak ip yapıp iki ranza arasına astık. Haftalık arama da yasak diye ipi de kestiler.

- F… davasından yatanların ziyaretçilerine türlü problemler çıkarıldı.

- Bütün sosyal etkinliklerden mahrum bırakıldı.

- Kantin ihtiyaçları giderilmiyor, giderilse bile bize karşı fiyatlar en azından iki katına çıkarılıyor.


Mağdurun bütün hukuki süreç boyunca yaşadıkları şu şekilde:

- ... Ekim 2016'da gözaltına alındım.

- 11 gün sonra polis ifadesi verdim.

- 16. gün sulh ceza hakimliğine çıktım.

- Savcı ifademi almaya tenezzül etmedi.

- 16 günlük gözaltı sürecinden sonra tutuklanıp cezaevine girdim.

- İddianamem 6 ay sonra yazıldı. Ancak 2 hafta sonra bana ulaştırılabildi.

- İlk mahkeme için 2 ay sonraya gün verildi.

- Gözaltına alındıktan 8,5 ay sonra ilk mahkemeye, bundan 4 ay sonra ikinci mahkemeye, bundan da 40 gün sonra üçüncü mahkemeye çıktım. Üçüncü mahkemede denetimli serbestlikle tahliye edildim.

- Yaklaşık 1 yıl tutuklu kaldım. Bu süre zarfında alındığım ilk günle bugün arasında dosyama ne bir delil veya belge konuldu, ne de bir bilgi arttı. Eğer suçluysam niye tahliye edildim. Yok eğer suçsuzsam neden ilk mahkemede tahliye olmadım...
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER İŞKENCE HABERLERİ