‘Sadece kendi eşim için değil, herkes için adalet istiyorum’

KHK ile ihraç edilen polis memuru eşi tutuklanınca iki çocukla bir başına kalan Buket İncir, "Yaşadığım acıyı ben ve çocuklarım biliyorum." diyor

Kronos'tan Selahattin Sevi'nin haberine göre; KHK’lı Cemal Yıldırım ve Harbiyeli annesi Melek Çetinkaya ile birlikte Ankara’da yapılan eylemlerle sesini duyurmaya çalışan Buket İncir (32), “Hiç kimse duymuyor sesimizi, konuşmaya kalkıştığımız zaman bir şekilde engelleniyoruz, ama susmayacağım.” sözleriyle tanındı.

Kendini, “15 Temmuz 2016 gecesinden sonra değişen, alt üst olan hayatlardan sadece biri” olarak gören İncir, “Çünkü yaşadığım acıyı, çocuklarımın yaşadığı acıyı bir tek ben biliyorum. İki çocuğumla beraber, yüzlerce çocuğun yaşadığı acıyı ben biliyorum. Şu an kaç kanserli hasta hapishanede tedavi olamıyor, kaç cenaze çıktı içeriden ama hiç kimse bilmiyor ve bunlar basına yansıtılmıyor.” ifadelerini kullanıyor.


“Baştan beri hep savunduğum buydu, susup kabullenmek değil. Suçlu insanın sesi çıkmaz, biz tam tersine haykırmalıyız, yapılanları ve yaşadıklarımızı duyurmalıyız.” diyen ve adalet arayışına sokakta devam eden iki çocuk annesi Buket İncir son üç buçuk yılda yaşadıklarını Kronos‘a anlattı.



Sizin için süreç nasıl başladı? Biraz anlatır mısınız?

Komiser yardımcısı olan eşim, 15 Temmuz akşamı yaşanan olaylarda görev aldı. Geceden itibaren bir hafta gece-gündüz demeden görev yaptı. 22 Temmuz gecesi görevi başındayken telefon ile aranarak saat 02:00’da şubeye çağrıldı ve görevinden uzaklaştırıldı.

İlk tepkisi nasıl oldu?

Eve gelince ilk söylediği ilk cümle, “Ben mesleğime, görevime doyamadım ki!” oldu. Birçok meslektaşı gibi eşim de 12 yıl boyunca çok severek, her göreve koşarak giderek, Doğu’da çatışmalara katılarak görevini layıkıyla yerine getirdi. Açığa alınması yetmedi, 23 Temmuz 2016 günü 4 polisin gelip evden alıp götürmesi ile terör örgütü üyesi ilan edildi.

  

Eşinizin gözaltına alındığı o günü anlatır mısınız?

Eşim, akşam saat 19.00 civarı çocukları parka çıkarmıştı. Kapı çalınca onlar zannedip açtım ve karşımda 4 polisi görünce şaşırdım. Ben daha olayın ne olduğunu anlayamadan eve girdiler ve eşimi arattırıp eve çağırdılar. Eşimi aradım ve çocukları eve getirme polisler geldi diyebildim. Polisler telefonu elimden aldılar ve, geç içeri otur ve çıkma, dediler. 3 ve 7 yaşındaki çocuklarımın dışarıda yalnız kaldığını belirtim. Eşim gelince, onların yanına çıkabilir miyim, dediğimde çok katı bir şekilde, hiçbir yere çıkamazsın, geç içeri, dediler. Evde arama yapıldığı için ve ellerinde silahla evin içinde gezen polisler yüzünden çocuklarımı kapının dışında bıraktım. Parka gitmelerini, arkalarından geleceğimi söyledim. Akşamın bir saatinde 3 ve 7 yaşındaki çocuklarımı 3 saat sokakta bırakmak zorunda kaldım. Arama işlemi bitti, eşimi ve evdeki bütün materyalleri alarak evden çıktılar. Saat 22:00’de koşarak evden çıktım ve dışarıda yalnız kalan ve ağlayan çocuklarımı alıp eve döndüm.

  

SİVASLI BİR İŞÇİ AİLESİNİN OĞLUYDU, BAŞARILI BİR POLİS OLDU

Eşiniz nasıl bir aileden geliyordu, en son görevi komiserdi, daha önce nerelerde görev yapmıştı?

Eşim 1980 Sivas doğumlu. Rahmetli babası işçi, annesi ev hanımı. Liseden sonra Adana Polis Okulunda okudu. Önce Antep’te sonra Batman’da görev yaptı. Bu sırada komiserlik sınavına girdi, Diyarbakır’da eğitimine devam etti ve komiser yardımcısı oldu. Son 6 yıldır Çanakkale’deydi. Mesleğini hep severek yapıyordu, iş olsun diye yapmıyordu. Meslek hayatı boyunca ve bugüne kadar kimse Ahmet ile ilgili kötü söz etmedi. Çok sevecen, esprili ve sakindi. Hatta fazla sakin yapılı bir insandı. Çocuklarıyla çok ilgiliydi. Anne ve babasına da çok düşkündü. Evliliğimiz boyunca annesi ve babası bizimle yaşadı.

Tutuklanan eşiniz ne ile itham edildi?

Eşim basit bir tanık ifadesiyle gözaltına alındı ve tutuklandı. Sekiz ay sonra 2017 yılının mart ayında ilk kez mahkemeye çıktı. Mahkemeden bir hafta önce dosyasına ByLock eklendi. Böylece tahliye olması engellendi. Her üç-beş ayda bir mahkemeye çıktı. Beşinci mahkemede 24 Nisan 2018’de “örgüt üyeliği”nden 7 buçuk yıl hapis cezası aldı. İstinaf’ta onanan karar şu anda Yargıtay’da.

“TELEFONLAR YÜZÜME KAPANDI, YAŞADIĞIM EN ZOR GECE”

  

Eşinizin gözaltına alındığını ilk önce kimlerle paylaştınız, kimlere haber verdiniz?

Çocuklarımı uyutup olayın şokunu atlattıktan sonra telefon, tablet ne varsa her şeyi aldıkları için çıkıp komşudan eşimin ağabeyini aradım. Bu arama ile birlikte yakın çevremden ilk darbeyi yemiş oldum. Çünkü kendi de bir polis olan kaynım, eşimin yani öz kardeşinin gözaltına alındığını söylediğimde, “Beni arama, ortalık zaten karışık.” diyerek telefonu yüzüme kapattı. Başka kimseye ulaşma şansım olmadığı için eve döndüm ve geçirdiğim en zor geceyi yaşadım. 3 gün gözaltında kalan eşim 26 Temmuz günü mahkemeye çıktı. Adliye kapısında gün boyu buradan çıkacak ve evine dönecek umuduyla beklerken, eşim 3 kişinin beyanı ile terör örgütü üyesi olarak tutuklandı. O güne ait hatırlayabildiğim tek an, eşimin 2 polis arasında, çalışma arkadaşı olan 2 polis tarafından kelepçe takılmış bir şekilde adliyeden ayrılmasıydı. Ben o an o görüntüye ve yaşadığım strese dayanamayarak bayıldım ve eşim cezaevine giderken ben hastaneye götürüldüm.

Yakınlarınızın bu tavırları sonrasında da devam etti mi?

Evlilik hayatımız boyunca kayınvalidem ve kayınpederim ile birlikte yaşadık. Fakat eşim gözaltına alındığında onlar bizim yanımızda Çanakkale’de değil Sivas’talardı. Sonra da orada yaşadılar. İkisi de yaşlı ve ciddi rahatsızlıkları vardı. Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz kayınvalidem oğlunu bir kez cezaevinde görebildi. İkinci gidişinde dizinde platin olduğu için ve ilgili kağıdı yanında olmadığı için görüşe almadılar. Gözyaşlarıyla eve döndü. Sivas uzun yol… Oğluna hasret gitti. 2018 kışında da kayınpederimi kaybettik. O da sadece iki kez Sivas’tan görüşe gelebilmişti. İkisinin vefatını da eşime ben haber vermek durumunda kaldım. Yıkıldı tabii, kolay değil. Ama kardeşleri eşimin cenazelerde bulunmasını istemedi. Eşimin yedi kardeşi var, biri yurt dışında. Maddi durumları da iyi ama hiçbirinden maalesef yakınlık göremedim. Bazen eşimi soruyorlardı, artık onu da sormuyorlar. Hatta bir kaynımın borcu vardı kardeşine, onu bile ödemedi. Tek başıma üstesinden gelmeye çalıştım bütün bu zorlukların. Tabii o günden sonra sırt çevirenler, bizden korkanlar, yüzümüze dahi bakmayanlar, bizi dışlayanlar, vatan haini ithamlarına da başlamış oldu. Tek tek anlatmaya kalksam, kalemler yazmaya yetmez. Cezaevi yollarını, görüş günlerini, görüşte yapılan zulümleri, akıtılan gözyaşlarını anlatmaya kelimeler yetmez. Allah kimseyi haksız yere cezaevine de, cezaevi kapılarına da düşürmesin. Gerçekten çok zor…

15 Temmuz’dan önce ne iş yapıyordunuz, eşinizle nasıl tanışmıştınız, ne zaman evlendiniz?

Eşimle aynı şehirde yaşıyorduk. Ailelerimizin önerisi ile görücü usulü evlendik. 1988’de Sivas’ta dünyaya geldim. Babam Karayolları’nda işçi, annem ev hanımıydı. Açık Öğretim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü mezunuyum. İki yıl özel bir anaokulunda çalıştım. 2007 yılında evlendik. 2009’da ilk çocuğum Eymen Enes, 2013 yılında da Yusuf Emin dünyaya geldi.

“BEN DE İŞTEN ATILDIM, MALLARIMIZA TEDBİR KONDU”

  

Evin geçimi, çocuklar ve cezaevindeki eşinizle tek başına ilgilenmek durumunda kaldınız… Sizin için yeni bir hayat mücadelesi de başlamış oldu?

Evet, bunların dışında tabii hayat mücadelem de başlamış oldu. 2 çocukla gurbette tek başıma eşsiz ve işsiz kaldım. Daha ilk günlerde eşimin ailesinin maddi anlamda destek olmayacaklarını anladım. Zaten kendileri de bunu bana direk söylediler. Manevi anlamda zaten formalite olan destekleri tamamen bitti. Eşim 622 sayılı KHK ile Eylül ayında ihraç olurken ben de işimden atıldım. O dönemde iş bulmak zaten çok zordu, Bir de 2 küçük çocuk olunca imkansızdı ve maddi açıdan çok zorluklar yaşadım. Annem ve babam olabildiğince yanımda olmaya çalıştılar, fırsat bulduklarında gelip yanımda kaldılar ve maddi-manevi anlamda destek verdiler. Ama zaman geçtikçe her şey daha da zorlaştı. Ev kredisini ödeyemedim, mallarda tedbir olduğu için satamadım.

“OĞLUMUN OKULUNDA HADEMELİK YAPTIM”



İşinizden atılınca, yani mesleğinizi yapamayınca ne yaptınız. Geçiminizi nasıl sağladınız?

Çalıştığım özel kreş beni eşimin durumundan dolayı işten çıkardı. Bir süre çalışamadım. Önceleri evde yaptığım el işlerini sattım. Evde yapılabilecek işler buldum ve bunları çok cüzi fiyatlarla yapmaya çalıştım fakat yeterli olmadı. Daha sonra ByLock kullandığım öne sürülerek ve terör örgütü ithamıyla açılan bir davada gözaltına alındım. Serbest kaldım ama yurtdışı yasağı ile birlikte çalışma lisansım iptal edildi. Mesleğim dışı işler aramak zorunda kaldım. Uluslararası sağlık turizmi işinde çalıştım, üç ay maaş verilmeyince ayrıldım. Sonra sekreter olarak sürücü kursunda iş buldum. Fakat onlar yemek ve temizlik de yaptırdılar ve söz verdikleri paradan çok azını verdikleri için oradan da ayrıldım. Maaşımı tam olarak alamadım. Servis rehberliği yaptım. Düzenli iş bulamıyordum. İnsanlar durumumuzu istismar ediyor, ucuza çalıştırıyordu. En son Çanakkale’de çocuklarımın okul saatlerine uyduğu için ve onları bırakacak kimse olmadığı için, oğlumun okulunda hademelik yapmaya başladım. Asla bunları yaptığım için gocunmuyorum ama haksız şekilde mesleği elinden alınan biri için hiç de kolay olmadı. 1 yılın sonunda tedbirler kalkınca kredi borcu ödeyemediğimden dolayı biriktiği için eve haciz kağıtları gelmeye başladı. Eşimin ailesinden destek istedim ama maalesef o süreçte de yanımda olmadılar. 89. gün evi elimden alan banka çok düşük bir fiyata evi sattı. Kredi kapandı ve evim elimden gitti. Ben de mecburen göç etmek zorunda kaldım. Eşimi, Çanakkale’de bırakıp Ankara’ya ailemin yanına gelmek zorunda kaldım.

“ÇOCUKLARIM SADECE BABASIZ DEĞİL KİMSESİZ KALDI”



Başka bir şehirde yeni bir hayata başlamak hepiniz için zor olmuştur? Eşinizin ziyaretine gelip gitmek de?

Evden kalan parayla ve zaman zaman çalışarak geçinmeye çalıştım. Zaman zaman diyorum çünkü, ne yazık ki durumumdan dolayı düzenli bir iş bulamadım. Maddi sıkıntılar dışında ve daha da önemlisi manevi sıkıntılarımız kendimden zaten en baştan beri geçtim ama çocuklarım psikolojik anlamda çok ciddi problemler yaşadı ve yaşamaya da devam ediyorlar. Üç buçuk yıldır babasız kalan ve aslında kimsesiz kalan çocuklarımın ruhunda ciddi yaralar açıldı. Şu an halen daha hayatla mücadele ediyorum ama pes etmiyorum. İllaki sendelediğim oluyor, isyan etme derecesine geldiğim oluyor ama hemen ayağa kalkıyor ve asla düşmüyorum, yıkılmıyorum. Her zaman diyorum, içeride tek bir tutuklu, tek bir masum kalmayana dek mücadelem ve direnişim devam edecek. Sadece kendim için değil, herkes için adalet istiyorum. Hep birlikte güzel günler göreceğiz.

“BİR TANE TUTUKLU KALMAYANA KADAR SUSMAYACAĞIZ”

15 Temmuz 2016’dan sonra 100 binlerce kişi tutuklandı. Binlerce insan, binlerce çocuk mağdur… Susup kabullenmemizi istiyorlar ama biz suçlu değiliz. Bizim darbe ile hiçbir ilgimiz yok. Şu an da kaç tane kanserli hasta hapishanede tedavi olamıyor, kaç tane cenaze çıktı içeriden ama hiç kimse bilmiyor ve basına yansıtılmıyor. Üç buçuk yıldır burada çırpınıyoruz şuradan bakıp geçiyor halk. Bugün olanlar yarın onların da başına gelebilir.




Son olarak, hakkınızı sokakta aramaya nasıl karar verdiniz?

Aslına bakarsanız ben üç buçuk yıldır hep KHK platformlarında görev alıyordum. Sosyal medya hesaplarında yöneticilik yaptım. Milletvekillerine mektuplar yazdım. Hep bir şeyler yapmalıyız diyordum. Sonra sosyal medya hesabımdan sokakta olacağımı ilan ettim, kimse yanımda olmadı. Ben de maalesef geç fark ettiğim Cemal Yıldırım beye katıldım. Melek Çetinkaya hanımla tanıştım. Onlara güç vermek istedim. Baştan beri hep savunduğum buydu, susup kabullenmek değil. Suçlu insanın sesi çıkmaz, biz tam tersine haykırmalıyız, yapılanları ve yaşadıklarımızı duyurmalıyız. Eşime de haber verdim, tabii kendi için değil benim için tedirgin oldu. Fakat bu kararımı koğuş arkadaşları duyunca, “Artık dışarıda sesimizi duyuranlar var.” diye alkışlamışlar, yani büyük bir alkış almışım…


Kaynak: Kronos
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ