Köşe yazarları TSK'nin Fırat'ın doğusuna harekatını yorumladı: Dünyanın Kürtlerle imtihanı

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Suriye Demokratik Güçleri'nin denetimindeki Fırat'ın doğusuna askeri harekatı üçüncü gününde.



Bölgeden hem sivil hem de asker ölümleri haberleri geliyor. Diplomasi alınında da trafik hızlanırken, yazarlar bugünkü köşelerinde konuyu irdeledi. 


Evrensel Yücel Özdemir: 

Bölgeyi kontrol eden ABD ise “yeşil ışık” yakmasına rağmen, sözde karşı çıkan ülkeler arasında. Özetle, dünyanın hiçbir ülkesi açıktan Türkiye’nin Kürt bölgesine müdahalesine destek vermiyor ve Türkiye bu açıdan yalnızlaşmış görünüyor. Buna bir de BM Güvenlik Konseyi ve ABD Temsilciler Meclisinin alacağı kararları eklediğimizde, Türkiye rejimi daha da yalnızlaşacak gibi görünüyor. Ne var ki bütün bunlara rağmen dünya Kürtlerle imtihanı kaybetti. Ekonomik, siyasi çıkarlar uğruna hiçbir ülke Türkiye rejiminin aylardır dillendirdiği plana karşı net bir duruş sergilemedi. Bölge üzerinde etkili olan emperyalist devletler, bir halk olarak Kürtlerin yaşadıkları bölgede kendisini yönetmesine destek vermediği gibi, bugüne kadar verdikleri desteklerin arkasında asıl olarak ekonomik ve siyasi hesaplar olduğu da çıplak şekilde görüldü. Bu nedenle Kürtler olanlardan bir sonuç çıkaracak.

Sözcü, Murat Muratoğlu:

Peki, bu insanlar Avrupa ülkeleri için tehdit de bizim için değiller mi? Madem bu kadar kötü bir şey, neden bunu kendi halkımıza yaşatıyoruz? Avrupa'yı korkuttuğumuz milyonlarca Suriyeli ile yıllardır birlikte yaşıyoruz! Sahi onlar bizim şefkatimize sığınmış din kardeşlerimiz değil miydi? Biz ensardık, onlar muhacir… Zira çoğu ne Avrupa'ya gider, ne Suriye'ye geri döner.Düzenlerini kurmuşlar, bu nargile burada tüter. Bize para karşılığı öyle anlaşmalar imzalattılar ki, hiçbir şey yapamayız. Kapıları açarsak bu sefer Birleşmiş Milletler nezdinde yaptırım ve ambargolar ile karşı karşıya kalırız. Hepsini de paşa paşa geri alırız.


Karar, Taha Akyol:

Suriye’deki gelişmelerin Türkiye açısından iyi yönde evrilmesi için sadece askerî güç yetmez, imaj ve diplomatik maharet de son derece önemlidir Türkiye’nin askeri gücü vardır. Mehmetçiğin vatanseverliği ve kahramanlığı ona her türlü şükran ve saygıyı duymamızı gerektirecek düzeydedir. Fakat diplomasi mutlaka siyasi başarının yolunu bulmalıdır. Mısır’la çatışmayı bu kadar devam ettirmek gerekir miydi? Seçim propagandası yapacağız diye Avrupa’yla 2017’deki gerilimi o kadar tırmandırmak neye yaradı? Dün kendilerinden “liyakat nişanları” aldığımız Amerika’daki Yahudi lobisini şimdi lehimize değilse bile tarafsızlığa nasıl ikna ederiz? Ermeni tasarılarını önlediğimiz gibi Kongre’de harekete geçirilmiş olan ambargo tasarısını nasıl önleriz? Artık Esat rejimiyle diyalog kurmak gerekmiyor mu?.. Liste uzatılabilir…

Evrensel, Yusuf Karataş:

 "8 yıl aradan sonra avukatları ile görüştüğünde Öcalan, SDG’ye “Türkiye’nin hassasiyetlerine duyarlı olma” ve “Suriye’nin toprak bütünlüğü içinde demokratik bir çözüm” çağrısı yapmış ve bu konuda sorunun çözümü noktasında görev ve sorumluluk almaya hazır olduğunu söylemişti. Öcalan’ı devreye sokmak gibi külfetsiz ve halklara barış ve huzur getirebilecek bir seçenek varken ciddi riskler taşıyan ve ülkeyi yeni sorunlarla karşı karşıya bırakabilecek bir operasyonda ısrar etmek gerçekten bu ülkenin çıkarına mıdır?"Karar, Mehmet Ocaktan  Maalesef son günlerde Suriye bağlamında yaşananlar, Türkiye açısından derin bir yalnızlığa işaret etmektedir. Türkiye bir taraftan insani anlamda doğru bir tercih yaparak mağdurlara kucak açarken, bir taraftan da Rusya ve Amerika’nın Suriye’de yürüttüğü vekalet savaşlarının en büyük mağduru durumundadır. En önemlisi de Türkiye’yi Güney sınırı boyunca tehdit eden terör koridorudur. Bu yüzden de belki uzun yıllar diplomatik anlamda yaşayacağı sıkıntılara rağmen, terör unsurlarına karşı bir adım atmak durumundaydı. Nitekim Çarşamba günü bu konuda önemli bir adım attı ve sınırda 30 kilometre derinliğinde askeri harekat başlattı. “Barış Pınarı” harekatı Suriye topraklarında karadan ve havadan devam ediyor. Harekatın hedefi terör unsurlarına yönelik olduğu için bütün siyasi partilerin ve toplumun desteği tam. Ne kadar süreceğini ve Amerika ile hangi noktalarda mutabık kalındığını bilmiyoruz. Dahası bu harekat siyasi sonuçları itibariyle hepimiz açısından ne tür maliyetler üreteceğini de şimdiden kestirmek mümkün değil.

 T24, Mehmet Y. Yılmaz

Şunu kendimize soralım: Kuzey Irak’taki PKK hedeflerine yönelik her tür askeri operasyona sesini çıkarmayan ABD, AB, Arap Birliği, İran, niye Kuzey Suriye’de de bu işi yapmamıza karşı? Dönüp dolaşıp hep aynı yere geliyoruz: Sorunumuz, Türkiye’yi yöneten siyasal İslamcı kadronun, bir yandan “Arap sokağının” liderliğine heves ederken, diğer yandan da muhalifleri destekliyoruz derken Suriye’deki cihatçıların semirmesine yol açması! Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, ondan sonraki tüm düğmeler yanlış iliğe giriyor, sorun bu!

Falcı değilim ama şunu söyleyebilirim: Aslında “kaybetmek” anlamına gelen bu Pirus Zaferi’nin sonucu Türkiye’nin eksikli demokrasisinden bile uzaklaşması sonucunu doğuracak.

Neden böyle olacağını da önümüzdeki günlerde konuşacağız.



KAYNAK: AHVAL
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ