İsveç'te beyaz sandalye eylemi yapıldı

İsveç'in başkenti Stokholm ve Malmö şehirlerinde yapılan beyaz sandalye eylemlerine katılan onlarca kişi Türkiye'de cinayete varan hak ihlallerini kınadı.

Komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu'nun cezaevi hücresinde ölümüne tepkiler dinmek bilmiyor. Skandal olay yurt dışında da, beyaz sandalye eylemleri ile protesto edildi.

Eylemlerin İsveç'teki merkezi başkent Stokholm ve Malmö şehirleri oldu. Taşıdıkları pankartlar ve yanlarında getirdikleri beyaz sandalyelerle Kabakçıoğlu'nun hücrede ölümüne dikkat çeken kalabalık adına bir de basın açıklaması yapıldı.


Türkiye'deki hak ihlallerinin sınır tanımadığı kaydedilen açıklamada öne çıkan başlıklar şöyle:




BİNLERCE İNSAN ZULME UĞRADI

"Türkiye maalesef, son yıllarda ve özellikle sahte darbe tuzağından sonra, hızla demokrasi ve adaletten uzaklaşmaktadır. 300 bine yakın insan görevlerinden uzaklaştırıldı. Ve halen iş verilmeyerek açlığa mahkum edilmekte. 500 bine yakın insan gözaltına alındı. 100 binden fazla kişi hapsedildi. Halen 50 bine yakın kişi siyasi ve etnik nedenlerle hapishanelerde tutulmaktadır. Bunlardan 10 binden fazlası kadın ve 800 den fazla kadın da, bebekleriyle birlikte hapiste tutulmaktadır."

SİYASİ TUTUKLULAR TAHLİYE EDİLMEDİ

Korona tehlikesinden dolayı çıkarılan bir yasayla, katil ve hırsızlar basta olmak üzere bir çok yüz kızartıcı suç işleyenlere dahi af gelmesine rağmen, bu bahsettiğimiz siyasi tutsaklar asla tahliye edilmemektedir. Bu tutsaklar arasında, 4 bine yakın ağır hasta ve yaşlılar bulunmaktadır. Bu kişiler öleceğiz diye çığlık atmasına rağmen, hatta tahliyelerine birkaç ay kalmış olsa bile tahliye edilmiyor ve adeta ölüme mahkum ediliyor.



"MUSTAFA KABAKÇIOĞLU KASTEN ÖLDÜRÜLDÜ"

Bunun en son ve çok acı örneğini, birer gün arayla öldürülen iki Mustafa’da gördük. İlki Mustafa Kabakçıoğlu. Kabakçıoğlu polis şefiydi. Erdoğan Türkiyesi’nde siyasi sebeplerle 4 yıldır hapiste tutulmaktaydı. Kronik şeker ve astım hastasıydı. Tahliyesine 4 ay vardı. 20 Ağustosta kovid şüphesiyle tek kişilik hücreye konuldu. Durumu çok ağırlaştı. Defalarca tedavi olmak icin çığlık attı ama dikkate alınmadı. Tek kişilik o hücrede, 9 gün acılar içerisinde kıvranarak, tahliyesine 4 ay kala öldürüldü. Ölü bulunduğunda bu fotoğrafta gördüğünüz gibi bir plastik sandalye üzerindeydi. Olay, bu resimlerin açığa çıkmasıyla kamuoyunda duyuldu ve büyük infiallere neden oldu. Diğer Mustafa ise askerdi. Cezaevinde, çok kötü şartlar altında, ağır kalp hastası olarak tutuluyordu.  Mustafa “Hasta ve ölüme çok yaklaşmış bir insan olarak her türlü yardıma ihtiyacım var! Durumum çok kötü. Çok acı çekiyorum. Fedakarlık yapabilecek herkesten bir şeyler yapmasını bekliyorum…” şeklinde onlarca kez çığlık atmasına rağmen asla dikkate alınmadı ve kasten öldürüldü.

SERVET TURGUT UNUTULMADI

Bir başka kan donduran katliamı da , etnik sebeplerle gözaltına alınan Servet Turgut yaşadı. Turgut tarlasında çalışırken, bir arkadaşıyla beraber, askerler tarafından helikoptere bindirilerek gözaltına alındı. Her ikisi de, iskence edildikten sonra helikopterden atılarak ağır yaralandılar. 55 yaşındaki 7 cocuk babası olan Turgut, 19 günlük koma mücadelesinden sonra hayata veda etti.




"ERDOĞAN TÜRKİYESİ'NDE İNSAN HAKLARI İHLALLERİ SIRADANLAŞTI"

Maalesef bu saydığımız katliamlar, Erdoğan Türkiyesi’nde son derece sıradan olaylara dönüşmüş durumda. Çok daha korkuncu; bu kişileri savunan avukatlar bile, suçluyu savunmaktan hapse atılmaktadır. Yani 21. Yüzyıl dünyasında tüm dünyanın gözleri önünde, Erdoğan Türkiyesi’nde, korkunç insan hakları ihlalleri ve katliamlar yaşanmaktadır. Maalesef uygar dünyadan bu katliamlara gerekli tepkilerin gösterilmediğini, üzülerek görmekteyiz.  Bu durum Erdoğan gibi diktatörleri daha da cesaretlendirmektedir. Tepkiyi bırakın, adeta destek veriliyor. Mesela AİHM başkanının, çok talihsiz bir sekilde, Erdoğan’ı ziyaretinin, Erdoğan’ın zulum hedefine kararlılık katkısı yaptığını düşünüyoruz.



'ERDOĞAN'A DESTEK VERMEYİN' ÇAĞRISI

Bu vesileyle bir gerçeği de hatırlatalım: Demokrasisini ve adaletini kaybeden bir ülke, sadece kendine değil, tüm dünyaya, her alanda zarar vermektedir. Bunun en acı örneğini, Suriye olayında gördük ve görüyoruz! Bu manada, tüm ülkeler ve herbir fert “bana ne?” demeden duyarlı olmak zorundadır. Aksi halde Suriyeleşen bir Türkiye’nin yükünü; tüm dünya el ele verse de çekemez. Bu gerçekleştirdiğimiz “Beyaz Sandalye” eylemi vesilesiyle, Türkiye de, kadın, çocuk, hasta, yaşlı ayırt etmeksizin yapılan korkunç zulüm, katliam ve insan hakları ihlallerine dikkat çekmek istiyoruz. Ve bu tarifsiz kötülüğün bitmesi için, lütfen ama lütfen herkesi bir şeyler yapmaya davet ediyoruz. Son olarak, bir kere daha haykıralım: Demokrasisini kaybeden ve diktatörleşen her bir ülke, tüm dünyanın basına beladır.Tüm katılımcılar adına, sesimize katkı veren herkese teşekkürler ediyoruz."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ