Gazeteci Aytav, yaşanan zulme sessiz kalanlara 'Senin için değer miydi?' diye sordu

Gazeteci Erkam Aytav Tufan özellikle 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonun ardından başlatılan hukuksuzlar karşısında susanlara ithafen 'Senin için değer miydi?' diye bir video hazırladı.







Türkiye'de özellikle son yıllarda artan haksızlıklar ve zulüm karşısında toplumun büyük bir kısmı 'aman bizi de içeri alırlar' diye sessiz kalıyor. Buna dikkat çekmek isteyen Gazeteci Erkam Tufan Aytav bu sessiz kalanlara yönelik 'Senin için değer miydi?' başlıklı bir video hazırladı. Video'da sessiz kalanları 'Sen zülmü alkışlayansın, zalimin yanında olansın.' diyerek tanımlıyor.

Gazeteci Aytav, 'Senin için değer miydi?' adlı videosun'da dile getirdiklerinden bir kısmı şöyle;

"Senin için değer miydi? Bu programın başında ve sonunda 'Senin için değer miydi?' diye bir soru soracağım. Evet 'Senin için değer miydi?' Sen kim misin. Önce seni biraz tarif edeyim. Ardından senin için neyin değmeyeceğini söyleyeceğim. Sen zülmü alkışlayansın, zalimin yanında olansın. Sen zulüm karşısında sesini çıkarmayansın. Zulüm zamanında masanın altına saklanansın. Sen Reisin evinin altında tonlarca dolar ne arıyordu diye soramayansın. Sen banyolarda ayakkabı kutularında o paranın ne işi vardı diyemeyensin. Ensar adındaki vakıfta çocuklar sistematik tecavüz edildiğinde bile sesini çıkaramayansın. Kutsal kitabın hakkında hakara-makara diye adamı da anana küfreden mütehaiti de baştacı edensin.."



Aytav, videoyu Nazım Hikmet'in Akrep gibisin kardeşim şiiriyle sonlandırdı:

“Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ