Deprem Çalıştayı’nda: Kanal İstanbul bir cinayet projesidir

Deprem Çalıştayı'nda konuşan İmamoğlu, herkesi seferberliğe çağırdı. İmamoğlu böyle bir risk varken Kanal İstanbul projesinin kenti bitireceğini ve bir cinayet olacağını söyledi.


“İstanbul Deprem Çalıştayı”nda konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kanal İstanbul” projesine yüklendi. Kanal İstanbul’un sadece bir deniz yolu ulaşımı projesi olmadığını vurgulayan İmamoğlu, projenin kentin hem karadaki hem de denizdeki ekolojik denge sistemini değiştirebilecek riskler içerdiğine dikkat çekti.

8 MİLYON HAPSEDİLECEK


Öte yandan İmamoğlu, İstanbul Boğazı ile yeni açılacak kanal arasına oluşacak olan adaya 8 milyonluk bir nüfusun hapsedileceğini ifade ederek, “Bu ucube projeyle, ülkenin deprem riski en yüksek bölgesine 8 milyon hapsedilmiş olacak” dedi. Kanal İstanbul’a harcanacak para ile ülkede birçok cazibe merkezi şehir, fabrika, okul ve iş imkanları yaratılabileceğine dikkat çeken İmamoğlu, “Açlık sınırındaki milyonlarca yurttaşımızın kendi yaşadıkları kent ve köylerinde istihdam edilebileceği bir diğer konudur. Özetle bu proje İstanbul’a bir ihanet projesi bile değildir. Resmen bir cinayet projesidir. İstanbul için gereksiz bir felaket projesidir. Bu proje bittiğinde
İstanbul bitmiş olacak” diye konuştu.


DEPREM ÇALIŞTAYI BAŞLADI



İstanbul’un önündeki en büyük felaketlerden deprem konusunun ele alındığı “Deprem Çalıştayı”, İstanbul Kongre Merkezi’nde başladı. Konunun tüm bileşenlerinin katılımıyla gerçekleştirilen ve 2-3 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek çalıştayda ilk konuşmayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştime Daire Başkanı Tayfun Kahraman yaptı. Kahraman’ın ardından mikrofonu alan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un, etkilediği yerleşimler nedeniyle dünyanın en fazla risk oluşturan deprem fay hatlarından birinin üzerinde kurulmuş olduğunu vurguladı. İmamoğlu, bu çalıştayda kentin net bir yol haritası çıkarmak için bir araya geldiklerini belirtti.

Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde deprem konusunda yaptıkları çalışmalara değinen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘BU ŞEHRİN EN BÜYÜK RİSKİ DEPREMDİR’

“Biz başımızı kuma sokamayız. Sokmayacağız. Bu şehrin en önemli riski depremdir. Ve bu risk öyle küçük bir risk değildir. Üstelik bu risk sadece İstanbul’un de riski değildir. Tüm Türkiye’nin riskidir. Hayatın duracağı, ekonominin büyük hasar alacağı bir büyük kaos ve ulusal felaket ihtimalinden bahsediyoruz. Hali hazırdaki 1.2 milyon yapının karşın karşıya olduğu büyük bir riskten bahsediyoruz. 48 bin binanın ağır hasar göreceği ve onbinlerce civarında vatandaşımızın hayatını kaybedebileceği bir riskten bahsediyoruz. Bu nedenle yeni yönetim olarak, İstanbul’u afetlere ve özellikle depremlere dayanıklı bir şehir haline getirmek bizim öncelikli hedefimiz. Uluslararası ve ulusal ölçekteki tüm bilimsel çözüm önerilerini dikkate alarak bir yol haritası üretmek en somut amacımız. Bilimsel veriye dayanan ve ilgili tüm paydaşların görüşlerini dikkate alan bir yaklaşım bulmak ve harekete geçmek istiyoruz.”

‘BU BİR SEFERBERLİKTİR’

İstanbul’a deprem konusunda çok zaman kaybettirildiği saptamasında bulunan İmamoğlu, “Bir toplum bu denli büyük bir riskin altındayken nasıl bu kadar vurdum duymaz olunur; aklım almıyor” dedi. Daha fazla vakit kaybetmek istemediklerini vurgulayan İmamoğlu, “Üniversitelerin, enstitülerin, sivil toplum kuruluşlarının, merkezi ve yerel kamu kuruluşlarının hepsi; yetkileri, eğitimleri ve uzmanlıkları ölçüsünde bu sürece katılmalıdır. Önleyici ve rehabilite edici tüm süreçlerde herkes yer almalıdırlar. Çünkü bu bir seferberliktir” diye konuştu.

‘BU PROJE BİTTİĞİNDE İSTANBUL BİTMİŞ OLACAK’

Kanal İstanbul’un sadece bir deniz yolu ulaşımı projesi olmadığını vurgulayan İmamoğlu, projenin kentin hem karadaki hem de denizdeki ekolojik denge sistemini değiştirebilecek riskler içerdiğine dikkat çekti.
Kanal İstanbul’a harcanacak para ile ülkede birçok cazibe merkezi şehir, fabrika, okul ve iş imkanları yaratılabileceğine dikkat çeken İmamoğlu, “Açlık sınırındaki milyonlarca yurttaşımızın kendi yaşadıkları kent ve köylerinde istihdam edilebileceği bir diğer konudur. Özetle bu proje İstanbul’a bir ihanet projesi bile değildir. Resmen bir cinayet projesidir. İstanbul için gereksiz bir felaket projesidir. Bu proje bittiğinde İstanbul bitmiş olacak. Bu şahane şehir yaşanamaz bir kent olacak. Temiz hava, su altyapı trafik açısından çözülemez sorunlarla başbaşa kalacaktır. Ne boğaz geçişi, ne deniz deniz trafiği geçişi, ne de ekonomik olarak böyle bir ihtiyaç söz konusu değildir. Sadece yeni rant alanları yaratmak uğruna hazırlanmış, yol açacağı yıkıcı sonuçlar hiç düşünülmemiştir. Birileri para kazanacak diye bu kadim şehrin doğal çevresinin, yaşam alanlarının ve su havzalarının yok edilmesine izin veremeyiz, vermeyeceğiz. Sizlerin uzmanlığı, duyarlığı ve cesareti ile yanlışları önleyeceğiz.
Sizlerin ortaya koyacağınız ortak akıl ile 16 milyon için şehrimizi daha güvenli, daha yaşanır ve daha cazip hale getireceğiz. Sağ olun, var olun” dedi.

ÇALIŞTAY YARIN DA DEVAM EDECEK

Konunun uzmanı katılımcılar, 2-3 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek oturmularla, İstanbul’da deprem konusunu masaya yatıracak. 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ