"Biz ne yaptık ki onlara, biz mi savaşı çıkardık?"

Suriye’deki savaştan kaçıp 7 yıl önce Türkiye’ye yerleşen ve İstanbul İkitelli’de yaşayan bir ailenin yaşadıkları Türkiye’deki göçmenlerin durumunu özetler gibi. 2 göz odada anne ve dokuz çocuğu hayata tutunmaya çalışıyor.

Suriyeli oldukları için sürekli aşağılama ile karşı karşıya kaldıklarını söyleyen anne, “İnsan yerine konmuyoruz” diyor. 4 çocuğu ve kendisinin çalıştığını aktaran çocukların annesi, “Eve giren maaşları topladığımızda bir kişinin aldığı maaş etmiyor. Yaşam mı bu?” diye soruyor. Günde en az 12 saat çalışan çocukların da tek istediği uyumak.

17 Ekim Göçmenlerin Ulusötesi Mücadele Günü’nde Evrensel’in aktardığı habere göre, İsa daha 13 yaşında, 6 yaşından bu yana çalışıyor. 7 yıl önce savaştan kaçıp ailesiyle Türkiye’ye gelmiş. Hiç okula gitmemiş. İsa’ya bakınca yaşadığı zorlukları görebiliyorsunuz.


Bir gününü ve hayallerini konuştuğumuz İsa, yaşadıklarını şöyle özetliyor: “Sabah 07.30’da uyanıyorum. 08.00’de evden çıkıyorum. Yürüyerek on beş dakikada işe gidiyorum. Akşam işten 21.30 gibi çıkıyorum. 12 saat çalışıyorum. Sabah uyanmak çok zor. Sabah kalkınca çok zorlanıyorum. Keşke sabah işe gitmesem, biraz daha uyusam diyorum. Kardeşlerim uyuyor, ben işe gidiyorum. Arkadaşlarım oyun oynuyor, ben çalışıyorum. Sokaklarda maç yapmak isterdim, keşke arkadaşlarımla oynasaydım. Akşamları sadece evde telefonla oyun oynuyorum. Çok yoruluyorum. Okula gitmek isterdim, çalışıyorum diye gidemiyorum. Eve bakmak zorundayız. Savaştan önce Suriye’de hayatım güzeldi, orada uyuyabiliyordum. Haftada 5 gün çalışıyorum, ayda 500 TL alıyorum. Mecburum çalışmaya.”




“KÖTÜ DAVRANIYORLAR”

Türkiye’de kendisine insanların nasıl davrandığını sorduğumuzda ise şu yanıtı veriyor İsa: “Kötü davranıyorlar. Genelde ‘Pis Suriyeliler. Memleketinizi bıraktınız buraya mı geldiniz?’ diyorlar. Çok zoruma gidiyor, üzülüyorum. Ne diyebilirim ki, bir şey demiyorum. Bunu yaşıtlarım değil büyük insanlar söylüyor. Suriye’de sokaklarda oynardım, orada bir şey demezlerdi ama burada diyorlar.”

“ÇOCUKLUĞUMU YAŞAMAK İSTİYORUM”

İsa’dan sonra ağabeyi Mahmut ile sohbet etmeye başlıyoruz. Onun yaşadıkları da İsa’dan farklı değil. 14 yaşında Mahmut. O da 7 yaşından beri çalışıyor. Kardeşi gibi sabah uyanmanın çok zor olduğunu dile getiren Mahmut, “Çalışmak çok zor. 10-12 saat çalışıyorum. Ayda 600-700 TL kazanıyorum. Türkiye’de hiç okula gitmedim ama Suriye’de gittim. Sadece pazar günleri çalışmıyorum. Oyun oynamak istiyorum, okumak istiyorum. Hayalim futbolcu olmak” diyor.

Neden futbolcu olmak istediğini sorduğumuz da ise Mahmut şöyle bir cevap veriyor: “Para kazanıp anneme bakmak için, hayallerimi yerine getirmek için istiyorum. Para kazanıp bu işten kurtulmak istiyorum. Çocukluğumu yaşamak istiyorum. Çocukluğumu yaşayamıyorum, yoruluyorum, uykusuz kalıyorum.”

Mahmut, “Bazen iyi davranıyorlar bazen kötü davranıyorlar. ‘Neden memleketi bırakıp buraya geldiniz’ diyorlar. Orada bir savaş var. Biz ne yaptık ki onlara, biz mi savaşı çıkardık? Ben 14 yaşında, 12 saat çalışıyorum aileme bakmak için. Onlar öyle dediği için üzülüyorum. Bizim ne yaşadığımızı bilmiyorlar” diyor.

“SABAH ÇOCUKLARIMI GÖZYAŞLARIYLA UYANDIRIYORUM”

“Hangi anne 13 yaşındaki çocuğunun çalışmasını ister” diyen çocukların annesi ise yaşadıklarını şu sözlerle özetledi: “Ben çocuklarımın çalışmasını istemezdim. Sabah onları gözyaşımla uyandırıyorum, işe gönderiyorum. Çeken bilir. İstiyorum hep gece olsun, hep yatsınlar. Çok zor yahu çok zor, yaşam mı bu? Savaşta bir kişi vuruyor sizi ama burada herkes vuruyor. Ölmekten daha beter sözleri. İnsan yerine konmuyoruz. Çok şeyler duyuyoruz, çocuklar serbest çıkamıyorlar dışarı. Bütün çocuklar gibi benim çocuklarım da oynasınlar, uyusunlar. Öbür çocuklardan ne farkı var benim çocuklarımın? Benim çocuklarım çocuk değil mi? 4 çocuğum ve ben çalışıyorum, aldığımız maaş bir kişinin maaşı. 5 kişi, bir kişinin maaşını alıyor. 950 TL kira veriyorum, 600-700 TL fatura ödüyorum. Nerede bedava oturuyoruz? Aldığımız havanın parasını bile ödüyoruz.”



“HEPİMİZ TEK ODADA KALIYORUZ, EVDE DERS ÇALIŞMA ORTAMIM YOK”

12 yaşındaki Ahmet, ağabeylerinden biraz daha şanslı çünkü okula gidiyor. 6’ncı sınıfa giden Ahmet doktor olmak istiyor.

Salgın dolayısıyla uzaktan eğitime bir türlü erişmediğini aktaran Ahmet, “Şifre vermediler, giremedim EBA’ya. Sokakta geçti bu süreç. Futbol oynuyorum, bazen kitap okuyorum. 5 kişi bir odada kalıyoruz, çalışma ortamım yok. Seviyorum burayı. Suriye’yi hatırlamıyorum. Burada insanlar kötü davranıyorlar. Birisiyle tartışınca ‘Suriye’den gelmişsiniz kim oluyorsunuz’ diyorlar. Susuyorum onlar küfür ettiklerinde bile” diye konuştu.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ