A. Turan Alkan: Helal sana Türk adaleti diyorum, çünkü gücün bana yetiyor

15 Temmuz Şaibeli Darbe Girişimi nedeniyle yürütülen cadı avıyla Zaman Gazetesi yazarları, editörleri ve gazeteciler tutuklanarak cezaevine konuldu. Zaman Gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan, mahkemede tarihe geçen sözler kullandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki cunta yapılanması tarafından düzenlenen şaibeli darbe girişimi sonrası Gülen cemaatine yönelik olarak başlatılan soruşturmalar kapsamında tutuklanan eski Zaman yazarları davasının görülmesine devam ediliyor. 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar İbrahim Karayeğen, Mümtazer Türköne, Ahmet Turan Alkan, Mustafa Ünal ile tutuksuz sanıklar Ali Bulaç, Mehmet Özdemir, Şahin Alpay, Nuriye Ural, İhsan Duran Dağı, Lalezer Sarıibrahimoğlu ve Orhan Kemal Cengiz ile avukatları katıldı. Davada, bugün karar çıkması bekleniyor.

Ahmet Turan Alkan savunmasında, "Herhalde bu aklını kiraya vermiş darbeci askerler, paşalar filan, 3-4 yıl önceki yazıları kesip sabah akşam hafız gibi tekrarlayarak kendilerini gaza getirmişler" diyerek "Bunu mu ima ediyor savcılık?" ifadesiyle tepki gösterdi. 


Duruşma, eski Zaman yazarı Ali Bulaç'ın avukatı Mehmet Ali Devecioğlu esas hakkında savunmasıyla başladı.

Avukat Devecioğlu savunmasında şunları söyledi:

Müvekkilim Zaman gazetesinde 12 yıl boyunca binlerce yazı yazmıştır, savcı bunlardan sadece 8'ini seçerek suçlama konusu yapmıştır.

"Usul ihlali yapıldı"

15 Temmuz'un yarattığı travmanın etkisi aradan geçen uzun zamana rağmen halen devam etmektedir. Bu travma olmasaydı bu davadaki ağır cezalar istenemezdi. İddia makamı Ali Bulaç'ın yazılarını bütün olarak değerlendirmemiş, sadece suç delili olduğu iddia edilen yazıları almıştır. Lehte olan yazıları ise dikkate almamıştır. Bu usul ihlalidir.

GYV mütevelli heyetinde yer almış müvekkilimin vakfın diğer üyeleriyle görüşmeler yapmış olması suç delili olamaz.

Müvekkilimin evinde bulunan ve esas hakkında mütalaada bahsedilen kitaplar hakkında hiçbir yasaklama kararı bulunmamaktadır.

"Savcılık darbe çağrısı olarak yorumladı"

Ali Bulaç'ın mütalaada adı geçen "Mazlumun kılıç kullanma hakkı yok mudur?" yazısını sadece Oda TV ve savcılık makamı darbe çağrısı olarak yorumlamıştır.

Avukat Devecioğlu, Yargıtay'ın "örgüt üyeliği" suçunun oluşması için kriterleri sıralayan kararlarından alıntılar okudu. Devecioğlu, "Ali Bulaç'ın suçlama konusu yapılan yazıları hakkında dini literatüre hakim bir bilirkişi heyetinden rapor talep ettik ama mahkemeniz kabul etmedi" diyerek Bulaç'ın beraatini ve adli kontrolün kaldırılmasını talep ederek savunmasını bitirdi.

Bulaç'ın avukatının ardından tutuklu yargılanan Ahmet Turan Alkan savunmasını yaptı.

Alkan, şunları söyledi:

"Hayatımın 2 yılına el konuldu"

İçinde yaşadığım ve üyesi olduğum topluma sitem içerisindeyim. İktidar mücadelesini sıradan insanlar olarak yaşamlarımızda hiç bu kadar derin hissetmedik. Büyük kısmımız suça bulaştık. 15 Temmuz karambolünün karşınıza sürüklediği gazeteci kafilesi karşınızda. Cezaevinde en uzun süre tutuklu kalan yazarlar biziz. Savunmam boyunca sayın savcıya sık sık atıfta bulunacağım. Şahsi bir mesele değil bu sayın savcı. Hapiste yattığımız 23 ay boyunca devletimizin kurumları hakkımızda yazılardan başka delil bulamadı. Hayatımın 2 yılına el konuldu.

Suçüstü yakalanmışız gibi bize sosyal mikrop muamelesi yapıldı. Halk tabiriyle söylüyorum, vebali boynunuza.

Öfkemin sebebi haksız yere hapiste olmam değil; koca adalet mekanizmasının adaletsizliğe alet olma ihtimali, hatta olması.

Helal sana Türk adaleti diyorum, çünkü gücün bana yetiyor. O söylenen yapının parçası olsaydım bir menfaatini görürdüm.

"Burada olmamın sebebi 17-25 Aralık yazıları"

"Örgüt," "Anayasayı ihlal," bunların bahane olduğunu herkes biliyor. Burada olmamın sebebi 17-25 Aralık yazıları.

Suçlamaların kaynağı yok. Savcılık suçlama konusu yaptığı 15 yazı yerine mesela Madam Bovary romanından 10-15 sayfa da koyabilirdi.

Savcılıkça hayatımda adını ilk defa duyduğum internet sitelerinden alıntılar eklenmiş dosyaya.

Beni ağırlaştırılmış müebbetle yargılayacaksanız pırıl pırıl, gıcır gıcır, tartışılmaz deliller getirmelisiniz. İnternet çöplüğünden bulunan dedikodular değil.

Madem böyle tehlikeli bir örgütün varlığı biliniyordu, neden zamanında harekete geçilmedi? Mahkemeler bilip de işlem yapmayanlara da hesap sormalı.

Mesele aldanış ise, sizin aldanma hakkınız var da şu gariban yazarın aldanma hakkı yok mu? Madem her şeyi biliyordunuz 14 yıldır niçin sustunuz.

İktidar üşenmemiş soğuk bir intikam yemeği hazırlamış bizim için. İki yıldır da ağır ağır, tadını çıkara çıkara çiğniyor bu yemeği.

Kelimelerimiz makinalı tüfek mermisi, cümlelerimiz napalm bombası gibi muamele görüyor nazarınızda. Ama darbecilerle aramda nasıl bir iletişim var, iddianamede bunu göremedim.

Herhalde bu aklını kiraya vermiş darbeci askerler, paşalar filan, 3-4 yıl önceki yazıları kesip sabah akşam hafız gibi tekrarlayarak kendilerini gaza getirmişler. Bunu mu ima ediyor savcılık?

Ayrıntılar geliyor...

Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ