On beş günde 5 otobüs yangını: Yolcu otobüslerinin yanma sayıları neden arttı?

Türkiye’nin çeşitli noktalarından son 15 günde 5 otobüs yangını haberi geldi.



Balıkesir’de seyir halinde bir otobüste çıkan yangında ikisi çocuk 5 kişi hayatını kaybederkeni Manisa, Muğla, Mersin ve Bolu’da da yolcu otobüslerinde yangınlar çıktı.


Yolcu otobüslerinde, neden bu kadar kısa sürede bu kadar çok sayıda yangın çıktığı tam olarak bilinmezken, 10 numara madeni yağ kullanımından, araçlarda merdivenaltı tamirhanelerde yapılan değişikliklere dek birçok iddia dile getiriliyor.

GÜRSEL TEKİN: 10 NUMARA YAĞ…

Otobüs yangınları, CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in girişimiyle siyasetin de gündemine girdi. Gürsel Tekin’e göre, yangınların başlıca nedeni 10 numara yağ ve kaçak mazot kullanımıyla, otobüslerin eski olması. Ancak Makine Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener, son yangınlarda 10 numara yağın değil otobüslerdeki yoğun elektronik ekipman kullanımının etkisi olabileceği görüşünde.

Yunus Yener 4 Ağustos’ta Gazete Duvar’dan Şaban Çoban’a yaptığı açıklamada, “Yeni nesil motorlarda 10 numara yağ kullanırsanız aşırı ısınmadan dolayı motorlardaki yangın önleme sistemi devreye girer. Motor bloke olur ve ‘Beni sağa çek’ der. O yüzden yaşanan bu olaylarda yağ kullanımı ihtimalini yok denecek kadar düşük görüyorum. Otobüslerde ciddi anlamda elektronik ekipman var. Klima, televizyon, internet, prizler… İşte bütün bunlar yükü arttırdı” demişti.

MAKİNE MÜHENDİSLERİNDEN DİKKAT ÇEKEN UYARI

BBC Türkçe’den Emre Bal’ın haberi’ne göre, Makine Mühendisleri Odası Motorlu Araçlar Komisyonu üyesi Alpay Lök ise yeni nesil otobüslerdeki yazılımlarda, manipülasyon yapan Adblue Emülatörü adlı cihazlara dikkati çekiyor.

Lök, Adblue emülatörü cihazının işlevini şöyle açıklıyor:

“Euro 5 ya da Euro 6 araçlarda aracın egzoz sisteminde azot oksitleri azaltmak için adblue sıvısı, amonyak ve su karışımı bir sıvı enjekte ediliyor. Bu sıvıyla azot oksitler düşürülüyor ve bu da 100 litre mazota karşılık 5 litre 6 litre Adblue tüketimi demek oluyor. Bu olmadığı takdirde, motor aslında kendisini korumaya alıyor ve stop ediyor, duruyor, gücünü düşürüyor. Adblue emülatörüyle de bunu ortadan kaldırıyorlar. Yani, sonuçta araba Euro 6 olan araba belki Euro 0 oluyor. Buradan da Adblue sıvısından tasarruf ediyorlar.”

Alpay Lök’e göre, Adblue emülatörü “aslında buzdağının görünen kısmı”.

“Bunun altında da daha büyük sorunlar var” diyen Lök, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bunun altında araçlara istediği her türlü değişikliği yapabileceğini düşünen bir merdivenaltı tamirciler sektörü var. Bu sektör araçların üzerinde elektrik, yakıt, fren her türlü değişikliği yapıyor ve bunların bir kısmı da yangına neden olabilecek değişiklikler.”

“Fabrikadan daha yeni çıkmış bir otobüs, yazılımlara ve bazı donanımlara müdahale edilerek 10 numara madeni yağ yakacak hale getirilebiliyor. Bunlar yapılıyor ve muayeneden önce de eski, orijinal sistem takılıyor, sonra tekrar sökülüyor.”

Alpay Lök, araç muayenelerinde, yangın algılama ve önleme sistemlerinin bulunmamasının sadece “hafif kusur” sayıldığına da dikkat çekiyor:

“Almanya’da çift muayene var. Yıllık periyodik muayene Türkiye’deki gibi. Fakat kamyon, otobüs ve çekicilere ilave, farklı kapsamda bir muayene var. Biz mesela bunu öneriyoruz. Yani mevcut muayenenin üç defa, dört defa yapılması değil de, mevcut muayene yüzeysel bir muayene, bunun yanında detaylı başka bir muayene eklensin diyoruz. Yangın algılama ve önleme sistemleri çalışıyor mu, çalışmıyor mu diye, baksınlar istiyoruz” dedi.

‘EKONOMİK NEDENLER’

Lök, “Bunların altında ekonomik nedenler olduğunun da gözden kaçırılmaması gerek” diye konuştuktan sonra, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“100 litre Adblue’yu niye kullanmak istemiyorlar. Çünkü tasarruf etmek istiyorlar. Çünkü başkaları onu kullanmadan nakliye yapıyor. O da onun aynısını yapıyor. 10 numara yağ kullananlar var. Eskiden daha çoktu, şimdi biraz azalmış diyorlar ama bilmiyorum. Ve bunlar da mazottan daha ucuz bir yakıt kullanmak istiyorlar. Şu anda sektör zaten ekonomik büyüklüğü çok düştü. Türkiye’nin akaryakıt tüketiminde de ilk 4 ayda yüzde 5 düşüş yaşandı.”

METRO TURİZM’DEN SAVUNMA: MÜMKÜN DEĞİL

Türkiye’de son 2 haftada içinde yangın çıkan 5 otobüsten üçü Metro Turizm’e ait.

Metro Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Ayyıldız ise, 2008 ve 2013 model ait üç otobüsün birden yanmasına “kendilerinin de anlam veremediğini” söyledi.

Şenol Ayyıldız, “Bizim Kamil Koç olsun, Metro grubu olsun, tamamen servis bakımlı bu araçlar. Akaryakıtta tamamen kurumsal çalışıyoruz. Farklı yerlerden mazot dahi almıyoruz. 26 Ağustos’ta Almanya’dan bu işin bilirkişileri geliyor. Bir rapor hazırlayacaklar. Biz de zaten MAN’dan bunu istedik ve istiyoruz. Şu anda şundan yandı, bundan yandı, deyip bir yer belirlemiş değiliz” dedi.

Şenol Ayyıldız, yanan otobüslerin şirketin kendi araçları olduğunu vurguladı ve şirketlerindeki şahıs otobüsleri dahil hiçbir araçta 10 numara yağ ya da sahte mazot kullanımının mümkün olmadığını vurguladı.

Ayyıldız, “Bizim zaten kurguladığımız bir sistem var, mazotu başka yerden aldırmıyoruz. Bizim anlaştığımız şirketlerin kartları var. O kartlarla alışveriş yapıyorlar. Mazotu da oralardan alıyorlar. Mazotu o kartla belli noktalardan veya kalkış yerlerinde alabiliyorlar” diye konuştu.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GENEL HABERLERİ