Seçim sonrası tufan: 'Kriz sade vatandaşı da vurmaya başladı'

Türkiye ekonomik krizi alarm vermeye devam ediyor. Türk lirası dolar ve avro karşısında tarihinin en kötü günlerini yaşıyor.


Döviz her gün yeni bir rekor kırıyor. Merkez’in üst üste müdahaleleri de kanayan yarayı bütün bütün durdurmaya yetmiyor. Durum böyleyken, döviz ile iş yapan şirketler de ciddi sıkıntıda.

2001 krizinden daha öte bir krizin kapıda olduğu yorumları yapılırken bu kara tablo sade vatandaşı da vurmaya başladı. 


Hayri Kozanoğlu, BirGün’deki yazısında, krizin vatandaşa yansımasının ne denli olduğunu irdeliyor ve “Ne yazık ki, ‘döviz borcum da yok, borsada yatırımım da’ diyenler dahi korumasız durumda” diyor.

Olabilecekleri madde madde sıralayan Kozanoğlu, büyümenin hız keseceği, yılın ilerleyen bölümünde muhtemelen duracağı bir konjonktürde işsizliğin kaçınılmaz biçimde artacağını söylüyor.

Bu durum otomatik olarak işçi ücretlerini de etkileyecek. Kozanoğlu’na göre işsizlik sigortası fonunda birikmiş, en son rakamlarla 116.7 milyar TL’ye de amacı dışında el atmaya yeltenebilirler...

Krizin devamında seçim sonrası, ertelenen petrol ve elektrik zamları devreye girerek yurttaşın belini büken hayat pahalılığı daha da artacak diyor Kozanoğlu ve şöyle sürdürüyor olası senaryolarını:

“Seçim furyası sonrası büyük fiyat artışları kapıda görünüyor. Toplu taşıma dahil ulaştırma maliyetleri, buna bağlı olarak okul servis ücretlerinin artışı da önümüzdeki dönem sade yurttaşın belini bükecek. Her kriz döneminde karşımıza çıktığı gibi önümüzdeki süreçte de kamunun küçültülmesi teranesiyle karşılaşacağız. Bu kapsamda, özelleştirme hamleleri de muhtemelen yoğunlaşacak. Ereğli, Kardemir, Petkim, Telekom gibi stratejik kuruluşları özelleştirme sevdasıyla elden çıkaranlar; ellerinde stok kalmadığı için bu kez ormanlarımızı, kıyılarımızı, derelerimizi harç mezat satışa yönelebilirler. Zaten epeyce yol alan sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi toplumsal hizmet alanlarını ticarileştirme çabaları daha da hız kazanabilir.

İşsizliğin arttığı, bir istihdam olanağı bulunanların da gelirlerinin düştüğü/ücret ödemelerinin aksadığı dönemlerde insanlar ister istemez daha fazla borçlanmak zorunda kalıyorlar. Faizlerin yükselmesi borçlanma maliyetlerini artırıyor, geri ödenmesini zorlaştırıyor. Merkez Bankası’nın dün açıkladığı Finansal İstikrar Raporu’na göre, hanehalkı yükümlülükleri Mart 2018 sonu rakamlarıyla 574.6 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Özellikle alt gelir gruplarının kullandığı ihtiyaç kredileri, 222 milyar TL’yle birinci borç kalemi haline geldi. Önümüzdeki dönemde tahsil edilemeyen borçların yaygınlaşması olasılığı yüksek görünüyor.

Daha çok orta sınıfları ilgilendiren bir konu da yaz mevsimi yaklaşırken tatil imkânları. TL’deki değer yitimi, turistik işletmelere döviz cinsinden fiyat kırma fırsatı yarattı. Ancak yerli turistler açısından yurtdışı seyahatlerin neredeyse imkansızlaşması bir yana, bu imkan iç turizmde de fiyatların aşırı yükselmesine neden olabilir. Yabancılarla doluluk oranını artıran işletmelerin yerli tatilcilere fazla itibar etmemesi de gündeme gelebilir.”






Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ