Ekonomik krizin görünmeyen yüzü: Boşanmalar artıyor, eğitimli kadınlar eve kapanıyor

"Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından hazırlanan rapor da eğitimli genç kadınlarda işsizliğin giderek arttığını ortaya koydu."


Ahval'den Ekrem Onaran'ın analizi şöyle;

Türkiye, tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Hem toplumu hem de bireyleri derinden etkileyen kriz, sosyal ve psikolojik problemleri de beraberinde getiriyor. Eğitimli kadınların hızla çalışma hayatından koparak eve kapandığı gözlenirken artan işsizlik de boşanmaları tetikliyor. 


Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) mayıs ayı verilerine göre, yükseköğrenim mezunu erkeklerde işsizlik oranı yüzde 14,8 iken kadınlarda bu oran yüzde 16,4’e çıkıyor. Benzer bir tablo, Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) ağustos ayı verilerinde gözlemleniyor. İŞKUR’a kayıtlı lisans mezunu işsiz kadınların sayısı 362 bin kişiyken lisans mezunu işsiz erkeklerin sayısı 261 bin kişi. Yani dört yıllık üniversite mezunu kadın işsizlerin sayısı, erkeklere göre 101 bin kişi daha fazla. Aynı şekilde ön lisans mezunu işsiz kadın sayısı 234 bin kişiyken bu rakam erkeklerde 156 bin. Kayıtlı yüksek lisans mezunu işsizlerin de 9 bin 919’u kadın, 8 bin 543’ü erkek. Dolayısıyla her kademede eğitimli kadın işsiz sayısı, eğitimli erkek işsizlerden fazla. 

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından hazırlanan rapor da eğitimli genç kadınlarda işsizliğin giderek arttığını ortaya koydu. 

Bu çalışmaya göre yükseköğretim mezunu kadınlar, genç işsizlerin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Aynı zamanda eğitimli genç işsizlerin yüzde 65’i kadın. 

20-24 yaş grubundaki yükseköğretim mezunlarında işgücüne katılıp iş bulamayanların oranı da kadınlarda daha yüksek. Eğitimli kadınlar eğitimli erkeklere göre iş arayışında daha aktif rol almasına karşın iş bulmakta güçlük yaşıyorlar. 

Bütün bu verileri birlikte değerlendirdiğimizde; kadınların istihdamda dezavantajlı oldukları ve eğitimli kadınların da iş bulmakta zorluk yaşadığı görülüyor. Ekonomik krizle birlikteyse yüksek öğrenim mezunu kadınların iş hayatından koparak eve kapanma sürecinin hızlandığı dikkat çekiyor. 

Ekonomik kriz dönemlerinde ortaya çıkan bir başka olgu da işsizlik-boşanma ilişkisi. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yayını olan Çalışma İlişkileri Dergisi’nin son sayısındaki “Türkiye’de İşsizlik ve Boşanma İlişkisi: 1980-2017 Dönemi İçin Nedensellik Analizi” isimli makale, işsizlikle boşanma arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. 

Araştırma görevlisi Selami Bayrak tarafından hazırlanan makaleye göre, 1980-2017 yılları arasında gerçekleşen boşanma olaylarında işsizlik önemli bir faktör. İşsizlik ve boşanma oranları aynı dönemlerde artıyor. 2001 ve 2009 ekonomik krizlerinden sonra boşanma oranları, işsizlikteki artışa benzer şekilde yukarı yönlü sert kırılma gösterdi. Bu kırılmaların ekonomik kriz ve etkilerinden kaynaklı olduğu, işsizliğin ve boşanmaların kriz dönemlerinde tepki verdiği anlaşılıyor. Dolayısıyla bu analiz, işsizlik ve boşanma değişkenleri arasında bağ olduğu düşüncesini kuvvetle destekliyor. 

Makalede, Türkiye’de boşanma nedenlerini irdeleyen pek çok çalışmaya değiniliyor. Buna göre 2008 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilen “Türkiye’de Boşanma Nedenleri Araştırması” çarpıcı veriler içeriyor. 2008 yılındaki araştırmada boşanan bireylerin yüzde 38,7’si ekonomik sıkıntıya düşülmesini, yüzde 18,9’u ise eşinin uzun süre işsiz kalmasını ayrılma nedeni olarak belirtiyor. 2014 yılındaki araştırmada ekonomik sorunlar yüzde 34,2 ile boşanma nedenleri arasında üst sırada yerini alıyor. 2016 tarihli Meclis Araştırma Raporu, işsizliğin boşanma ve aile bütünlüğünün sarsılmasında önemli etkenlerden biri olduğunu gösteriyor. 

Bütün bu araştırma verilerinin ardından Türkiye’de işsizliğin geldiği noktayı kısaca hatırlamakta fayda var. İstihdam verisi açıklayan TÜİK ve İŞKUR’un rakamlarına birlikte baktığımızda ekonomik kriz nedeniyle işsizliğin çok ciddi boyutlara ulaştığı görülüyor. 

TÜİK’in en son açıkladığı 2019 yılı mayıs ayı verilerine göre işsiz sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 21 bin kişi artarak 4 milyon 157 bin kişi oldu. İŞKUR’un ağustos ayı verileri ise kayıtlı işsiz sayısının geçen yılın aynı dönemine kıyasla 1 milyon 293 bin kişi artarak 4 milyon 44 bin kişiye yükseldiğini gösteriyor. 

Türkiye’de işsizliğin, ekonomik krize bağlı olarak tarihin en yüksek rakamlarına ulaştığı su götürmez bir gerçek. İşsizliğin pek çok psikolojik soruna yol açtığı, kişileri depresyona ve intihara kadar sürükleyebildiği araştırmalarda ortaya çıkıyor. Yukarıdaki veriler de işsizliğin aile kurumunu tehdit ettiğini ve buna bağlı olarak boşanmaların ciddi şekilde arttığını gösteriyor. Boşanma vakalarının çocuklar üzerinde derin izler bıraktığı da biliniyor. 

Bu tahribatların minimize edilebilmesi için işsizlik maaşı başta olmak üzere sosyal yardım programları önem taşıyor. Ancak Türkiye’de 4 milyon işsizden 632 binine işsizlik maaşı veriliyor. İşsizlik maaşından yararlanma koşullarının ağırlığı, işsiz kalan pek çok kişinin yardım almasına engel oluyor. 

İktidarın, ekonomik krizin sosyal etkilerini azaltacak adımlara yönelmesi ve vakit kaybetmeden ciddi tedbirler alması gerekiyor. Aksi takdirde Türkiye, uzun yıllar ekonomik krizin yol açtığı sosyal sorunlarla mücadele etmek zorunda kalacaktır. 

Kaynak: Ahval
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ