Ekonomi yönetiminde Mc Kinsey fırtınası: Kediye ciğer teslim edildi

Türk ekonomisinin ABD’li Mc Kinsey adlı özel danışmanlık şirketince yönetilecek olması Türkiye’de sert tartışmalara ve eleştirilere yol açtı.


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın 27 Eylül’de New York’ta Türk-ABD İş Konseyi’nin düzenlediği toplantıda ABD’li işadamlarına Yeni Ekonomi Programı (YEP) sunduktan sonra  programın uygulanması, denetimi, devlette ve ekonomide yeni yapılanma ve dönüşüm için ABD’li Mc Kinsey ile anlaşma imzalandığını açıklaması, Türkiye’de sert tartışmalara ve eleştirilere yol açtı.

Albayrak “Yeni program bünyesinde kurulan Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için uluslararası yönetim şirketi McKinsey ile çalışmaya karar verdik. 16 bakanlıktan temsilcilerin bulunduğu bu ofis, tüm hedeflerimizi ve sonuçlarımızı her çeyrekte kontrol edecek” dedi.


Büyük iddialarla açıklanan Yeni Ekonomi Modeli (YEM) ve YEP ile devletin, ekonomik kurumların, yönetimi, yapılandırılması yanında, kurumsal ve finansal denetimin ABD’li bir özel danışmanlık şirketine bırakılması, akademisyenler,  siyasetçiler, ekonomi yönetiminde uzun yıllar görev yapmış eski üst düzey bürokratlarca “yanlış, riskli ve şeffaflıktan uzak” bir adım olarak nitelendirildi.

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi İktisatçı Prof. Aziz Konukman, Mc Kinsey’le yapılan danışmanlık anlaşmasıyla, bugüne kadar ekonomideki krizi dış güçlerin spekülasyonlarına, yabancıların Türkiye’ye yönelik ekonomik saldırılarına bağlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yönetiminin tüm bu tezlerinin bizzat kendilerince yalanlandığını söyledi.
 

Prof. Konukman Ahval’e yaptığı açıklamada şu değerlendirmeyi yaptı:

“Moody’s, S&P, Fitch ya da OECD, IMF Türkiye ekonomisi hakkında rapor yazdığında, uyarı yaptığında manipülasyon diyorlardı. Mc Kinsey de bunlar gibi özel ve yabancı bir yönetim-yatırım danışmanlığı şirketi. Bilgi ticareti yapıyor, akıl satıyor.

Öncelikle yeni Maliye ve Hazine Bakanlığı’nda kurulan Maliyet ve Dönüşüm Ofisi ile 1 No’lu Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin iflası ilan edildi. Erdoğan imzalı 1 No’lu Kararnamede yürürlüğe giren yeni yönetim modeli şeması, Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak tarafından delinmiş oldu. Kararnamedeki şemada Cumhurbaşkanına bağlı ofisler içinde Maliyet ve Dönüşüm Ofisi yok. Kendi kararnamelerine kendileri uymuyorlar.

Şimdi 16 Bakanlığın bağlandığı Maliyet ve Dönüşüm Ofisi en üste çıkıyor. 1 No’lu Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde ofis olarak tanımlanan birimler en alt birimler. Politika üretme yetkileri yok. Politika üretecek olanlar çeşitli adlar altında kurulan politika kurulları. 

Albayrak’ın getirdiği modelle Maliyet ve Dönüşüm Ofisi devleti dönüştürüp, yapılandıracak. Yani bu ofis icracı bir konumda. Mc Kinsey de bu ofise akıl verecek, yönlendirecek. 16 bakanlık ve diğer bağlı kurumlar, bu ofise biat edecek. Mc Kinsey üç ayda bir tüm devleti denetleyecek. Şunu, bunu yapın, şu bilgileri, şu verileri bana getirin diyecek. Bu tam olarak bir ecnebi aklına teslimiyet.

TBMM’nin denetim yetkisi, ABD’li özel şirkete veriliyor. Mc Kinsey, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yeniden kuracak.  Bakan bey icra yetkileri yok diyor ama daha ne olsun? Bundan alâ icra mı olur?  Mc Kinsey’e al şu devleti,  eti senin kemiği benim, kafana göre yapılandır,üç ayda bir gel denetle, kontrol et, istediğin gibi olmuş mu olmamış mı söyle diyorsun.

Mc Kinsey bilgi ticareti yapan akıl satan bir kuruluş. Türkiye dışında danışmanlık yaptığı, ABD ve dünyanın dört yanında yüzlerce şirket var. İçerden öğrendiği bilgilerle, hazinenin, kamu bankalarının, varlık fonundaki şirketlerin, Merkez Bankası’nın, Savunma sanayinin, silah sanayinin vs. hepsinin kılcal damarlarına girecek, çok özel ve gizli bilgilere ulaşacak. 

Sır tutarız diyorlar ama bu bilgilerin el altından ticaretini yapmayacağının garantisi yok. Çünkü bu hayır hasenat kurumu değil, Mc Kinsey. Babasının hayrına, Berat beyin hatırına değil, para kazanacak, kârına bakacak.”

Konukman, “Ben bir akademisyen olarak araştırdım. Mc Kinsey’in böyle devleti yapılandırma danışmanlığı yapıp başarılı olduğu bir devlet yönetim modeli çalışması var mı diye baktım, bir şey bulamadım. En bilinen skandalları enerji devi Enron’u yapılandırıp, borsa manipülasyonlarıyla içinin boşaltılıp batırılması. Bir de Güney Afrika’da danışmanlık yaptığı devlet enerji şirketindeki büyük rüşvet skandalı var. Daha sonra bunun için özür dilemişler” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Albayrak’ın açıklamalarının, ilan edilen ekonomik model ve programların, inandırıcı, güvenilir bulunmadığını, kimseyi ikna edemediğini savunan Konukman, şöyle devam etti:

“ABD’yi, Almanya’yı para bulmak için dolaşıyorlar. İnandırıcı olamıyorlar. TÜİK’in verilerine  güvenilmiyor. Merkez Bankası’nın itibarı yerlerde sürünüyor. Bütçe kaynakların kullanımının, kamu ihale sisteminin şeffaf olmaması vs. gizli kapaklı ve keyfi bir ekonomi yönetimini gösteriyor. Şimdi Mc Kinsey’in üç aylık denetim raporlarıyla yabancı yatırımcıyı, piyasaları ikna edip, güven sağlayıp, sermaye çekebileceklerini umut ediyorlar. Mc Kinsey’den medet umuyorlar. Dış güçler diye diye, Amerikalı Mc Kinsey’la anlaşıp, kediye ciğeri teslim ediyorlar.”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray ise Mc Kinsey anlaşmasının, IMF’ye gittik dememek için Erdoğan ve damadının bulduğu formül olduğunu savundu.

Ahval’e konuşan Çıray “Bir özel yabancı şirkete devletin tüm ekonomik sırlarını vermek kabul edilemez.  Dış denetim şirketlerinin, reyting şirketlerinin, yabancı kurum ve bankaların yaptığı tespitlere, açıkladıkları raporlara sürekli siyasi, manipülasyon, spekülasyon diyorlardı. O zaman bir yabancı şirketle bu anlaşma ne? Mc Kinsey’in kendi devletinin, portföyündeki diğer müşterilerinin çıkarlarını korumayacağının, Türkiye’nin ekonomi sırlarını paylaşmayacağının garantisi var mı? Üstelik bu şirketin Türkiye ofisindeki yönetici ortaklardan birisinin AKP’li eski bakanın damadı olduğu ortaya çıktı. Yani sanki anlaşmanın arkasında bir siyasi nemalanma, paylaşım, kollama da var. Damatlar İttifakı” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’a ise Mc Kinsey ile danışmanlık anlaşmasını “vesayet” olarak nitelendirdi. Ülke bürokrasisindeki deneyimli, liyakatli başarılı kişilerin bu durumdan olumsuz etkileneceğini, şevklerinin kırılacağını belirterek anlaşmadan vazgeçilmesini istedi:

“McKinsey bir yönetim danışmanlık şirketi. Ama aynı zamanda geçmişte, büyük siyasi ve ekonomik skandallarla iflas eden ENRON şirketine de danışmanlık yapmış olan bir şirket. Maliyet ve Dönüşüm Ofisi adı altında yeni kurulan ve 16 bakanlıktan uzmanlar ile çalışacak bir yabancı şirket. II. Abdülhamit de buna benzer bir Meclis kurmuştu.

Bu Meclis’in adı Düyunu Umumiye Meclisi idi. Yeri kişilik bir Meclis, beş tanesi yabancı, iki tanesi yerli. Bu adeta Düyunu Umumiye Meclisi gibi bir düzenleme.”

HDP Ekonomiden Sorumlu Eş Başkan Yardımcısı Günay Kubilay ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Rahip Brunson krizi nedeniyle Başkan Trump’ın Türkiye’ye karşı uygulamaya koyduğu ekonomik yaptırımlar sonrası, ABD’nin Türkiye’ye ekonomik saldırı başlattığını söylediğini hatırlattı.

Mc Kinsey ile kapitülasyonları andıran bir anlaşmaya imza atıldığını iddia eden Günay “Kamuoyuna ‘dış mihrak’ ve hatta ‘düşman’ diye sunulan bir ülkenin firmasına tanınan bu kapitülasyonun nedeni nedir? AKP yöneticileri ile bu firma arasında bir bağ var mıdır yoksa bu danışmanlık hizmetini sunmak isteyen diğer firmalara teklif sunulmuş mudur? Bolca yerlilik, Millilik söylemine rağmen TBMM ve Sayıştay’ın yok sayılmasının anlamı nedir?” diye sordu.

Ana Muhalefet Partisi CHP’nin iktisatçı milletvekili Selin Sayek Böke ve İYİ Parti Milletvekili, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Mc Kinsey anlaşmasının yeni yönetim modelinin iflasını sergilediğini savundular. 

Böke, “Türkiye’nin ekonomik sırlarının bir ABD’li şirkete teslim edildiğini ve dünya yüküyle dolar tutarında para ödeneceğini” öne sürdüğü mesajı Twitter'dan paylaştı.

Durmuş Yılmaz ise anlaşmayı “Hükümet IMF’siz (Uluslararası Para Fonu) IMF programı uygulamaya çalışıyor. Üç ayda bir istikrar programını denetleme görevini yapan IMF komiserlerinin yerini de Mckinsey almış görünüyor. IMF finansman sağlıyordu ancak Mckinsey finansman sağlayamaz. Finansmanın nasıl sağlanacağı belirsiz. Hükümet hâlâ ekonomideki durumun vahametini anlayamadı. Hata üstüne hata yapılıyor” sözleriyle yorumladı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, tepkiler ve eleştiriler üzerine yaptığı açıklamada iddiaların asılsız ve art niyetli olduğunu duyurdu. Açıklamada; “Ortaya atılan iddia ve iftiralar art niyetli provokasyon ve ucuz siyasi kazanç çabasından başka bir şey değildir. Söz konusu danışmanlığın, hiçbir icra fonksiyonu ya da yetkisi olmayacaktır. Türkiye’de ilk defa hayata geçirilecek böyle bir ofisin en doğru modelle kurgulanması sonrasında, güçlü ve yerli insan kaynağımız ile kamuda büyük bir değişim ve dönüşüm süreci başlayacaktır.” denildi.

Mc Kinsey Türkiye Ofisi’nin resmi web sitesinde “Gücümüzü bilgiden alıyoruz” denilerek, müşterilerin Mc Kinsey’den hizmet istemelerinin nedenleri şu şekilde sıralanıyor:

• Stratejileri, operasyonları ve organizasyonları hakkında kritik seçimler yapmaları gerektiğinde
• Ortaya çıkartmaları gereken sonuçlarla ilgili kendilerini baskı altında hissettiklerinde
• Belirsiz dönemler öngördüklerinde
• Bilgi toplamakta zorlandıkları zaman ve özel bir konuda uzmanlık gereksinimi duyduklarında
• Organizasyon ve yöneticiler üzerinde önemli etkiler yaratacak kararlar almaları gerektiğinde
• Onlara küresel bir perspektif sunulmasını istediklerinde

Şirketin en temel ilkelerinden birisinin “Müşterilerin bilgilerini ve verilerini en gizli sır olarak kabul etmek” olduğu dile getirilerek “Hassas bilgileri açıklamayız. Çalışmamızın sonuçlarının reklamını yapmaz, dışarıda yaymayız, sadece müşterilerimizin başarısına odaklanırız” deniliyor.

Diğer yandan MC Kinsey Türkiye Ofisi’nde üst düzey yönetici ve ortak olduğu ortaya çıkan, AKP’nin eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın damadı Ali Üstün, şirketin “Our People” sayfasında geniş bir tanıtım profiliyle yer alıyor.


KAYNAK: AHVAL












 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ