AKP başkanlık için karşılıksız 300 milyar lira bastırdı

Piyasalardaki bozulma nedeniyle 2019’daki Başkanlık seçimini bir buçuk yıl erkene alan iktidar, seçim ekonomisinde sınırları zorlamaya başladı.


24 Haziran öncesi toplumun hemen her kesimine hediye paketi dağıtan, akaryakıt fiyatlarındaki artışı önlemek için vergi gelirlerinden vazgeçen, konut stokunu eritmek amacıyla KDV indirimi yapıp piyasanın 4 puan altında 10 yıl vadeli kredi dağıtan AKP altın vuruşu Kredi Garanti Fonu ve Merkez Bankası aracılığıyla bastığı karşılıksız paralarla yapıyor.

AKP, 16 Nisan 2017’deki referandum öncesi başlayıp hala süren seçim ekonomisi uygulamalarının etkisiyle Kredi Garanti Fonu ve Merkez Bankası aracılığıyla piyasalara açtığı kredi miktarı 300 milyar lirayı geçiyor.


Bir anlamda karşılıksız para basma anlamına gelen, tüketimi, ithalatı ve cari açığı artıran bu genişlemeci politikalar, uluslar arası alanda da eleştirilere neden olurken döviz fiyatları ve enflasyondaki artışta da lokomotif görevini üstleniyor. Yani AKP başkanlık inadı yüzünden para basarken, aynı zamanda ekonominin tüm dengelerini sarsıyor.

2013’ten sonra yurtdışından para girişinin azalması nedeniyle piyasalarda oluşan likidite açığı 3 yıl boyunca Merkez Bankası’nın piyasaya verdiği borçlarla gidermeye çalışıldı. Merkez Bankası’nın yaptığı toplam fonlama miktarı Şubat 2013’te 15 milyar lira düzeyindeyken 2017 Mart ayında 100 milyar liraya çıktı.

Ancak hem Merkez Bankası bilançosundaki aşırı zorlanma hem de bu yolla sağlanan paranın piyasalarda istenen rahatlamayı sağlamaması nedeniyle Hükümet başkanlık düzenlemelerini içeren 16 Nisan Anayasa referandumundan bir ay önce hayati bir adım attı. Kredi Garanti Fonu (KGF) ekonomiyi kurtarıcı olarak piyasalara sokuldu.

1991 yılında KOBİ’lere kredi verilmesi için yasayla kurulan ve mevcut ortakları Türkiye’deki bankalardan oluşan Kredi Garanti Fonu ile Hazine arasında 15 Mart 2017’de bir protokol yenilemesi yapıldı. Bu düzenleme o güne kadar kıyıda köşede unutulup kalan Kredi Garanti Fonu’nu ekonominin merkezine yerleştirirken, Hükümet’in finans sistemi aracılığıyla karşılıksız para basma mekanizmasının kurulmasını sağladı.

Hazine ile yapılan protokol karşılığında KGF, kendisinden kredi isteyen şirketlere 3 yıla kadar geri ödemesiz ve 10 yıla varan vadelerde uygun faizle bankalardan kredi sağlanması için mütesessil kefil, yani müşterek borçlu oldu.

Protokole göre müşteri krediyi ödemezse banka zararı KGF’den, KGF de Hazine’den tahsil edecekti. Böylece aynen Hazine bonosu alır gibi sırtını devlete dayayan banka müşterisine daha düşük faizle kredi imkanı sağladı. Müşteriler ise elinde çok düşük teminat olsa bile yüksek miktarda ucuz krediye kavuşma imkanı elde etti.

Hazine ile yapılan anlaşmaya göre KGF, kredi isteyen müşteriye kefil olmak için ek bir istihbarat yapmıyor. Bankadan gelen bilgiyle yetiniyor ve şirket yeni kurulmuş bile olsa ayrım gözetmeden kredi açıyor. Daha önce kullandığı krediler nedeniyle elinde teminatı olmayan ancak paraya ihtiyacı olan işletmelere ek teminat imkanı sağlanarak  kredi hacminin büyümesi sağlanıyor.

Ayrıca alınan yeni kredi, müşterinin eski kredilerinin kapatılmasında veya yapılandırılmasında da kullanılabiliyor. Kuşkusuz bu ortamda böylesine cazip şartlarda kredi önerisi hiçbir işletme için geri çevrilemez bir teklif. Zaten çevrilmedi ve bir KGF kredisi çılgınlığı başladı.

2016 yılında Hazine garantisiyle sadece 16 bin KOBİ’ye 4.1 milyar liralık kefalet veren KGF, Mart 2017’de yapılan düzenlemeyle yıl sonuna kadar Hazine garantili kefaletlerini 186.6 milyar liraya yükseltti. Kredi alan şirket sayısı 291 bine yükseldi. Yapılan düzenleme nedeniyle KGF artık sadece KOBİ’lere değil, ekonominin devlerine ve  ihracatçılara da 200 milyon TL’ye kadar kredi kullanımı için kefaletten yararlanma imkanı getirdi.

Öte yandan ilk planlamada KGF kullanımı 1 kereye mahsus olarak düşünülüp 200 milyar TL’lik limit belirlendi. Hazine garantisiyle verilen kredilerin sistemde aşırı genişlemeye neden olup karşılıksız para olarak dövizi ve enflasyonu artırmaması için geri ödemelerin etkisiyle kefalet tutarının 2018’de 140 milyar liraya düşürülmesi öngörüldü.

Ancak piyasalarda döviz ve faiz artıp kredi alma koşulları zorlaşınca büyümeden vazgeçmek istemeyen hükümet finansal tedbirleri bir kenara bıraktı ve yılbaşında KGF’ye 55 milyar liralık limit artırımı daha yaptı. Mart sonunda kredi kullanan işletme sayısı 410 bin 500 ile Türkiye’deki faal şirket sayısının beşte birine ulaştı.Hazine garantili kredi tutarı 228.4 milyar TL’ye ulaştı.

Tüm bunlar yetersiz kalmış olacak ki, AKP iktidarı 18 Mayıs Cuma günü yeni bir kararla KGF’ye yeni bir ekleme daha yaptı. Kararı Cumhurbaşkanı Ekonomi Danışmanı Cemil Ertem bir televizyon röportajında duyururken, daha sonra KGF’den yapılan açıklamada limit artırımının tutarının 35 milyar TL olduğu belirtildi.

Yenilenen şartlara göre artık KGF kefaletiyle kredi çekmek isteyen müşterilerden asgari yüzde 15 olarak istenen öz teminat miktarı da yüzde 10’a çekildi. Artırılan limit içinde ihracatçılara ayrılan 5 milyar liralık bölümden de daha önce olduğu gibi hiç müşteri teminatı istenmeden kredi verilebilecek.

Yapılan limit artırımlarıyla bu yıl KGF desteğiyle 2017’de kullandığı kredilerin 63 milyar TL’sini ödemek zorunda olan müşteriler, hiç ödeme yapmadan kredi limitini artırarak mevcut borçlarını sürdürme olanağı kazanıyor. Aynı zamanda ek kredi almak isteyenlere 30 milyar liralık fazladan kaynak yaratılmış oluyor.

Sonuç olarak 2017 Mart’ında 4.1 milyar TL olan Hazine garantili KGF kredilerinin toplam limiti 290 milyar liraya çıkarılarak piyasalara rekor düzeyde nakit enjeksiyonu yapıldı.

Bu yolla verilen krediler Yapılan düzenlemelerle paranın piyasalardan çekilmesi önlendi ve finansal sistem aracılığıyla karşılıksız para basılarak ekonomiye dağıtıldı. KGF yoluyla açılan Hazine garantili kredilerin tutarı bankacılık sektöründeki kredilerin yüzde 13’ünü geçti.




Diğer taraftan AKP’nin başkanlığa giden yolda uyguladığı parasal genişleme bununla da sınırlı değil. Merkez Bankası’nın piyasalara yaptığı fonlama da artarak sürüyor. Ve Türkiye’ye döviz girişi olmadığı için yakın gelecekte de azalacakmış gibi görünmüyor. AKP’nin KGF aracılığıyla kredi musluklarını açtığı Mart 2017’den bu yana Merkez Bankası fonlama tutarı da yüzde 30’un üzerinde artarak 130 milyar TL’nin üzerine çıktı.

Yani AKP Başkanlık sistemini getirip iktidarını tek adam düzenine çevirmek için 14 ayda 300 milyar liranın üzerinde karşılıksız parayı  piyasalara sürerek seçmenlerin gönlünü ve belki de oyunu almaya çalıştı.
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ