Gençler kaygılı: Üniversite çok, akademik kalite ve iş yok

Türkiye’de gençlerin bu yıl için üniversite sınav maratonu sona erdi. 18 Temmuz’da açıklanması beklenen sınav sonuçları öğrenciler tarafından heyecanla bekleniyor.


Üniversite adayları bir yandan da tercih edecekleri üniversiteleri, bölümleri ve bölümlerin mesleki imkanlarını araştırıyor. Türkiye’de hem üniversite kalitesine dair tartışmalar hem de mezuniyet sonrası gelecek kaygısı öğrencilerde tercih yaparken endişeyi artırıyor.

Yaşanan ekonomik kriz ve artan işsizlik gençleri tercih yaparken daha titiz davranmaya zorluyor. Türkiye’de bulunan 203 üniversitede 7 milyon 300 bin öğrenci bulunuyor. Ne var ki 203 üniversitenin eğitim kalitesi, dünya sıralamasında pek de parlak bir yerde durmuyor. Peş peşe açılan kaliteden yoksun üniversiteler işsizliği 4 yıl ertelemekle ve diplomalı işsizler üretmekle eleştiriliyor.


BirGün'den Azad Önel'in haberine göre özelleştirme ve vakıf üniversitelerinin önünün açılması sonrasında devlet üniversitelerindeki eğitimin kalitesi daha da düştü. KHK’lerle birlikte ihraç edilen, görevden alınan ya da yurt dışına çıkmak zorunda kalan öğretim üyeleri ile birlikte bu kalitenin daha da sarsıldı ve üniversitelerde ciddi profesör açığı ve akademik tecrübe sorunu doğdu.

Özel ve vakıf üniversiteleri de kalite sorunundan azade değil. Zira kampus için kiralanan binalar sosyal alanlardan yoksun ve çoğu üniversitede laboratuvar bile yok. Bu okullardan mezun olan öğrencilerin çoğu eksik bilgi birikimine sahip olarak mezun oluyor.

Üniversitelerin içinde bulunduğu durumu Evrensel'e değerlendiren Eğitim Sen 6 No’lu Üniversiteler Şubesi Başkanı Görkem Doğa, üniversitelerin tek sorununun kalitesizlik ve düşük nitelik olmadığına, bu alanda plansızlığın da önemli bir sorun olduğuna dikkat çekerek, şöyle diyor:

“Her yere üniversite açıyorum diye iyi bir şey yaptığını düşünen hükümet sadece diplomalı işsizler ordusu yarattı ve üniversiteli öğrencilerin işsiz kalmasına yol açtı. Türkiye’yi Avrupa’daki en büyük işsizler ordusuna sahip ülke haline getirdiler”

OHAL döneminde üniversitelerde yaşanan akademisyen ihraçlarına da vurgu yapan Doğan, “Değerli akademisyenler görevden alındı. Ama aynı zamanda üniversitelerin olmazsa olmazı olan bilimsel özerkliğin altına bir darbe vuruldu. Geriye kalan akademisyenler de bir korku hakimiyeti altına girdi. Dolayısıyla sadece değerli hocaları kaybetmekle değil akademik özgürlüğün de zehirlenmesiyle karşı karşıya kaldık. KHK’ler üniversitelerin gericileşmesine ve aynı zamanda bir baskı ortamına yol açarak üniversitelerdeki eğitimi geri götürdü” diyor. 

Bu yıl üniversite sınavına giren B.Ö. devlet üniversitelerinin olanaklarının kısıtlı olduğunu, özel ve vakıf üniversitelerinin çoğunda da devlet üniversitelerinde olmayan bölümlerin açıldığını belirterek “İstemesem de tercihimi vakıf üniversitesinden yana yapacağım. Yıllık ücreti öderken maalesef ailem zorlanacak”  ifadelerini kullanıyor.

Kapadokya Üniversitesinden yeni mezun olan B.A. ise mezun olmasına rağmen iş olanaklarının kısıtlı olduğunu mezun olduğu halde geleceğe dair pek bir ümidi olmadığını belirterek “Üniversitede yıllık ücreti karşılayabilmek için hem tatillerde hem de okul zamanında çalıştım. Ülkede işsiz mezun sayısı arttı. Ekonomi kötüye gidiyor. Dolayısıyla geleceğe dair pek umudum yok” diyor.  

ODTÜ tarafından yapılan araştırmaya göre dünya çapında ilk 500 üniversite arasında Türkiye’den sadece 9 üniversite bulunuyor. Bu üniversiteler sıralamada şöyle yer alıyor: ODTÜ 601-800 bandında, Boğaziçi Üniversitesi 501-600 bandında, İstanbul Üniversitesi 801-1000 bandında, Koç Üniversitesi 401-500 bandında, Sabancı Üniversitesi 351-400 bandında, İTÜ 601-800 bandında, Hacettepe Üniversitesi 501-600 bandında yer alıyor.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EĞİTİM HABERLERİ