Tutuklu avukat Turan Canpolat için Avrupa’dan Erdoğan’a mektup

13 insan hakları örgütü 50 aydır tutuklu, 4 aydır da hücrede bulunan Turan Canpola’ın serbest bırakılması için Erdoğan’a ve resmi kurumlara mektup gönderdi.
Başta Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) olmak üzere 13 insan hakları örgütü Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Türkiye’deki 3 resmi kuruma mektup göndererek 4 yıldır tutuklu olan hücredeki avukat Turan Canpolat’ın tahliye edilmesini istedi.

Mektupta, Canpolat’ın hücre hapsine son verilmesi; gözaltı sürecinin sona erdirilerek serbest bırakılması; temel haklara, uluslararası sözleşmelere ve yükümlülüklere uyulması; avukatlar gibi, insan haklarının korunmasında kilit rolü olan tarafların hedef haline getirilmesinin durdurulması talep edildi.

45 ÜLKEDEKİ BAROLARIN TEMSİLCİSİ


CCBE Başkanı Ranko Pelicaric imzalı, 19 Mayıs 2020 tarihli mektupta “Size 45 ülkenin baro ve hukuk derneklerini temsil eden Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) ve dolayısıyla onların temsil ettiği 1 milyondan fazla Avrupalı avukat adına yazmaktayım. Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygıya büyük önem vermekte olup özellikle dünyadaki insan hakları savunucularının içinde bulundukları durumlarla ilgilenmektedir. Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) olarak avukat Turan Canpolat’ın tutuklanmasıyla ilgili endişelerimizi dile getirmek için yazmaktayız.” denildi.






50 AYDIR HAPİSTE, 4 AYDIR DA HÜCREDE

Mektupta Turan Canpolat’ın Ocak 2016’da tutuklandığı ve iddianamesinde bulunmayan olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile kapatılan bazı şirketleri temsil etmek ve ByLock indirmek ve kullanmakla mahkûm edildiği belirtildi. 10 yıl hapis cezası verilen avukatın 50 aydır hapiste olduğu ve hücrede tutulduğu da ifade edildi.

14 AYDA 14 BAŞVURU

Canpolat’ın dosyasındaki hukuki süreçlerin de ihlal edildiğini vurgulayan CCBE Başkanı Ranko Pelicaric şöyle devam etti:

“Temyiz başvurusu, 14 ay geçmesine rağmen Yargıtay tarafından hala ele alınmamış durumda. Anladığımız kadarıyla kendisi son 14 ayda serbest bırakılmasını talep ettiği 14 ayrı başvuruda bulunmuş ancak başvurularının hiçbiri cevaplanmamıştır.

“ADİL YARGILANMA VE AVUKATLIK FAALİYETLERİ GÜVENCE ALTINA ALINMIŞTIR”

Bu bağlamda, dikkatinizi Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesiyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkına ve Avukatların Rolüne dair Birleşmiş Milletler Temel Prensiplerine- özellikle avukatlık faaliyetinin güvencesine dair 16, 17 ve 18 sayılı Prensiplere- (ekte) ve İfade ve Örgütlenme Özgürlüğüne dair 23 sayılı Prensibe dikkatinizi çekmek istemekteyiz.

“AVUKATLARA MİSİLLEME, SİNDİRME VE TACİZ OLMAMALI”

Yukarıda zikredilen hususları göz önünde bulundurarak, Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE), Ekselanslarını, mezkûr kişi yalnızca bir avukat olarak meşru faaliyetinin bir sonucu olarak hapiste tutulduğuna inanıldığı için özgürlüğünün geri iade edilmesi için yetkiniz dâhilinde her şeyi yapmanızı saygılarını sunarak rica etmektedir. Buna ek olarak, Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) bağımsızlığın ve adalet ve hukukun üstünlüğünün uygulanmasının bütünlüğünün korunması için Türkiye’deki tüm avukatların mesleki görevlerini misilleme, engelleme, sindirme veya taciz korkusu olmadan icra edebilmeleri için gerekli tüm tedbirleri almanızı dilemektedir.”


Avukat Turan Canpolat

12 İNSAN HAKLARI ÖRGÜTÜ DE MEKTUP YAZDI

Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) dışında İtalya, İspanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve Kanada’da bulunan toplam 12 insan hakları örgütü de Turan Canpolat için mektup yazdı. 15 Mayıs 2020 tarihli mektupta Canpolat’ın adil yargılanmadığı ifade edilerek serbest bırakılması talep edildi.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Yargıtay 16. Ceza Dairesi Başkanı Eyüp Yeşil Yargıtay Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Yılmaz Çiftçi’ye ithafen yazılan mektupta, “İnsan hakları örgütlerinin imzalarının bulunduğu, yazı 10 yıl hapis cezasına çarptırılarak 50 ayı geçkin bir süredir (ve hâlihazırda) Elazığ hapishanesinde (Türkiye) gözaltında tutulmakta olan Türkiyeli meslektaşımız Turan Canpolat’ın durumu hakkında kaleme alınmıştır. Kendisi 14 ay boyunca 14 adet itiraz başvurusunda bulunmuş olduğu halde şimdiye kadar Yargıtay temyiz başvurusunu değerlendirmemiştir. Türkiye’ye aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı serbest bırakılması için rica ve çağrıda bulunmaktayız.” denildi.

Mektupta, ByLock gerekçe gösterilerek verilen cezanın Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’ne aykırı olduğu anlatıldı:

“BM İnsan Hakları Komitesi’ne ve BM Keyfi Tutuklama Çalışma Grubuna göre, ByLock Uygulamasının tümüyle veya yerleşik olarak kullanılmasının iddia edilmesi veya kullanılmasına dayanan tutuklamalar, mahkûmiyetler ve hapis cezaları Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 19, 21 ve 22. maddelerini ihlal etmektedir. Avrupa konseyi İnsan Hakları KomiseriDunja Mijatovic, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri 19 Şubat 2020 tarihli ülke raporunda Türkiye’yi BM İnsan Hakları Komitesi’nin 26 Mart 2019 kararını uygulamaya ve burada belirtilen prensiplere uymaya davet etmiştir. Komiser tarafından işaret edilen kararda, Türk Hükümeti tarafından Bylock adı verilen şifreli sohbet uygulamasını kullanmak veya Bank Asya’da mevduat hesabı bulunmak gibi kişileri yargılamak ve mahkûm etmek için kullanılan kriterlerin suç teşkil eden bir eylemi göstermek için yeterli olmadığına karar verilmiştir. BM İnsan Hakları Komitesi yukarıda belirtilen ölçütlere göre gerçekleştirilen tutuklamaların kanunsuz olduğu sonucuna varmıştır.

Canpolat’ın hücrede tutulmasının ise Mandela Kurallarıyla bağdaşmadığı maddeleriyle açıklandı: “Mandela Kuralları, Kural 43 Madde 1’de şu hususlar belirtilmektedir: “1. Kısıtlamalar ya da disiplin yaptırımları, hiçbir koşulda işkence ya da zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezalandırma oluşturacak ağırlıkta olamaz.

Aşağıdaki uygulamalar özellikle yasaklanmaktadır: (a) Süresiz olarak hücrede tutma; (b) Uzatılmış hücrede tutma”. Kural 44 de ise şu hususlar belirtilmektedir: “Bu kuralların amaçları bakımından, hücrede tutma, mahpusun anlamlı insani temas olmaksızın 22 saat ya da bir günden fazla bir süre tutulması anlamındadır. Uzatılmış hücrede tutma, mahpusun aralıksız 15 günü aşan bir süre için hücrede tutulması anlamındadır.”

MEKTUPTA İMZASI BULUNAN İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİ

1. İtalya İnsan Hakları Federasyonu (FIDU)

2. Avrupa Barosu İnsan Hakları Enstitüsü (IDHAE) – Uluslararası Avukat Haklarının Takibi – Lüksemburg

3. Avukatlara Yönelik Saldırıları İzleme Komitesi, Uluslararası Halk Avukatları Birliği – Fransa

4. Kanada Avukat Haklarını İzleme Derneği – Kanada

5. Açık Diyalog Vakfı – Belçika

6. Haklar ve Özgürlükler Platformu – İspanya

7. Barış ve Adalet Platformu (PPJ)

8. SACC – İskoçya

9. Tutuklanan Avukatlar Girişimi – Belçika

10. Tehlike Altında Bulunan Avukatlar Günü Vakfı- Hollanda

11. Boye-Elbal ve Asociados – İspanya

12. Vogelaar Advocatuur – Hollanda


İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİ TARAFINDAN ADALET BAKANLIĞINA, YARGITAY’A VE CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE GÖNDERİLEN MEKTUBUN ORİJİNALİ








Kaynak: Bold Medya
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ