JWF, 15 Temmuz'dan sonra başlatılan soykırımın eğitim ayağını raporlaştırdı

Eklenme tarihi :
JWF, 15 Temmuz'dan sonra başlatılan soykırımın eğitim ayağını raporlaştırdı
Amerika merkezli insan hakları kuruluşu Journalists and Writers Foundation (JWF), son raporuyla, Türk hükümetine temel insan hakları ve eğitim hakkı konusunda uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi için çağrıda bulundu.

JWF'nin 2022 Uluslararası Eğitim Günü'nde yayımladığı "Türkiye'de Eğitim Hakkına Saldırı" başlıklı rapor, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında Türk Hükümeti'nin eğitim hakkı ihlallerine ışık tutuyor.

Hükümet tarafından eğitim hakları ihlal edilen öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilen bilgilere yer verilen raporda; Türkiye’nin ayrımcı mevzuat ve kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile eğitim sektöründeki keyfi tutuklamalar, kaçırmalar, gözaltılar, tehditler, işten çıkarmalar ve eğitim kurumlarının gasp edilmiş varlıkları dikkatlere sunuluyor.


Elde edilen bulgulara göre, Türk hükümetinin, Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi (ICESCR) kapsamında eğitim hakkının “temel özelliklerinin” (mevcudiyet, erişilebilirlik, kabul edilebilirlik, uyarlanabilirlik) korunması ve uygulamasında uluslararası yükümlülüklerini açıkça ihlal ettiği ortaya konuyor:

"Türk hükümeti, eğitimde öğrencilere, öğretmenlere ve akademisyenlere, özellikle Hizmet/Gülen Hareketi'ne yakın olanlar başta olmak üzere farklı sosyal gruplarla olan bağlantılarına dayalı ayrımcılık yapan yeni mevzuat ve uygulamalar getirmiştir. Binlerce özel eğitim kurumu keyfi olarak kapatılmış, mülklerine ve varlıklarına ayrımcı bir şekilde el konulmuştur. Türk hükümetinin eylemleri, akademik özgürlükleri ve diğer temel özgürlükleri ihlal ederek Türkiye'deki yüksek öğretim üzerinde yıkıcı etkiler bırakmış ve Türkiye'nin geleceğini tehlikeye atmıştır."

TÜRK HÜKÜMETİNE ÇAĞRI

Raporda Journalists and Writers Foundation;

* Tüm ayrımcı yasaların gözden geçirilerek yürürlükten kaldırılması ve uluslararası yasalara, Türk yasalarına ve yüksek mahkemelerin kararlarına uygun hale getirilmesi,
* Öğrencilerin diplomalarında yazan “667 sayılı kanun hükmünde kararnameyle kapatıldı” ibaresinin ve eğitim sistemindeki tüm ayrımcı mevzuat ve uygulamaları kaldırılması,
* Özel eğitim kurumlarının kapatılması ve mal varlıklarının kamulaştırılması kararlarının iptal edilmesi ve binlerce eğitim kurumunun yasal sahiplerine iade edilmesi,
* Sosyokültürel aidiyetlerine göre kurumlara ve bireylere yönelik saldırılarına son verilmesi,
* Kanun hükmünde kararnamelere (KHK) dayalı tüm suçlamaların kaldırılması, temel özgürlüklerini kullandıkları için özgürlüğünden yoksun bırakılan tüm öğretmen ve akademisyenleri serbest bırakılması ve akademik özgürlüğün güvence altına alınması,
* Tüm öğrenci, öğretmen ve akademisyenleri kanun hükmünde kararnamelerle görevden alınan eski görevlerine iade edilmesi için Türk hükümetine çağrıda bulunuyor.

Rapor, 24 Ocak 2022 tarihinde Uluslararası Eğitim Günü vesilesiyle Twitter @JWFoundation_ hesabından #RightToEducationTurkey etiketi ile yapılan paylaşımlar ile yayınlandı.

15 TEMMUZ'DAN SONRA EĞİTİME DARBE!

Türkiye’de 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında, hükümet kararnameleriyle toplam bin 64 özel öğretim kurumu, 16 vakıf üniversitesi, 360 etüt merkezi ve 847 öğrenci yurdu kalıcı olarak kapatıldı. Kapatılan özel eğitim kurumlarının yaklaşık 100 milyar ABD doları olduğu tahmin edilen tüm varlıklarına dair herhangi bir tazminat ödenmeden keyfi olarak el konuldu. Kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) yaklaşık 34 bin 274 öğretmen görevden alındı. Eğitim hakkının baskı altına alınmasıyla, 21 binden fazla öğretmenin öğretim lisanslarının iptal edildi. Eğitimcilerin örgütlenme özgürlüğü hakkının açık ihlaliyle eğitim sendikaları da kapatıldı. İhraç edilen on binlerce öğretmen, KHK nedeniyle eski görevlerine dönememekte, farklı devlet makamlarında iş bulamamakta, özel sektörde çalışamamakta ve başka sektörlerde istihdam edilememektedir. Güvencesiz yaşam koşulları ve asılsız 'terör' suçlamalarıyla karşı karşıya kalan ve hiçbir geliri olmadan hayatta kalan en az 53 öğretmen işten çıkarılmalarının ardından intihar etti.

Türk Hükümeti, 2014 yılından bu yana, yurt içinde ve yurt dışında Hizmet Hareketi'ne bağlı kurum ve kişilere karşı “paralel devlet” uzantısı oldukları iddiasıyla sistematik ve devlet destekli bir kampanya yürütüyor. Eğitimciler, “terör örgütüne üye olmak, terör propagandası yapmak, halkı kin ve nefrete, şiddete ve kanunları çiğnemeye teşvik etmek, Türk kurumlarını ve Türkiye Cumhuriyeti'ni aşağılamak" iddiaları da dahil olmak üzere yapılan asılsız suçlamalar nedeniyle mülke el koyma, keyfi gözaltı ve tutuklama, kötü muamele gibi birçok ağır cezaya maruz bırakılıyor.

Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından, Türk Hükümeti tüm muhaliflere eşi benzeri görülmemiş bir baskı uyguluyor. Darbe girişiminin üzerinden beş yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen, yüzlerce masum insan, kanuni ve bireysel hakları ihlal ederek Hizmet Hareketi ve darbe girişimiyle bağlantılı oldukları iddiasıyla gözaltına alınmaya, tutuklanmaya ve yargılanmaya devam ediyor.

138 BİNDEN FAZLA ÖĞRENCİ KARA LİSTEDE!

Darbe girişiminin ardından sahte terör suçlamalarıyla kovuşturma yapmak için öne sürülen kilit kriterlerden biri geçmişte Türkiye'de veya yurtdışında Hizmet Hareketine bağlı okullarda eğitim almış olmaktır. Bu durum tüm şüphelilerin polis sorgularında standart bir soru haline gelmiştir. Darbe girişiminin ardından hükümet, bir zamanlar Türkiye'nin en kaliteli eğitim veren ve Hizmet Hareketi ile bağlantılı olduğu iddia edilen okullara giden 138 binden fazla öğrenciyi kara listeye almıştır. Eğitim sektöründe görevlerinden alınanların sayısının 41 bin 705 kişi ve askeriyede ise sadece 15 bin 584 olması, Türk hükûmetinin darbe girişimi sonrasında askeriyeden çok eğitim sektörünün hedef aldığını düşündürmektedir.

 
BENZER HABERLER
GÜNDEM HABERLERİ