Af Örgütü sekreteri Agnes Callamard: Türkiye’de adalet pazarlık meselesine dönüştü

Eklenme tarihi :
Af Örgütü sekreteri Agnes Callamard: Türkiye’de adalet pazarlık meselesine dönüştü
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, son dönemde yaşanan insan hakları ihlallerini ve hukuksuz mahkeme kararlarına ilişkin "Türkiye'de adalet bir pazarlık meselesi haline dönüştü" yorumunu yaptı.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, Türkiye’de son dönemde yaşanan insan hakları ihlallerini ve hukuksuz mahkeme kararlarını değerlendirdi. Agnes Callamard, Türkiye’de adaletin bir pazarlık meselesi haline dönüştüğüne dikkat çekti.

DW Türkçe‘nin sorularını yanıtlayan Callamard, cezasızlık kültürü nedeniyle hak ihlallerinin sürdüğünü belirtti. Öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı davasının Suudi Arabistan’a devredilmesini değerlendiren Callamard, “İlk günden beri düşündüklerim değişmedi. Utanç verici olduğunu düşünüyorum. Davaya ihanet olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de adaletin bir pazarlık meselesi haline dönüştüğünü gösteriyor. Davanın Suudi Arabistan’a devri, davayı cinayetten sorumlu olanların ellerine teslim etmek demek. Türkiye’de gerek savcılar gerek politikacılar gerekse hükümet, başta Suudi Kral olmak üzere Suudi Arabistan’daki yetkililerin adalete, Türkiye’deki soruşturmaya müdahale ettiğinin oldukça farkında. Türkiye’ye cinayeti araştırmak için gönderdikleri ekip, delilleri ortadan kaldırdı. Buna rağmen dava Suudi Arabistan’a devredildi. Yani adaletin tesis edilemeyeceğinin bilinmesine rağmen bu devir yapıldı. Tam da bu yüzden bu durumun utanç verici olduğunu, ihanet olduğunu söylüyorum” ifadelerini kullandı.


Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini ve Danıştay’da görülen iptal davasını değerlendiren Callamard, “Sözleşmeden çekilme kararı da başka bir ihanet. Karara verilen tepki hükümetin kolay bir yol seçmediğini gösteriyor” dedi.

‘KADINLAR İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE KARARINA KARŞI SAVAŞIYOR’

Kadınların karara karşı savaştığına dikkat çeken Callamard, “Kadınların ve insan hakları savunucularının kadına şiddetle mücadele adına karara karşı gösterdiği direnç beni çok etkiliyor. Hükümetin tavrı kadına şiddete karşı mücadelenin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. İstanbul Sözleşmesi önemli bir taahhüt idi. Fesih kararı, kadınların şiddete karşı mücadelesini zayıflatan bir karar değil. Aksine, kadınların mücadelesini yükselttiğini, güçlendirdiğini ve büyüteceğini düşünüyorum” diye konuştu.

Callamard, Diyarbakır’da tutuklanan 16 Kürt gazeteci hakkında da “Af Örgütü olarak toplumun genelini etkileyen basına özgürlüğündeki gerilemeyi yakından takip ediyoruz. Son tutuklamalar, basına yönelik engelleme, susturma ve hak ihlalleri deryasına eklenen son damla oldu. Yetkili makamları rahatsız edecek şekilde haber yapan gazeteciler risk altında. Tutuklanan 16 gazetecinin dosyasında yaptıkları haberlere odaklanıldığını anlıyoruz. Bu da gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle hedef olduklarını gösteriyor. Türkiye’de gazeteciler yıllardır terörizm suçlamalarıyla susturuluyor. Bu durum oldukça endişe verici” değerlendirmesini yaptı.

‘BAŞINDAN SONUNA ADALETSİZ BİR SÜREÇ’

Gezi davasında çıkan mahkumiyet kararları için ise Callamard, şunları söyledi:

“Hayır, hiç de tatmin edici bir karar değil. İş arkadaşlarım 600 sayfayı aşkın kararı detaylı bir şekilde inceledi. Gerekçeli kararın bu kadar sayfa yazılıp kararda bu kadar az tartışılacak içerik olması inanılmaz. Kararda, insan hakları standartları ile uyumlu kabul edilebilir hiçbir gerekçe yok. Hiçbir sanık için itham edilen suçlar hakkında delil yok. Bu durum, Osman Kavala’nın tutukluluk süreciyle başladı. Davanın ilk duruşmasına kadar sürdü. Ardından ilk beraat kararı verilene kadar da devam etti. Bu kötü durum sadece daha da kötüye gitti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi mahkûmiyet kararlarını delil olmamasına rağmen verdi. Mahkeme heyetinden bir hâkim de delil yokluğuna dikkat çekerek beraat kararı verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirdi. Gerekçeli kararda, ajanlıkla suçlanan Osman Kavala’nın tutukluluğuna dair gerekçe yok. Dava kapsamında yargılananların bunca yıl hapse mahkûm edilmesi şok edici. Oldukça uzun hapis cezalarından bahsediyoruz. Başından sonuna kadar adaletsiz bir süreç. Gerekçeli kararda, verilen mahkûmiyet kararlarına gerekçe olacak hiçbir şey yok.”
BENZER HABERLER
GÜNDEM HABERLERİ