"AKP zayıfladı, Erdoğan artık yönetemez"

Fırat: AKP sosyolojik olarak zayıfladı, Erdoğan başkan olsa da artık ülkeyi yönetemez. CHP ‘Kim ne der, acaba bize HDP’li mi derler’ diye düşünmeden, ‘ben sosya demokrat bir partiyim' diyebilmeli.
Son seçimlerde CHP'den milletvekili adayı olan Politikyol internet sitesinin genel yayın yönetmeni Ali Haydar Fırat, Türkiye'de gelinen son noktayı değerlendirdi. AKP'nin sosyolojik olarak zayıfladığını söyleyen Fırat, Erdoğan'ın yüzde 90 oy alıp başkan olması halinde bile artık Türkiye'yi yönetemeyeceğini savundu. Fırat, Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP'ye de tavsiyelerde bulundu. "Türkiye’nin tarihinin en büyük siyasal krizini yaşadığını, CHP’nin ise bu olağanüstü koşullarda olağan tepkiler verdiği" tespitini yapan Fırat'ın Evrensel'den Cem GURBETOĞLU'na yaptığı açıklamalar şöyle: 

AKP SOSYOLOJİK OLARAK ZAYIFLADI
"AKP’nin faşizan bir kitle tabanı olmadığını düşünüyorum. Türkiye toplumunun böyle bir toplum olduğunu düşünmüyorum. Toplumun siyasal aklının böyle çalışmadığını, bu tür bir sıkıya gelemeyeceğini, ne faşist, ne de otoriter olabileceğini düşünüyorum. Kuşkusuz böyle bir kesim var. Ama bir tür akıl tutulmasıyla geniş kitlenin faşizan bir tutum içinde olacağını zannetmiyorum. Bu anlamda AKP’nin sosyolojik olarak zayıfladığını düşünüyorum. AKP iktidara gelirken sosyolojik olarak güçlüydü, ama siyasal olarak zayıftı. Devlette kadroları yoktu. Şimdi tam tersi oldu. Devlette güçlendi ama sosyolojik olarak çok zayıfladı.


ERDOĞAN TÜRKİYE'Yİ YÖNETEMEZ
"Şu anda yaşadığımız temel sıkıntı yönetememekten kaynaklanıyor. AKP şu anda bu toplumu yönetemiyor. Başkanlık sistemi gelse de, yüzde 90 oy alsa bile Erdoğan’ın da, AKP’nin de Türkiye’yi yönetebilecek gücü ve potansiyeli olduğunu düşünmüyorum.

Yaşanan sürecin en büyük nedeninin toplumsal ve siyasal muhalefetteki dağınıklık olduğunu düşünüyorum. Eğer güçlü bir karşı çıkış, ciddi anlamda bir anlatış olursa başkanlık sisteminin geçmeyeceğini düşünüyorum. Ama geçmesi durumunda bile AKP’nin ya da Erdoğan’ın ülkeyi istediği gibi yönetebileceğini düşünmüyorum.”

AKP DEMOKRATİK ORTAMDA KAYBEDİYOR

“7 Haziran öncesinde görece çok daha demokratik, çok daha rahat bir ortam vardı. İnsanlar çok doğal bir seçim yaptılar. Dört partili bir yapı ortaya çıktı. AKP şunu gördü: Demokratik bir ortam AKP’nin işine gelmiyor. Çünkü demokratik ortamda insanlar siyasal tercihlerini normal yapabiliyorlar, normal yaptıkları zaman da AKP’yi tercih etmiyorlar. 1 Kasım seçimlerine kadar giden süreçte demokratik sisteme bir darbe yapıldı. Ana muhalefet partisine hükümet kurma görevi bile verilmedi. AKP şunu gördü: Bir kere tökezlersem bu benim sonum, felaketim olur. Dolayısıyla mümkün mertebe devletin gücünü kullanarak ayakta kalmaya çalışıyor. Eğer 7 Haziran benzeri demokratik bir ortam olursa yine kaybedecek. O yüzden mümkün mertebe OHAL’i sürdürmek, insanları korkutarak, yıldırarak kendi projesini sürdürmek isteyecektir”.

CHP'NİN "BÖLDÜRTMEYECEĞİZ" MİTİNGLERİ

“Türkiye’nin çok ciddi bir kırılma, bölünme, parçalanma süreci olabilir. Böyle bir hassasiyet olabilir. Ama bu başka türlü bir biçimde, sola ilişkin ya da soldan gelen bir kavramla tanımlanabilirdi. Bunu yapmak yerine daha milliyetçi, daha sağdan bir kavram devşirdiğiniz zaman bu size yaramıyor. Bu hem kısa vadede, hem uzun vadede Türkiye’deki milliyetçi-muhafazakar yapıya ya da siyasal aktörlere yarar. Şimdi cesaretli olmak zamanı.”

CHP OLAĞAN TEPKİLER VERİYOR

“Ben, CHP’nin Türkiye’nin olağanüstü koşullarının farkında olmadığını, o yüzden olağanüstü süreçte olağan tepkiler verdiğini düşünüyorum. Zor zamanlarda klasik bir CHP eleştirisi yapmak istemiyorum, ama CHP çok net ve tutarlı bir biçimde kendisini solda tanımlamadığı müddetçe ne bu döngüyü kırabilir ne de Türkiye’nin tarihsel sorunlarına çözüm üretebilir.” “Bugünkü koşullar olağanüstü koşullar. Bu olağanüstü koşullarda CHP ‘Kim ne der, acaba bize HDP’li mi derler’ diye düşünmeden, çok net bir şekilde ‘ben sosyal demokrat ve solcu bir partiyim, cumhuriyet değerlerine bağlıyım, ben onun getirdiği kazanımları ilerletecek bir projeksiyona sahibim, bunu ortaya koyuyorum, ben bu ülkeyi yönetmek istiyorum’ diyebilmeli. Bunu sadece kendi içinde değil, toplumun bütün kesimlerine anlatmalı ve bütün kesimlerini birleştirmeli."

KÜRT SORUNUNUN KÖKENİNE İNMELİ

“Tabi ki CHP demokrasiyi savunan bir parti olarak nereden gelirse gelsin her türlü şiddete karşı durmak zorundadır. Ama sorunu, onun sonuçlarından hareketle mi tanımlıyorsunuz, nedenlerinden hareketle mi tanımlıyorsunuz. Mesele budur. Bugün yaşadığımız şiddet bir sonuçtur. Sonuçtan kalkarak sorunu tanımlayamazsınız. Onun nedenleri üzerinden kalkarak onu tanımlayabilirsiniz. Böyle yapmadığınız müddetçe her şey çok anlamsızlaşır. Bu şiddet sarmalı devam eder. Sadece PKK üzerinden bir tanım sağlıklı değildir. Bu sadece Kürt sorunun bir tarafını anlatır. Ama artık Ortadoğulaşan, bambaşka bir  hale gelen bir sorun var ve CHP’nin bu sorunu uluslararası boyutuyla algılayıp tartışması gerekiyor."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ