Türk tipi ekonomik kriz

Kemal Derviş'in en yakın arkadaşı ekonomik krizin nasıl olacağını vahim sözlerle anlattı.
Yeni yılla birlikte üst üste gelen fiyat artışları, dolardaki sert dalgalanma, uzun süredir çözümlenemeyen ve artık yapısal bir soruna dönüşen işsizlik ve işsizliği çözecek yeterli büyümenin bir türlü sağlanamaması bir süredir ekonomik krizin ayak sesleri olarak yorumlanıyor.

2001 yılındaki kirizde Türk ekonomisine müdahale eden Kemal Derviş'in en yakın arkadaşı ekonomist Prof. Dr. Hurşit Güneş, Türkiye'nin yaşaması muhtemel yeni ekonomik krizin nasıl bir şekilde olacağını anlattı. 

Güneş, Cumhuriyet Gazetesi'ne konuştu:


Kriz nasıl anlaşılacak?

Kriz siyasal alanda olsun, ekonomik alanda olsun (enformasyonun bozulması nedeniyle) karar alma yetisinin ortadan kalktığı ya da irrasyonel davranışların egemenleştiği, böylece sistemik dengenin yitirildiği durumu ifade eder. Krizde birbirini izleyen ekonomik daralmalar vardır. Fiyat dengeleri kimi zaman aşağı, kimi zaman da yukarı çalkalanır. Paraya güven hızla düşer ve likidite sıkışıklığı yaşanır. Ama tabii krizin en önemli sonucu ekonomik çöküş ve patlayan işsizliktir. Birçokları 1994 yahut 2001’de olduğu gibi, kamu borcu ve bankacılık kesimi üzerinden kaynaklanan bir kriz olasılığını değerlendiriyor. Oysa artık bütçe ve kamu borç dengesi daha farklı bir noktada... Faizler, geçmiş dönemlere göre, serbest ve kur sistemi de esnek. Bütün bunlar bir “mali” kriz olasılığını elbette azaltıyor.

Borçlanma hızlandı

Ancak geçmişteki “mali” kriz nedenlerinin ortadan kalkması bir “ekonomik kriz” olasılığını ortadan kaldırmaz. Geçmişteki krizler kamu kesimi ile bankacılık sektörü arasındaki risklerden kaynaklanmıştı. Şimdi ise riskler çok farklı bir alana taşındı. Üstelik boyutları da çok büyüdü. 2001’den sonra ortaya çıkan küresel likidite bolluğunda hem hanehalkı, hem de reel kesim çok büyük ölçüde borçlandı. 2002’de AKP iktidara geldiğinde brüt dış borç stoku 123 milyar dolardı, bugün 416 milyar dolar! Bu borcun da dörtte üçü özel kesimin. Yeni milli gelir serileriyle açıklarsak: Brüt dış borçlar yüzde 34 düzeyinden, özellikle 2011’den sonra hızla artarak, bugün yüzde 50’nin üzerine çıktı.

Borç krizin teknik temeli

Bugün özel kesimin 300 milyar dolarlık dış borcunun yanı sıra 400 milyar dolarlık da iç borcu bulunuyor. Önümüzdeki 12 ay içinde Türkiye 165 milyar doların üstünde dış borç ödemesi yapacak. Rakamlar gerçekten ürkütücü. Ayrıca finans-dışı kesimin döviz pozisyon açığı 210 milyar dolar gibi rekor ve korkutucu bir seviyede. 2002’de kişi başına dış borç 1900 doların altındayken, bugün 5300 doların üstünde. Tüketici borçları da aynı dönemde dolar bazında tam 40 kat artmış! Heyula bir borç yumağı oluşmuş durumda. Özetle; bugün geçmişten farklı olarak, özel kesimin aşırı düzeydeki iç ve dış borçları ile bireylerin ödeme kapasitelerinin çok üstündeki banka borçları kriz riskinin temelini oluşturuyor.

Enflasyon artacak

Bütün bu siyasal ve sosyal gelişmeler, belirsizlikler kanalıyla, tüketici güvenini derinden sarsıyor ve içeride (TL ile) satışları düşen özel kesim, döviz borcunu (artan kur nedeniyle) ödemekte büsbütün zorlanıyor. Taze borç ise hem artan Fed faizleri, hem de artan ülke riskleri nedeniyle çok daha pahalı hale gelmiş durumda. İşte bozulan bu özel kesim borç dinamiği nedeniyle en ufak bir sarsıntıda ekonomi krize sürüklenebilir gözüküyor. Büyümenin yavaşlayacağı, hatta negatif olabileceği öngörülüyor. Artan maliyetler nedeniyle de enflasyon yükseleceğinden bir stagflasyon olasılığı beliriyor.

Fiili işsizlik yüzde 20

2017 yılının beklentileri arasında düşen enflasyon ya da işsizlik yok. Aksine fiili işsizliğin (umutsuzlar dahil) yüzde 20’yi aşması beklenmeli. Turizmde ya da sermaye akışlarında gelişme beklenmediği gibi, portföy yatırımlarında çıkışlar yaşanabilir. İnşaat da 2016’dan farklı olarak durgunluğa girecek görünüyor. Kısacası, 2017’de stagflasyon olasılığını destekleyen çok gösterge var. Hükümet ne denli farkında, bilmiyoruz ama bugün Türkiye’de olası bir krizin hasarı çok dramatik olabilir. Çünkü bu kriz (geçmişten farklı olarak) reel kesimden kaynaklanacağı için sosyal hasarı (özellikle işsizlik) çok yüksek ve kalıcı olabilir.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ