İsmail S. Gülümser'in yazısı: Yaradana güvenen emeğin boşa gideceği vehminden kurtulur

"Dayanışma içindeki topluluk istişare ile iş yapmaktan vazgeçmediği, dağınıklığa düşmediği azim ve gayretle hizmete devam ettiği sürece Yüce yaratıcının hayırlı işleri yarı yolda bırakmayacağı asla unutulmamalıdır."

Kimsenin yerini terk edemediği bir dönemde mali imkânı olmadan bir çanta ile dağılan gencecik delikanlılar;

-Önce ailelerinden uzak kalmayı göze alıp Anadolu il ve ilçelerine
-Sonra dilini, kültürünü, yönetim şeklini bilmedikleri coğrafyalara gidiyor. Sovyet diktasının sona erdiği ortamda, yıllarca sürgün hapis baskısı yaşamış, nereden başlayacağını bilemeyen yöneticiler yanlarında bu işten karşılık beklemeden yardımcı olmaya hazır destekçileri bulunca ülke refahına hizmetin zevkine varıyor.    

 
Soydaşların bulunduğu coğrafyalarda kazanılan deneyim gönlünü hayırlı hizmetlere kaptırmışlar için önemli bir motivasyon kaynağı oluyor, oradan aldıkları cesaretle dinleri dilleri farklı birçok ülkeye insanlık mesajları götürülüyor. Başarılı örnekler diğerleri için hem referans hem tecrübeye dönüşüyor, insanlığın gönlüne girecek yüzlerce yol ve yöntem geliştirilerek en kapalı sistemlerin bile kapılarını açacak metotlar bulunuyor.

Moral değerlerin kavga sebebi olarak görüldüğü en basit farklılık için insanların birbiriyle savaştığı ortamlarda dine ait değerlerin enginliği ile toplumlar buluşuyor, sürtüşmenin yerini uzlaşma ve ortak değerler etrafında bir araya gelme alıyor. Terör odaklarının kirlettiği değerler yüzünden her şeye kuşkuyla bakanlar bir art niyet olmadığını tavırların en anormal şartlarda bile değişmediğini görünce bu tutarlılıktan etkileniyor.

Fedakârlıklarıyla toplumlar tarafından kabul gördükten, belde eşrafı-ülke yönetimlerinin güvenini kazanıp hizmet üretme fırsatı elde ettikten sonra şu günlerde karalamadan etkilenenlerce dışlanmayı kabullenmek kolay değil.

Hâlbuki kiminin kıskanarak, kiminin menfaati çatıştığı için yapılan özveriyi anlayamadığı, hizmetlerle kötülük mücadelesi yeryüzünde ilk defa yaşanmıyor. Hayrı yayma düşüncesi yüce yaratıcı emriyle göklerde başlatıldığı Adem (AS)'dan itibaren şeytani düşünce bu faaliyetleri karanlık dünyaları için tehlikeli görmüş ve savaş açmıştı.

Dün her hayırlı hizmette olduğu gibi bugün de dünyanın birçok yerindeki yıkma ve tahribin arkasında;

-Nefsinin hazlarına teslim olmuş hayatın madde ve maddi güçten ibaret olduğuna inanan,
-Olumlu hizmetleri geleceği açısından tehlikeli görüp rahatsızlık duyan,
-Toplumun doğrularla yüzleşip aydınlığa çıkmasını istemeyen,
-İçini kötülük yapma duygusu kaplamış kirli bir dünya kurmak için çabalayanların başını çektiği şeytanın oyuncağı haline gelmiş bir şer ittifakının etkisi görünüyor.  Hiçbir değer üretmediği halde ülke ülke dolaşıp oralarda bugüne kadar bin bir emekle geliştirilmiş güzellikleri yıkmaya çalışanların motivasyon kaynağı da, aydınlık düşüncelerin kirli dünyalarını açığa çıkaracağı ve dünyevi saltanatlarının zarar göreceği endişesi.

Kendi karanlık pencerelerinden her görüşe düşman olarak bakan hayatlarını yıkmaya göre planlamış, başarıyı başkasına ait faaliyetleri yıkmada gören bir anlayışının, duygu ve düşünce duruluğunu koruyan insanlardan rahatsız olduğu, aralarındaki dayanışmayı yok etmek için her gün yeni atraksiyonlar yaptığı ortada.

Kişisel beklentilerini bir kenara bırakmanın ne olduğunu bilmeyenler yapılanları yıkarak sonuç almanın bir başarı olduğu vehmiyle hareket etmekte, dünyanın kucak açtığı bu duru kaynağı kurutmak için çareler aramakta. Dar imkânlara sahip ülke yöneticilerinden başlayarak gayrı ahlaki ticari pazarlık yemleri ile karanlık düşüncelerini hayata geçirmekte. Maddi zaaflarını yakaladıkları yöneticileri türlü hile ve düzenbazlıklarla yanlarına alıp ailelerin güvenle çocuklarını teslim ettiği iyilik yuvalarını yok etmenin pazarlıkları yürütülmekte.

Samimiyetinden en küçük kuşku duyulmayan insanlar hakkında şüphe ve tereddüt oluşturmak için, kendi senaryoları ile öldürdükleri 15 Temmuz'daki 251 şehidin kanını masaya sürmekte, ellerine bıçak bile almamış insanları cani gibi gösterip ülke yöneticilerini iknaya çalışmaktadır. Bunların yeterli olmadığı yerde reddedilmeyecek ballı rüşvetler, ticari kılıf altında yolsuzluk teklifleriyle yönetimleri kandırmaya çalışmaktadır.

İnsanların emek ve gayretleri ile elde ettikleri sonuçlar arasında büyük farklılıklar olması;

-Bazı dönemlerde küçük çabalarla aşk ve şevki kamçılayacak büyük başarılar elde edilirken,
-Bazen en olumlu hizmetlerin bile böyle art niyetli kesimlerin engeline takılması ve önünün kesilip yokluğa mahkûm edilmek istenmesi bu tür kötü düşüncelerin müşteri bulması koşturanların ümitlerini kırabiliyor.

Yaptıkları işlerin doğruluğu hakkında en küçük bir endişe taşımayan insanlar belli döneme kadar her yerde el üstünde tutulurken birden esen menfi bir rüzgârla her şey alabora olabiliyor.

Kimi beldelerde eskiden tüm kapıları sonuna kadar açanlar üretilen karalama kampanyalarından etkilenerek;

-Önce tereddüde düşüyor,
-Sonra yanlış olduğunu bildiği ifadelere inanıp nefise zor gelen yüklerden kurtulmanın çıkış yolu gibi görüyor,
-Bazen de kampanya yürütenlerin dayanılması zor boyutlardaki çıkar teklifleri karşısında dirençlerini kaybedip haksızlık yanında yer almaya yönelebiliyor.

Bunun sonucu olarak da;

-Kimisi kıskançlığına mağlup olup imrenerek baktığı iyiliklerin engellenmesine sessiz kalarak,
-Bir bölümü de kötüler safına katılıp gayri insani projelerde rol alarak bu insanlık dışı oyunun parçası olabiliyor.   

Yapılan iyiliklerin engellenmesi karşısında ilahi destekten mahrum kaldığını zannedip elini gevşetenler olabiliyor. Bu düşünceye kendini kaptıranlar yaşanan mağlubiyetlerden dolayı rabbi onu terk etti diyerek sahabede hayal kırıklığı oluşturmaya çalışanlara karşı İslam Peygamberi'ne (SAV) gönderilen “Allah seni terk etmedi” mesajı kulağa küpe olmalı, psikolojik savaş taktiği güdenlerin kirli oyunu bozulmalıdır.  

Dayanışma içindeki topluluk istişare ile iş yapmaktan vazgeçmediği, dağınıklığa düşmediği azim ve gayretle hizmete devam ettiği sürece Yüce yaratıcının hayırlı işleri yarı yolda bırakmayacağı asla unutulmamalıdır.

Olumlu hizmetlerin karalanması karşısında elleri kolları bağlı oturup mağlubiyet psikolojisine girmektense dinin güzelliklerinden yararlanacak her türlü yol ve yöntem tekrar ele alınmalı, atılacak olumlu adımların hem yeni hizmetlerin gelişmesine vesile olacağı hem de gökler ötesince destekleneceği hatırdan çıkarılmamalıdır. Üretilen olumsuzluk sarmalından kurtulmanın yolları aranmalı, yapılan işleri artırmak için çareler geliştirilmelidir.   

Birer tohum gibi dünyanın dört bir tarafına dağılan gönüllülerin bulundukları beldelerde kendilerine özgü yaklaşımlarla toplumla buluşmaları halinde gelişip büyüyecek bir sonuca yeniden ulaşmaları muhtemeldir. Çünkü çekilen çile hem gök ehlince görülmekte hem de yeryüzü sakinleri için önemli veriler ortaya çıkmaktadır.   

-Küfür ve dalalet dışında üzerlerine gelen her zorluğu göğüslenmeye hazır insanların sabır ve metaneti,
-Her şeye rağmen hayır hizmetleri üretmek üzere ortaya koyacakları güzellikler,
-Onları koruyacak Yüce Yaratıcı'nın da desteği ile geçmişte olduğu gibi bugün de artarak devam edecek, çok büyük zulüm görmelerine rağmen samimiyetten taviz vermeyenlerin tutarlılığı toplumlar için önemli doğruluk referansı oluşturacaktır.

Eski yaşam şartlarını sürdürmenin zor olduğu herkesin kendinden fedakârlık yapmak yeni şartlara uymak zorunda olduğu bu dönem için en önemli iksirlerden biri olan “iktisat eden fakirliğe düşmez, istişare eden zarar görmez” sözü rehber olmalı, geçmişte yaşananların tecrübesinden de yararlanıp yeni projeleri hayata geçirmek için herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır.

Her türlü eza ve cefaya katlanıp doğru bildikleri yoldan sapmayanlardaki özveri dünya genelinde çok katı kalpleri yumuşatacak, yapılan her türlü kirli oyunlar bozulacak, yaşanan olumsuzluklar ileride her biri kazanç hanesine yazılacaktır.

-Geçmişte 80 ihtilalini yapanların zulümleri tatlı birer hatıraya dönüştüğü,
-28 Şubatçıların baskı ve zulümlerinden başarı hikâyesi çıkarıldığı gibi 15 Temmuz sonrasının karalama kampanyaları da tarihin sayfalarını gömülecek sonrasında tahammül gücü artmış bir topluluk ortaya çıkacaktır.
 
Bunun yolu gelecekte yapılacak hizmetlere yoğunlaşıp kirli düşünceleri etrafa yayanlara karşı istikameti korumaktan geçmektedir.

-Üretilen kirli bilgilerle mücadeleyi sadece görevli olanlar yürütmeli,
-Geri kalanlar yalan bilgilerle karalama kampanyaları ile dayanışmaları sarsma oyununa alet olmamalı,
-Herkes gıybet ve dedikodudan uzak durup kendi yapacağı güzel hizmetlere yoğunlaşmalı,
-Öfkeyle köpürtülen zihinleri kirlerden korumak için kimden gelirse gelsin iyilikler alkışlanmalı, inanmış gönüllere daha saygılı, inançtan uzak kesimlere daha kucaklayıcı yaklaşmalı, kin ve nefretler gönlünüzde eriyip yok olmalıdır.
-Temel disiplinlere aykırı olmamak şartıyla bu zamanda yapılması gereken yeni yol ve yöntemlere bakılmalı,
-Bizim küçük çalışmalarımızla olumlu sonuç alınmaz gibi bir duygu terk edilmeli,
-Geçmişte çiçeği burnunda delikanlıların ülke yönetimlerini etkilediği gibi,
-İnsanlığın gelişmesine yol açacak projelerle her yere ulaşılmalı,
-Ortak aklı bir araya getiren yeni yaklaşımlarla toplumlara faydalı olmanın yolları geliştirilmelidir.

İsmail S. Gülümser / Aktif Haber
 

*Fethullah Gülen’in “Kader” kitabındaki yazıdan faydalanılmıştır.


 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ