Partigöç hakkındaki tüm iddialara cevap verdi!

Savunmasına mesleki yaşamını anlatarak başlayan darbe emirlerinde imzası olduğu belirtilen Mehmet Partigöç kendisine Balyoz, Ergenekon ve 28 Şubat davalarında yargılanan bazı komutanları referans gösterdi.
“TESPİTLERİ OLSA KAYDA GEÇİRMEMELERİ MÜMKÜN DEĞİL”

Genelkurmay Personel Palan ve Yönetim Daire eski Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç şunları söyledi:     

"Mesleki safahatımda cemaat, dini grup veya başka yasadışı bir oluşumla ilişkimin farkedilip, ortaya çıkarılmaması mümkün değildi. 16-17 Temmuz'da emniyette bize işkence yapan Yenimahalle'den dediği için MİT'ten olduğunu sandığım Sezgin isimli personelle aynı bölükte çalışmıştık, ona dahi bir mensubiyetim olup olmadığı sorulabilir. Akademiye operasyonlarda sırt çantamda kitaplar, ders çalışarak girdim. Komutanım Levent Göktaş'tı, hepsinin bilgisine başvurulabilir. ÖKK'da sicil amirlerim merhum Kaşif Kozinoğlu, Levent Göktaş, Engin Alan'dı. Tespitleri olsa kayda geçirmemeleri mümkün değildi. Akademiyi birincilikle bitirdim. Okul komutanım Necdet Özel, Akademiler Komutanı Halil İbrahim Fırtına'ydı. Birincilikte akademi komutanının kanaati çok önemlidir."


“BENDEN F..Ö’CÜ ÇIKARAMAZSINIZ”

Akademiyi bitirdikten sonra yeniden ÖKK'na döndüğünü, 1 Mart Tezkeresi görüşmelerine katıldığını, görüşmeler sürerken Silopi'ye gönderildiğini,, burada da 28 Şubat'tan yargılanan Abdullah Kılıçarslan'ın emrinde çalıştığını anlatan Partigöç şöyle devam etti:

"Abdullah Kılıçarslan'la beraber Talabani'yle görüşmek üzere Süleymaniye'ye gittiğimiz sırada Levent Göktaş aradı. ‘Genekurmay'dan Şark hizmeti olmayan personel arıyorlarmış seni sordular ehil dedim' dediğini anlattı. Ben de ‘Özel Kuvvetlerciyim personelden ne anlarım’ dedim. Levent Göktaş ‘düşün’ diye cevap verdi. Bunun üzerine amirlerime bilgi verdim. Onlar, Kılıçarslan başta olmak üzere 'Ayrılmanı istemiyoruz' dediler. Levent Göktaş tekrar aradı 'Ne olduğunu' sordu. Ben de komutanlarımın görüşlerini aktardım. 2 hafta sonra tayinim çıktı. Kim yaptı bu tayini? Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Personel Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin ile Genelkurmay Personel Başkanı Hasan Iğsız koordinesinde yapıldı. Böyle personelci oldum. Genelkurmay Başkanı’nın yanındaki kişi Dursun Çiçek'le ilgili o belge gerçektir raporu verirken ben Dursun Çiçek lehine rapor verdim. Şimdi Genelkurmay Başkanı F..Ö'yle mücadele ediyor, ben F..Ö'yle yargılanıyorum. Son aylarda hakkımda söylentiler çıktı F..Ösavar sitesinde. Amirlerime gittim ‘3. yıla kalmayıp beni tayin edin’ dedim. Hem 1. sicil amirime hem Yaşar Güler'e söyledim. Bu yayınlar devam edince istifa etmek istediğimi bildirdim. Her ikisi de 'Hayır memnunuz devam etmeni istiyoruz' dedi. Bu davaların gidişi ne olur bilmiyorum ama hedefte olduğumun farkındayım. Partigöç'ün ismini ver seni bırakalım diye ifade alındığını biliyorum. Benden darbeci çıkarır mısınız bilmiyorum ama F..Ö'cü yaratamayacaksınız."

15 Temmuz akşamı Personel Şube Müdürü Cemil Turhan'ın Yaşar Güler'in emir subayının ivedi gönderilmek üzere bazı emirler getirdiğini söylediğini belirten Partigöç, "Bunun üzerine Yaşar Güler'e çıktım müsait olmadığını söylediler. İkinci kez gittiğimde Akıncı'ya gittiğini söylediler. Gece boyunca da hiç karşılaşmadık. Personel Daire Başkanı Cemil Turhan tekrar arayınca da 'Bana emir veren kimse yok ne anladıysan gereğini yap' dedi. O akşam ne sicil amirlerim ne üstlerimden beni arayan olmadı" dedi.

 "HULUSİ AKAR ÇIKSIN..." 

Darbe girişimi ortaya çıktığı andan itibaren adının ortaya atıldığını, sosyal medya operasyonunun başladığını bunun da sanıkların ifadesini etkilediğini öne süren Partigöç şunları söyledi:

"Buna sorguyu yapanların tarzı Partigöç'ü ver kurtul dendiğini, Levent Türkkan'ın samimi itiraflarının nasıl oluşturduğu da ayrı konu. İlhan Talu, Partigöç ismini duyunca darbeyi F..Ö’cülerin yaptığını anladım dedi. Benim hakkımdaki tüm bilgilere haiz. Defalarca ayrılmak istediğimi söyledim. 4 yıl çalıştığım insanı bile bu söylentiler nasıl etkilemiş ki diğer insanlar niye etkilenmesin. Ben o mesajları şu ana kadar görmüş değilim. Nedense altında benim adım var. Peki o komutanlar niye beni arayıp da bunu sormadılar. Çünkü o saatte emir komuta içerisinde olduğunu inananlar sonra iş bir noktaya gelince nasılsa F..Ösavar’da Mehmet Partigöç'ün adı çıktı bir de ‘Gölge Genelkurmay Başkanı’ deniyordu ki bir ara Yaşar Güler de 'haklısın oğlum tüm angarya işleri sen yapıyorsun onun için sana Gölge Genelkurmay Başkanı diyorlar’ demişti. Bu işin arkasında hangi üst akıl varsa benim adımı kullanmışlardır. Ben burada F..Ö'cü ilan edilen, F..Ö'cü diye yargılananların tamamının F..Ö'cü olduğuna inanmıyorum. 15 Temmuz'dan çok önce eski şoförlerimden birisi emir subayımı arayıp benim hakkımda ifade verdiği takdirde bir çanta verileceğini söylemişti. Bunun hakkında bir tutanak tuttuk. Nedense o tutanak odamdaki aramada bulunamadı. Aylar öncesinden Partigöç'ün adını bir yerlerde konuşacağı belliydi. Zekai Aksakallı o gün için suratı kırmızıydı demiş. Herkes bilir ki benim yüzüm hep kırmızıdır. Zekai Aksakallı'nın şoförü var. Kendi odası kadar benim odamda olurdu. Genelkurmay'a gelince benim odamı bekleme odası olara kullanırdı. En az haftada 3 gün odama gelirdi. O gece İlhan Talu'yla konuşuyor ama o da beni aramıyor.

İlhan Talu beni F..Ö'cü zannetmiş buna inandırılmış olabilir. Ama ben onun F..Ö'cü olduğuna inanmıyorum. Önce F..Ö bağlantısı yoktur denilip sonradan el altından kendisine verilen bir takım evraklara inanmış olabilir. Bir ifadede benim o akşam Hulusi Akar'la beraber çıktığım belirtiliyor. Hulusi Akar çıksın ‘Partigöç o akşam geldi bana şunu şunu söyledi’ desin hakkımdaki tüm suçlamaları kabul edeceğim. Çünkü değil o gece, değil o hafta o ay boyunca Hulusi Akar'la bir araya gelmiş değilim. Genelkurmay Başkanı'nın yalan söyleyeceğini sanmıyorum. Çıksın görüşüp görüşmediğimizi söylesin."

GİZLİ TANIK İDDİALARINI REDDETTİ

Partigöç evinde bulunan 1 doların doktor eşinin Şubat'taki İsrail gezisinden kaldığını, okulda paraları öğrenen 7 yaşındaki kızının aldığını ve onun çantasında bulunduğunu söyledi. Akar'ın emir subayı Levent Türkkan'ın "samimi itirafları" için, "Samimiyetin şeklini söyledim. Samimiyeti devam ediyorsa cevap vereceğim" diyen Partigöç, gizli tanıkların bir villada toplantı yaptıkları iddiasını 5-10 Temmuz arasında gün gün ne yaptığını ve nerelere gittiğini anlatarak reddetti.

Partigöç darbe mesajları konusunda, "Hiçbir imza atmadım, böyle bir şey imzalamadım ve görmedim. Cemil turhan şube müdürümdür, bunları bana gösterdiğini söylerse suçlamaları kabul edeceğim" dedi.

TUTUKSUZ YARGILANMAYI İSTEDİ

Partigöç, görevlendirme listesiyle ilgili olarak da şunları söyledi:

"Şimdiye kadar bir kez Bilgin Balanlı için ihdas edilip kapatılmış Genelkurmay 2. Başkan Yardımcısı olmuşum. Olmayan makama görevlendirme yapılmaz. Görevlendirmelerde ast üst gözetilmemiş. Bu liste plandan benim, hatta Cemil Turhan'ın haberinin olmadığının ispatıdır."

Başkan Dik'in, "Sabaha kadar boştunuz. Niye bakmadınız?" diye sordu. Partigöç'ün cevabı, “Benim imzamla çekildiğini de ne olduğunu da bilmiyordum. Cezaevinde öğrendim" oldu. Partigöç, Başkan Dik'in "Bu işi kim yaptı?" sorusunu da şöyle cevapladı:

"Ben de 10 aydır bunu düşünüyorum. Kendimle ilgili ulaştığım sonuç şu: Bu iş F..Osavar'la başladı. Bunu kim kurduysa bunu altına yazdıran güçtür. Yaşar Güler 2015 şurasından sonra 'sende kalsın' diyerek bazı evraklar verdi. Bunlar el yazılı listeydi. Benim de adım vardı. Ne olduğu yazmıyordu F..Ö'cü falan gibi. O liste aynı sıra, hatta aynı hatalarla F..Ösavar'da çıktı. O evrakı Yaşar Güler'e kim verdiyse, F..Ösavar'ı kuran ve işletenler de onlardır."

Savunmasının sonunda avukat sorunuyla ilgili açıklama yapan Partigöç, "Tüm malvarlığımıza el konduğu için maddi açıdan avukat tutamadık. Sebebi, ismim ön planda olduğu için ya çok yüksek ücret istenmesi ya da almamak için yüksek ücret istenmesidir" diyerek, mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılmasını ve tutuksuz yargılanmasını talep etti.

EŞİ VE KIZLARINA YAZDIĞI İDDİA EDİLEN 2 NOT SORULDU

Sanık Partigöç, Genelkurmay Başkanlığında ele geçirilen sırt çantasında, küçük kağıtlara elle yazılmış, "1. Sevgili eşime ve kızlarıma, hayatım, ülkem ve milletim için mücadele için geçti. 2. Geldiğiimiz aşamada üllkemizin kötü gidişine dur demek de bize düştü. 3. Hakkınızı helal edin." diğeri ise "Canım eşim, seni gerçekten her şeyden çok sevdim. Ama bu başkaldırıyı yapmasaydım da beni hayatımın sonuna kadar hapse atacaklardı, beni affet." ifadelerini içeren notların kendisine ait olmadığını iddia etti. Mehmet Partigöç, "Bir darbe oluyor, ben darbenin en üst makamıyım öyle iddia ediliyor. Artık başarısız olduğu ortaya çıkmış, ben bir not yazıyorum, 'Darbeyi ben yaptım' diye ve bunu ortalıkta bırakıyorum. Bu akla mantığa uyan bir şey değil." diye konuştu. Telefon görüşmelerini içeren HTS kayıtları hakkındaki iddialara da yanıt veren Partigöç, o gece tanımadığı hiç kimseye telefonla bilgi vermediğini, tanıdıklarına da "Bilmiyoruz, biz de araştırıyoruz" dediğini, kimseyle herhangi bir bilgi paylaşmadığını ileri sürdü.

'TEYZEMİ ZİYARET ETTİM' DEDİ

Partigöç, Genelkurmay İdari Tahkikat Raporu'nda da hakkında örgüt üyesi olduğuna ilişkin maddi bir delil bulunmadığını, raporun, hakkında medya operasyonundaki bilgiler, bu bilgilerden kaynaklı MİT'in gönderdiği liste ve emniyetin gönderdiği bilgilere dayandığını öne sürdü.

Firari Adil Öksüz başkanlığında darbenin planlanması için düzenlenen toplantılara katıldığı yönündeki iddiayı da reddeden Partigöç, "6, 7, 8, 9 Temmuz 2016 günlerinde Ankara Konutkent'te bulunan villada yapılan toplantılara aktif olarak katıldığım iddia ediliyor. Bu tarih bayramın 2, 3 ve 4. günü. Ben o tarihlerde Ankara'da akrabamız çok, bayram hareketli geçiyor. Ayın 5'i sabahı teyzemi ziyaret ettim. Sonra eşimin ablasına uğradık, eve döndük. Öğleden sonra eşimin ablası geldi, evdeydik. Akşam annemi görmek üzere yola çıktım. Polatlı'ya giderken bir helikopter kazası olduğunu duydum. Giresun bölge komutanının helikopteri... Geri döndüm. Gece harekat merkezine gittim. Gece 3'e kadar çalıştık. Ertesi gün cenaze vardı.GATA ve Kocatepe'ye gittik. Ayın 7'sini çok hatırlamıyorum. 8 ve 9'unda çalıştığımızı net hatırlıyorum" savunmasını yaptı.

'HAREKETE GEÇİN' TALİMATI

Partigöç, 58. Topçu Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Aygün'ü arayarak "harekete geçin" talimatını verdiği iddiasını da yalanlayarak, "O gece görüştüm ama ilk ben aramadım. Ben bir yanlışlık eseri onun tuşuna basmış olabilirim. Birkaç Murat varken o Murat'ın telefonuna basmış olabilirim. 'Beni aramışsın' dedi. 'Ben seni aramadım, arayacak durumda da değilim. Burada bir karışıklık var, onu çözmeye çalışıyorum' dedim. 'Bizimle ilgili bir durum var mı?' dedi. 'Kendi amirlerinize sorun' dedim. O gece kimseyi Genelkurmay Karargahı'ndan arayıp da şunu yapın demedim. Görüşmemiz bu." dedi.

'10 AYDIR BUNU DÜŞÜNÜYORUM'

Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğu iddiasını da yalanlayan Partigöç, "Peki darbeyi kim yaptı. Ben de 10 aydır bunu düşünüyorum. Ulaştığım sonuç şu, kendimle ilgili, hiçbir şey yokken önce fetösavar diye bir site kurdular, oradan belli isimleri servis ettiler. Bu da algı operasyonunun bir parçası." diye konuştu.
Partigöç, savunmasının sonunda mal varlığına konulan tedbirin kaldırılmasını talep etti, tahliye ve beraatına karar verilmesini istedi.

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ