Tarihi silen proje: Galataport

“Galata’yı olduğu gibi korumak Osmanlı toplumunun kendi seçimiydi. Galata bu ilgi sürekliliğinden ötürü bir ticaret limanı olarak gelişme olanağına sahip olmuştur. Galata her zaman tipik bir Akdeniz liman kenti kimliğini taşımıştır...”
Ünlü mimar Doğan Kuban, “İstanbul Bir Kent Tarihi” eserinde bu ifadeleri kullanıyor Karaköy için… Ancak Galata’nın tarihî mirası Galataport Projesi uğruna feda ediliyor.

Kamuoyunda bu ismiyle biliniyor ancak asıl aldı Salı Pazarı Kruvaziyer Liman Projesi. Bu proje kapsamında Karaköy İskelesi’nden başlayan ve Fındıklı’ya kadar uzanan 1.2 kilometrelik sahil şeridi dönüşüme uğrayacak.

Şu sıralar bu bölge boydan boya bir şantiye alanı. Aksi yöndeki tüm hukuki kararlara rağmen devam eden projede tarihî yapılar Karaköy Yolcu Salonu ve Paket Postanesi’nin de yıkılmasıyla kentin geçmiş kimliğiyle olan bağları koparılmış oldu.


Bugün proje alanındaki Kemankeş Caddesi’nde yürürseniz ironik bir şekilde şantiye alanının çevrildiği bariyerlerde eski Karaköy’ü ve yıkılan tarihî yapıları gösteren fotoğrafları bir bir görebilirsiniz. Hatta üzerinde “Tarih senin, gelecek senin” ifadeleri yer alıyor. Ancak şantiye bölgesinde yapılan projeye ilişkin tek bir bilginin yer almaması ise düşündürücü.

Galataport Projesi aslında Türkiye’nin gündemine 2002 yılında girdi. Aradan geçen 16 yılda uzun bir hukuki süreç yaşandı. 1993 yılında Karaköy, Tophane ve Salı Pazarı bölgesi “kentsel sit alanı” olarak ilan edildi.

Kentsel sit alanları “Mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bir arada bulunmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan kültürel ve tabii çevre elemanlarının birlikte bulundukları alanlar” olarak tanımlanıyor.

Ancak bugünkü projenin fitili, bir yıl sonra Bakanlar Kurulu’nun aynı alanı “turizm bölgesi” olarak ilan etmesiyle yakıldı. Bu kararla kentsel sit alanı olan bu bölge artık imara ve ranta açık hale getirilmiş oldu. Özelleştirme İdaresi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı projeyi 2004 yılında Koruma Kurulu’na sundu.

Ancak reddedilmesine rağmen Beyoğlu Belediyesi projeyi 2005 yılında askıya çıkardı. TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği) Şehir Plancıları Odası, Koruma Kurulu’nun kararına uyulmadığı gerekçesiyle 2005 yılında yürütmenin durdurulması amacıyla dava açtı. TMMOB, ihale sürecinin de durdurulmasını talep etti ama buna rağmen ilk ihale Eylül 2005’te Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) tarafından yapıldı.

İhaleyi 3 milyar 538 milyon euro’luk teklifle Sami Ofer’in ortağı olduğu Royal Caribbean Cruises önderliğindeki konsorsiyum kazandı. Ancak Danıştay 6. Dairesi, imar değişikliğinin iptali için davada yürütmenin durdurulması kararını verdi.

İhale yapma yetkisinin de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda değil Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nda (ÖİB) olduğuna hükmetti. Bu nedenle ÖİB’e bağlı Türkiye Denizcilik İşletmeleri ihaleyi iptal etti ve yeni bir imar planı için çalışmalara başladı.

2008 yılına gelindiğinde de İstanbul 2. İdare Mahkemesi tarafından söz konusu çevre düzeni planı hakkında yürütmeyi durdurma kararı verildi. “Galataport’un yapılamayacağı” anlamına gelen bu karar, Kıyı Kanunu’nda yapılan değişiklikle aşıldı. Bu değişiklikle kıyılarda yapılan dolgu alanlarında inşa edilecek yapıların otoparktan alışveriş merkezine kadar her şeyi kapsayabilmesinin önü açıldı.

İkinci ve son ihale de 2013 yılında yapıldı. İhaleyi 702 milyon dolarlık teklifle Doğuş Holding ve Bilgili Holding ortaklığı kazandı. 2015 yılının şubat ayında da projenin inşasına resmen başlanmış oldu. Galataport Projesi ile alandaki tüm binaların turistik ve ticari amaçlarla onarılması ya da yıkılarak yeni binalara yer açılması amaçlanıyor.

Doğuş Grubu’nun resmi sitesinde proje kapsamında verilen bilgilere göre, binaların yüksekliğinin mevcut halinden daha alçak yapılacağı, binalar arasında oluşturulacak koridorlarla denize görsel ve fiziksel erişim sağlanacağı, Tophane Meydanı’nın yayalaştırılacağı, alana vasfını veren Kruvaziyer Yolcu Terminali’nin yer altına inşa edileceği, aynı zamanda yer altına kapalı otopark da yapılacağı belirtiliyor.

Aynı sitede, saha içerisinde yer alan tescilli binaların restorasyonuyla tarihî binaların şehre yeniden kazandırılacağı ifade edilse de yaşananlar tam aksi yönde gelişti.

Şubat 2017’de İstanbul’un ve Türkiye’nin ilk modern deniz yolcusu uğurlama ve karşılama salonu olma özelliği taşıyan Karaköy Yolcu Salonu proje kapsamında yıkıldı. Kamuoyundaki tüm tepkilere rağmen bir ay sonra da tarihî bina olan Paket Postanesi de aynı akıbete uğradı.




Postane binasından geriye sadece ön cephesi bırakıldı. Bu olaydan sonra kamuoyunda tarihî binaların yıkılmasına ilişkin “Kim izin verdi?” tartışması yaşandı.

Proje yapıcıları yıkımlara ilişkin “her türlü resmi izni aldık” açıklaması yapsa da halen bu izinlerin nereden alındığına ilişkin bir bilgi yok. Çünkü Koruma Kurulu tarihî binaların yıkılmasından sorumlu olanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunun altında Beyoğlu Belediyesi’nin de imzası yer aldı.

TMMOB da aynı gerekçeyle suç duyurusunda bulundu. TMMOB Mimarlar Odası ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı “Tarihî binaların yıkılmasına ilişkin davalar açtık, davalar sürüyor. Suç duyurularında da bulunduk. Bakanlık soruşturma izni vermeyi reddetti. Yani Karaköy’ün altı üstüne geldi. Koruma Kurulu da şikâyet etti. Ama Koruma Kurulu’ndan da geçiriyorlar ne yazık ki. Koruma Kurulu’nun restorasyon onayları var ama doğru onaylar değil. İş kitabına uydurulmuş bir şekilde. Son anda Kurul’dan geçti projeler, şu anda yasallaştırdılar” diyor.

Karaköy’ü şehrin müstesna alanı olarak tanımlayan mimar Korhan Gümüş, Galataport Projesi’ni “mimarlık mezarlığı” olarak tanımlıyor.

Gümüş “Tıpkı Sarayburnu gibi, tarihî yarımada gibi burası da şehir merkezinin, modernleşme sürecinin başkentinin sahil şeridi. Çok değerli bir arazi. Bu proje, burayı kamusal bir boşluğa dönüştürüyor. Çünkü araçsal bir bakışın ötesinde bir yaklaşım yok. Sadece gayrimenkul yatırımı perspektifinden yapılan bir dönüşüm bu. O yüzden mevcut mekânlar çok rahat korunabilecekken, işlevlendirilebilecekken, şehrin kamusal hayatına katılabilecekken yaklaşık 25-30 sene boş tutuldu burası. Boş tutulduğu sırada mimari bir girişimin, oranın yeniden kullanımına dair bir fikrin olmaması zaten bunun göstergesi” ifadelerini kullanıyor.

Galataport Projesi ile hedeflenen dönüşüme tepki gösteren Gümüş, “Bu dönüşüm kamusal alanın işgali olarak nitelendirilebilir. Ankara’daki merkezi yönetimin şehre dair yaratmış olduğu bir perspektif bu. Yani tamamen araçsal bakıyor. Çünkü gelir elde edecek” diyor.

Gümüş, Galataport nedeniyle mimarlığın nasıl araçsallaştırıldığını da şu sözlerle anlatıyor:

“Mimarlığın proje öncesi denilen bir safhası vardır. Biz sadece ortaya çıkan semptomlar üzerinden konuşuyoruz. Kamusal anlamda burası zaten ticaret limanı olmaz. Burası dönüşecek. 30 sene boyunca burada bir mimari fikir geliştirememek, sadece spekülasyon ve yatırım aracı olarak görülüp buradan kâr transferi amaçlı bir yatırım gerçekleşmesi demek mimarlığın araçsallaşması demek. Mimarlığın bir kaldıraç olarak şehrin kamusal alanını zenginleştireceğini değil tam tersine şehrin zenginliklerini spekülatörlere transfer etmenin bir aracı olarak kullanılabileceğini gösteren bir örnek.”




Kent Sosyologu İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhat Kentel de tarihî binaların yıkımını “toplumun geçmişle bağını koparan eylemler” olarak değerlendiriyor.

Tarihe dair somut bir verinin kalmadığını söyleyen Ferhat Kentel, “Artık insanlar sadece kendilerine verilen kurgusal birtakım tarihlere inanmak zorunda kalıyorlar. Çocukluktan itibaren sosyolojik olarak şu oldu bu oldu denildiği zaman etrafta bunu yanlışlayacak hiçbir şey yok. Bir devamlılık duygusunu kaybediyorsunuz. Mekâna aidiyet duygusunu kaybediyorsunuz. Kurgulanmış, uydurulmuş bir tarihe ve onun müzelerine inanıyorsunuz ancak. Toplumdaki kimlik sorunlarından biri de, bunlardan kaynaklanıyor” ifadelerini kullanıyor.

Karaköy’ün Bizans’tan ve Osmanlı’dan sonra Beyoğlu’na çıkan bölgenin en önemli merkezlerinden biri olduğunu söyleyen Kentel, tarihî referanslarımızın erozyona uğratıldığını şu sözlerle anlatıyor:

“Hem Doğu’ya Lübnan’a Beyrutlulara doğru hem de Venediklilere doğru açılan bir şehrin en önemli tarihî merkezlerinden biri. Uluslararası ticaret yolları 20. yüzyılın başında çok önemli bir yer kazanmış. Bu tür projeleri yapmakla da modern, klasik çizgileri bırakıp ‘postmodern’ birtakım oluşumlara gönderme yapıyorsunuz. Tarihi atlıyorsunuz. Tarihi silerek o tarihin devamlılığını engelliyorsunuz. Karaköy en önemli referans noktalarından biriyken bu tarihsel-mekânsal algımız erozyona uğruyor.”

Proje kapsamında geçen temmuz ayında da bölgedeki antrepo binalarından birinde bulunan İstanbul Modern Müzesi de yıkıldı. İstanbul Modern, yeni binası yapılana kadar geçici olarak Beyoğlu’ndaki eski Union Française binasına taşındı.

Yine proje kapsamında Tophane’nin sembol yerlerinden olan nargileciler de bölgeden tahliye edildi. Proje alanında çalışmalar devam ediyor. Galataport Projesi’nin 2020 yılında tamamlanması bekleniyor. Alanın işletmesi ise 49 yıllığına proje yapıcılarında olacak.

Emlak uzmanları ise; proje nedeniyle Karaköy’ün gayrimenkul değerinin de yüzde 60 oranında arttığını ifade ediyor. Bölge yatırımcıların cazibe merkezi haline gelmiş durumda. Turistik yerlere çok yakın olması, bölgenin karakteristik özellikleri ve ulaşım imkânlarının kolaylığı nedeniyle de yatırımcılar tercihini otel projesinden yana kullanıyor.

Galataport Projesi kapsamında da yıkılan binaların yerine otel ve AVM yapılması da planlanıyor. Taksim’deki dönüşümün etkisiyle eğlence mekanları Karaköy’e akıyor. Galataport Projesi’nin yapıldığı alanın bir arka sokağında çok sayıda açılan cafe var. Yani ticaret ve sanatın yanı sıra eğlencenin merkezi de Karaköy’e kaymış durumda. Bütün bunlar Karaköy’ün değerini yükselten etmenler.

Emlak Uzmanı Tebernüş Kireçci, Galataport’un Karaköy’ün değerine pozitif olarak etki edeceği görüşünde. Kireçci “Tüm turizm, AVM, ulaşım yatırımları etrafındaki gayrimenkullerin daha değerli hale gelmesini sağlar. Galataport, Cumhuriyet tarihinin en büyük turizm yatırımı. Turizm açısından İstanbul’un pazarlanmasında çok ciddi bir katkı sağlayacak bir proje. Kendi içerisinde kendi kendine yeten bir şehir gibi. Bu da önemli” diye konuşuyor.










 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER YAŞAM HABERLERİ