Lösemi hastası olan Nail için yazılmış duygu dolu mektup!

Perşembe günü Lösemi tanısı konulan Yunanistan’daki Türkiyeli küçük yaştaki mülteci Nail babasına kavuşmayı bekliyor...
YUNANİSTAN'DAKİ BİR BAŞKA TÜRKİYELİ MÜLTECİ NAİL VE ANNESİNİN HASTANEDEKİ ANLARI KALEME ALDI

Bir acı nasıl başka bir acının ilacı olabilirdi, bir acı yüreğe düşünce nasıl sair acıların hükmünü ortadan kaldırırdı?

O gece Birgül Hanım benim için acının, o ciğeri köz eden ızdırabın ete kemiğe bürünen hali oluvermişti. Ona baktıkça yüreğimde tarifi mümkün olmayan acılar duyuyordum. İçindeki ızdırabın dışa açılan penceresi o bir çift göze bakmak birkaç yıldır biriktirdiğim acıların en ağırıydı.


Yoğun tahlil ve tetkiklerle geçen gecenin sakin anlarında kafasını dağıtabilmek için Türkiye'de yaşadıklarından bahsediyor acısını yeni acılarla sarıp sarmalıyordu. Ne acıdır ki zihinlerimizi dağıtmak için başvurduğumuz sığınak başka bir acının adresi oluveriyordu. Susuzluğumuzu gidermek için hüzün çeşmelerinden kana kana içiyorduk da içtiğimiz bizi serinletmek yerine yeni bir yangına atıyordu.

O gece dakikalar hem çok hızlı hem çok yavaştı. Ritim bozulmuş ahengini yitirmiş her şey gibi zaman da tuhaf ilerliyordu. Duyguların gelgiti zamanı da aritmik ilerletiyordu. Birgül Hanım’a vermek istediğim her teselli beni bile ikna etmiyordu. Çünkü ben de anneydim.

Gecenin ilerleyen saatinde kan tahlilleri sonuçlandı. İlk yürek burkan haber geldi. Doktor tahlillerin iç açıcı olmadığını buna sebep olan düşmanın ne olduğunu bulmaya çalıştıklarını söyledi. O an zaman durdu zihnimde yine bir çok teselli sözü sıra sıra dizildi de aralarından birini bile seçip Birgül Hanıma söyleyemedim.

Sarıldım, sırtını sıvazladım ancak bu yolla acısını nasıl da içimde hissettiğimi duyurabilirdim. Ben hiçbir şeyden habersiz Nail’iyle oyun oynarken o bir kenarda sessiz sessiz içine akıttığı gözyaşlarını ruh havuzuna sığdıramayıp taşırıyordu. Bir ihtiyaç durumunda hemen gözyaşlarını silip heybesinden çıkardığı bayramlık hüzünlü bir gülümsemeyi yüzüne giydirip yavrusuna dönüyordu.

Bütün gece yalvardım; uyumasını, ertesi gün güçlü olması için buna ihtiyacı olduğunu söyledim. Nail de uyumuştu, karşısındaki yatağın hangi ucuna başını koyacağına karar verirken bir an düşündü, yavrusunun yüzünü en iyi görebileceği tarafa doğru uzandı. Lakin gözlerine bir damla uyku düşmedi. Sanki uyursa Nail’e dair önemli bir anı kaçıracak olmanın endişesini taşıyordu. Gün yavaş yavaş ağarmaya başladı. Bayrama doğan güneş bizim için adeta hüzne doğuyordu. Bayram sabahıydı ama biz bayramlaşmak için cesaret bulamadık kendimizde. Zaten bayram olduğunu da sabahın erken saati eşimden gelen bayram mesajıyla anladık.

Yanımda eşim çocuklarım yoktu fakat o an Birgül Hanım ve Nail’le birlikte olmak bana bütün bayramlardan daha kıymetli geldi. Sabah iki hemşire geldi, hemşirelerden biri “Bugün sizin bayramınız “ dedi. Birgül Hanım’ın cevabı çok can yakıcıydı: “Biliyor musun bugün ben burda olmasaydım çocuklarıma oyuncak ve bayramlık kıyafet alacaktım” dedi. O an gözyaşlarına hükmümüz geçmedi, hemşirenin biri bana sarıldı, öptü; diğeri Birgül Hanıma sarıldı, teselli etmeye çalıştı. Yunanistan bize Vatan oluverdi.

İlerleyen saatlerde ilik almak için Nail’i götürdüler. Dualar iyi haberler için semaya yükselirken yüreklerimiz gelebilecek acı bir haber için endişeleniyordu. Öğleye doğru doktor Birgül Hanım’a acı haberi vermiş, Nail’in maalesef Lösemi olduğunu söylemişti.

Birgül Hanım’ın tarifi imkansız acısı sesine aksetmiş, gözyaşları içinde çaresiz çırpınışları herkesi hüzne boğmuştu. Ne acıdır ki en çok ihtiyaç duyduğu eşi yanında değildi, bu da ona kendini daha çaresiz hissettiriyordu. Eşi ise yine aynı çaresizlikle gelişmeleri Almanya’dan takip etmek zorundaydı çünkü henüz Yunanistan’a gelebilmesi için bir pasaportu yoktu. Bir baba için ne zor bir durumdu?

Yürekleri acı içinde kıvranırken Birgül Hanım Yunanistan’dan, eşi ise Almanya’dan kavuşmak için girişimlerde bulundular fakat olmadı. Nail’in tedavisinin acil başlaması gerekiyordu ve onkoloji servisine yatırıldı.

Dünyanın dört bir tarafından arayan dostlarımız dualarını ilettikçe yürek yangını azalıyor. Birgül Hanım’ın şu anda en çok istediği şey dua ve resmi prosedürlerin hızlı bir şekilde halledilip hayat arkadaşının yanında olmasının sağlanması.

Bayram akşamı yanından ayrılırken bana “Senden bunu istemeye hakkım yok ama biz eşime kavuşana kadar Almanya’ya gitme lütfen" deyişi içimi o kadar acıttı ki... Sadece 24 saattir tanışıyorduk onunla fakat çaresizlik ona bu acı dolu cümleyi kurdurtmuştu. Rabbimiz, biliyoruz ki Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin. Acı içinde çaresizce bekleyen Birgül kardeşimi tez zamanda eşine kavuştur. Yavrusuna, Nail’ine de acil şifalar ver. Bizi birbirimize kardeş yaptığın için de sonsuz Hamdüsenalar olsun.





Nail ve abisi
 
Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER YAŞAM HABERLERİ