Endişelerin altını çizen AGİT seçim ara raporuna dışişlerinden tepki

OHAL’de yapılan düzenlemeler en temel eleştiri kaynağı!
24 Haziran Cumhurbaşkanı ve Milletvekili seçimleri için Türkiye’de bulunan AGİT Seçim Gözlem Komisyonu’nun yayımladığı seçim kanunu, süreci, OHAL ve seçim kurullarına yönelik ara raporda endişe ve kaydılar öne çıkıyor. OHAL şartları altında çıkarılan kararnameler ile seçimi etkileyebilecek ve anayasal haklara sınırlandırma getirebilecek düzenlemelerin olumsuz yönleri raporda açıkça dile getirilmiş. Dışişleri Bakanlığı raporu hazırlayan gözlem heyetini tarafsız olmamakla eleştirdi.



OHAL’DE YAPILAN DÜZENLEMELER EN TEMEL ELEŞTİRİ KAYNAĞI



Avrupa Birliği Güvenlik İşbirliği Teşkilatı Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi’ne (AGİT/ODIHR) bağlı Seçim Gözlem Heyeti 15 Haziran’da ara gözlem raporunu yayımladı. Raporda en çok OHAL döneminde yapılan yasal düzenlemelerin anayasal hakları sınırlandırıcı olmasına dikkat çekiliyor. Eşit şartlarda kampanya yürütülemediğine yer veren rapor HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde olduğunu özellikle belirtiyor.

Ara raporda 24 Haziran erken seçimlerinin ilan edildiği 20 Nisan tarihi öncesinde yapılan değişikliklerin OHAL şartları altında yapıldığına vurgu yapılıyor.

Rapor 16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği referandumu ile seçimlere bir yıl kala seçim yasalarında değişikliğe gidilemeyeceği hükmünün kaldırıldığını belirtiyor.

“Seçimlere siyasi partilerin koalisyon kurarak girebileceği ve seçim gününe yönelik değişiklikleri içeren temel düzenlemeler 18 Mart’ta kabul edildi. Bunların bazıları muhalefet tarafından Anayasa Mahkemesi’ne taşındı ancak sonuç alınamadı.”

“İfade özgürlüğü anayasada koruma altına alınsa da medyaya sınırlandırma getirilmesine izin veren terörle mücadele ve internet yasaları ile baskı altına alınıyor.”

“Yasalara göre medyanın seçim kampanyalarını tarafsız şekilde yansıtması ve adaylara eşit süre tanıması gerekiyor. Ancak Yüksek Seçim Kurulu’nun taraflı yayın gerekçesiyle medya kurumlarına yönelik yaptırım gücü Şubat 2018’te çıkarılan bir KHK ile elinden alındı ve RTÜK’ün basın izleme raporları kamuyla paylaşılmaz oldu.”

Bunun üzerine AGİT/ODIHR Seçim Gözlem Heyeti 27 Mayıs’tan itibaren ulusal çapta 5 televizyon ve 5 gazete ile 3 internet haber sitesini izlemeye aldığını duyurdu.



SEÇİM KURULLARI VE YSK KARARLARI



Seçimlerin 4 yapılı bir kurul tarafından icra edildiğini belirten raporda Yüksek Seçim Kurulu kararları ve Seçim Kurullarının yapısı dikkat çekilen temel hususlar.

Raporda öne çıkan bir başka kaygı seçim kurullarının yapısını düzenleyen değişiklik oldu.

“Mart ayında yapılan değişiklikle, 2 kamu çalışanı ve en çok oy alan 5 siyasi parti temsilcisinden oluşan 7 kişilik sandık kurulu heyetine ilçe seçim kurulları tarafından belirlenen kamu çalışanı başkanlık yapacak. Önceki seçimlerde sandık kurulu başkanlığını siyasi parti temsilcilerinden birisi üstlenirdi.”

İl seçim kurullarına başkanlık eden valilerin seçtiği kamu çalışanlarının sandık kurulu başkanı olacak olması şeffaflıktan uzak görülüyor.

“Ayrıca sivil toplum örgütleri ve uluslararası gözlemcilerin sandık müşahidi olması mümkün değil. Seçimleri izlemek için inisiyatif alan STK’ların gönüllüleri hâlâ ya siyasi parti gözlemcisi sıfatıyla ya da vatandaş olarak kendi adlarına sandıklarda müşahitlik yapabiliyor.”

Yüksek Seçim Kurulu kararlarının itiraza kapalı olması da raporda süre gelen eleştirilerden biri. Seçimlere katılmak isteyen Demokratik Sol Parti (DSP) başvurusu reddedildiği ve başka yurt içi bir merci kalmadığı için itirazını doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdı.

“YSK toplantılarının kamuyla paylaşılmaması, alınan kararların websitesinde duyurulması zorunluluğu getirilmesine rağmen her kararın ilan edilmemesi” AGİT heyetinin dikkatini çeken bir başka husus.



SANDIKLARIN TAŞINMASI


Güvenlik endişesi ile valilerin talebi sonrası 16 ilde bazı sandıkların birleştirilmesi ve 144 bin seçmenin bundan etkilenmesi eleştirilen bir başka nokta. Özellikle HDP’nin güçlü olduğu yerlerde sandıkların birleştirilmesi seçime katılımın düşük tutulmaya amaçlanması olarak görülüyor. Valiler seçim güvenliği dese de AGİT heyetinin görüştüğü diğer paydaşlar aynı görüşte değil. Takvime göre sandık birleştirme işleminin 24 Mayıs’ta tamamlanması gerekirken YSK’nın bu tarihten sonra da sandık birleştirme taleplerini kabul etmesi şüpheli görüldü.


157 MİLYON OY PUSULASI


YSK’nın  Cumhurbaşkanlığı ilk tur ve Parlamento seçimi için 157 milyon oy pusulası basması kamuoyunda tartışma konusu oldu. YSK seçmen sayısına göre fazladan bastığı 37 milyon oy pusulasını şöyle açıklıyor, “Toplamda 54742 seçim merkezinde 180064 sandıkta oy kullanılacak. Ve kanun gereği sandıkta kayıtlı seçmen sayısına bakmaksızın acil durumlar için her sandığa 400 oy pusulası içeren ek paket verilmesi gerekir.”



KAMPANYA SÜRECİ


Basında yeterince ve bazı adayların hemen hemen hiç yer bulamadığı kampanya sürecinde muhalefet partilerinin özellikle gençlerin oyunu alabilmek için sosyal medyayı yoğun kullanması raporda öne çıkan bir başka nokta. Yasaya aykırı olsa da bazı adayların yurt dışı seçim kampanyası yapmasına özellikle yer verilmiş.

Kampanya sürecinde tüm adayların birbirlerine yönelik ağır ve sert bir dil kullanması toplumda oluşan kutuplaşmaya örnek olarak gösterilmiş. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’a “terörist”, CHP’nin adayı Muharrem İnce’ye “terör destekçisi” demesi rapora giren ayrıntılar arasında.

5 ilde devam eden toplanma, gösteri ve basın açıklaması yapma yasağının siyasi partilerin kampanya yapmasını olumsuz etkilediği heyete gelen şikayetler arasında. AGİT heyeti, kendileri ile görüşen HDP temsilcilerinin; korku atmosferi oluşturulduğu, parti ve seçim bürolarına saldırı yapıldığı, aktivistlerin gözaltına alındığı, kampanya yapmalarının engellendiği ve kuralların keyfi uygulandığı şikayetlerine raporda yer verdi.



TARAFLI MEDYA VE SEÇİM


İfade özgürlüğü anayasal hak olarak görülse de Terörle Mücadele ve İnternet kanunlarının bu hakkı yoğun şekilde sınırlandırdığı belirtilmiş. Ceza Yasası’nda, cumhurbaşkanı ve kamu çalışanlarını da içine alan devlet ve millete ait değerlere hakaret cezasının geniş ele alınışı ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden olarak görülüyor. Ayrıca Radyo -Televizyon ve Medya hizmetleri verme, yayıncılık kanununda yapılan son değişiklikler ile internet üzerinde yayın yapan oluşumların RTÜK lisansına tabi tutulması bir başka tartışma konusu. Bu bağlamda İçişleri Bakanlığı’na göre 28 Mayıs – 11 Haziran tarihleri arasında 1199 sosyal medya hesabının terör propagandası yaptığı tespit edilmiş ve bunların 643’ü hakkında yasal işlem başlatıldığı belirtilmiştir. Öte yandan AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi ısrarlı bir şekilde “gazeteciliği suç haline getiren yasalarda düzenleme yapılması” çağrısını yinelemektedir.

“Türkiye’de medya hükümete yakın veya kamu ihaleleri alan kurumların elinde bulunmakta. Çok fazla sayıda medya kurum, kuruluşu var ancak taraflılar. Temel haber alma kaynağı televizyon iken, ikinci sırada ise internet haber siteleri geliyor.”

Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER YAŞAM HABERLERİ