Tek adama rağmen kampanya

Erdoğan dışındaki adaylar kampanyalarını büyük bir abluka altında sürdürmek zorunda kalıyor.
Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin ziyaret ettiği Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin Dekanı Prof. Dr. Alaattin Duran ve yardımcıları görevden alındı. 19 Mayıs’ta havaalanında karşılaştıkları İnce ile tokalaşan TSK’nin akrobasi timi Solo Türk’ün gösteri uçuşları Genelkurmay tarafından iptal edildi.

Cumhuriyet'in haberine göre; Erdoğan’ın tüm konuşmaları televizyon kanallarının büyük bölümünden canlı yayımlanıyor. Zaman zaman bazı televizyon kanalları Muharrem İnce’nin konuşmalarını kısaca yayımlıyor. Ancak, İYİ Parti, Saadet, veHDP ne tartışma programlarında ne de haber bültenlerinde yer bulabiliyor.

TEK KİŞİLİK MİTİNG


Hakkında hiçbir hüküm bulunmayan Selahattindemirtaş ısrarla tahliye edilmiyor. Erdoğan dışındaki rakipleri zor koşullarda da olsa seçmenleriyle buluşmanın yollarını bulurken demirtaş koğuş arkadaşı ve ziyaretine gelen eşi ile avukatlarının dışında hiçbir seçmenine doğrudan seslenemiyor.

‘İnce korku böyledir’

Yoğun miting programına devam eden CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce , dün ziyaret ettiği Uşak ve Afyon’da, cemevlerine statü tanıyacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı eleştirdi, ‘16 yıldır neredesin?’ diye sordu. Her iki mitinginde de ekonominin durumuna vurgu yapan İnce’nin konuşmasından satırbaşları şöyle:

-Ek göstergeyi seçimden önce ver: Hemşerim 16 yıldır Türkiye’yi yönetiyor. Muharrem İnce 4 Mayıs’ta cumhurbaşkanı aday olunca dedi ki; öğretmenlere, polislere, hemşirelere, din görevlilerine 3600 ek gösterge vereceğim. Baktım benim hemşerim 3600 ek göstergeyi verecekmiş. Şimdi soru bir; 16 yıldır aklın nerdeydi? Soru iki; CHPmilletvekilleri Plan Bütçe Komisyonu’nda önerge vermişler. ‘Polislere, öğretmenlere, hemşirelere, din görvelilerine 3600 ek gösterge verilsin’ diye. Kasım 2017’de. Bunu AK Parti milletvekileri reddetmiş. 16 yıldır 3600’ü vermemişsin, kasımda önergeyi reddetmişsin. Şimdi çıkmışsın vereceğim diyorsun. Sayın Erdoğan, değerli hemşerim sana Uşak’tan sesleniyorum; çözüm önerisi üretiyorum. Madem samimisin, dürüstsün, madem bunlara ek gösterge vereceksin. Çıkar bir KHK seçimden önce ver.

-Aklı başına 16 yıl sonra gelmiş: Yazmışsın seçim bildirgene, cemevlerinin statüsünü tanıyacakmışsın. 16 yıldır neredesin? Cemevlerinin hukuki statüsü için defalarca önerge verdik, kanun teklifi verdik. Hepsini reddettin, reddettirdin. 16 yıl sonra aklı başına gelmiş. İnce korku, öyle bir korkudur işte. 16 yıl sonra aklın başına gelmiş. Gençler onu bilmez biz biliriz. Önceden İnce hastalık vardı. Bunlar ince hastalığa tutulacaklar.

-Al sana ekonomi!: Ekonomi anlatıyorlar. Ben fizik öğretmeniyim. Yüksek matematik okumuş biriyim ama çobanlık da yapmış biriyim. Ekonomi öyle palavra ile anlatılmaz, ekonomi böyle anlatılır. (Bir bidonu göstererek) 50 TL aldın. 2002’de Ak Parti iktidara geldiğinde, 30 litre mazot alıyordun. Şimdi 16 yılın sonunda bunu dolduruyorsun. (daha küçük bir bidon göstererek) Al sana ekonomi, al sana gelişmişlik. Ey aziz milletim, çiftçim, köylüm, kamyoncum sana sesleniyorum, esnafım. Bak 50 TL’ye bunu dolduruyordun, şimdi bunu dolduruyorsun.

-Görevim bezdeki KDV’yi indirmek: Meydanlara geliyor. ‘3 çocuk yapın’ diyor. Sonra ‘5 çocuk yapın’ dedi. Allah’ın izni, milletin isteğiyle cumhurbaşkanı seçildiğimde ben çocuk sayısına karışmam ama çocuk bezine karışırım. Benim cumhurbaşkanı olarak görevim çocuk sayınıza karışmak değildir. Ülkemin nüfusunu genç olsun isterim ama o takdir size ait. (Çocuk bezi göstererek) Bu çocuk bezi. Çocuk benzinin KDV’si yüzde 18. Çocuğun donundan yüzde 8 vergi alanlardan adam olmaz. Benim görevim çocuk sayısını belirtmek değil. Benim görevim çocuk bezindeki KDV’yi indirmek. Mamadan alınan yüzde 8 KDV’yi ve sütten alınan yüzde 8 KDV’yi düşürmek. Yoksa ekmeğin rengine karış, tohumun şekline karış, kaç çocuk olacağına karış. Senin haddine mi düşmüş bu?

-Emekliler İnce’yi reis-i cumhur yapar: Emeklilere bayramlarda biner lira verecekler. Biz birer maaş demiştik. Çaldılar ama kötü kopya. Bu böyle olmaz. Belli bir süre sonra enflasyon o bin lirayı sıfıra düşürür. Bunun çözümü emeklilere bayramlarda asgari ücret kaç paraysa onu vermektir. Türkiye’de emekli maaşı en düşük 840 TL, en yüksek 6 bin 500 TL. Yani arada 9 kat fark var. Oysa Finlandiya’da 2 kat. Önce bunu çözmemiz lazım. Türkiye’de sadece emekliler bir tarafa geçse Muharrem İnce reisi cumhur olur. Geçtiğimiz günlerde bir medya kuruluşu el değiştirdi. Para nereden bulundu? Ziraat Bankası’ndan. Ziraat Bankası’nın görevi medya mı, çiftçi değil mi? Ziraat Bankası 1 milyar dolar kredi verdi bu medya kuruluşunu alana. 4.5 trilyon, bu 1 milyar doları bir kişi yerine KOBİ’lere verse 10 bin KOBİ’ye 450’şer milyon para verirdi. Çiftçiye verse, her çiftçiye 45 bin TL olmak üzere 100 bin çiftçiye para yapardı. Ey insafsız, ey vicdansız, 100 bin çiftçiye 45’er bin TL vereceğine bir kişiyle 1 milyar dolar vermeye utamadın mı?

-Sarayın mermeri nereden?: Yerliymiş milliymiş. Her yerde yerliyim, milliyim diyor. Saray’ın mermerleri Afyon mermeri mi Hindistan mermeri mi? Cevap istiyorum. Öyle yerlilik, millilik olur mu? Yerli burada, milli burada.

‘Fakıbaba yalan söylüyor’

İnce, Uşak mitingi sonrasında Dumlupınar’da traktör kullandı ve kendi kullanarak gittiği yakıt istasyonunda pompacıya “Depoyu bir doldur bakalım, doldur bakalım bir görelim çiftçinin traktörü kaç paraya doluyormuş” dedi. İnce burada Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba’nın “Çitçiye mazotu 2.5 liraya satıyoruz” açıklamasını anımsattı. “Çiftçiye mazotu 3 liradan vereceğiz. Ya ben yalancıyım ya Tarım Bakanı Fakıbaba yalancı. Yalancı ortaya çıkacak. Yalancıyı göreceğiz şimdi” dedi. Bu konuşmaların ardından depo dolana kadar beklendi. Rakamların çıkmasıyla İnce , “237 liraya 41.4 litre mazot aldık. Böl bakalım onu kaç para ediyor” dedi. Çıkan sonucu gösteren İnce , “5.72 lira. 2.5 liraya veriyormuş çiftçiye. Bak, çiftçinin traktörüyle gelip aldık. Demek ki Muharrem İnce yalan söylemiyor. Fakıbaba yalan söylüyor” dedi. İnce para üstüyle birlikte bedeli pompacıya bıraktı.

‘AKP’nin kibri bizi birleştirdi’

CHP, 1 Kasım seçimlerinde 1 milletvekili çıkardığı Konya’da, 1. sırada eski Başbakan Yardımcısı ve AKP kurucusu Abdüllatif Şener’i, ikinci sırada da Saadet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Karaduman’ı aday gösterdi. Karaduman, hem kendisinin CHP’den aday gösterilmesine, hem de CHP -SP birlikteliğine yöneltilen eleştirilere “AK Parti’nin kibri bütün insanları bir araya getirdi. Bizi CHP tabanından uzaklaştırmaya çalışıyorlar” yanıtını verdi. “Adaleti üstün tutan, hakka, hukuka riayet eden her partide siyaset yaparız” diyen Karaduman, “Yeter ki insanların emeği, alınteri çarçur edilmesin, insanı insana kul köle eden bu düzen yeter ki değişsin. Saadet Partisi’nde siyaset yapmamızın da, CHP’den aday gösterilmemizin de temel sebebi bu. 100 metrekarede bir cami inşa edilmesi Türkiye’de gaspedilen adaletin üzerini örtmeye yetmiyor. İmam Hatip’lerin açılması, Kuran kurslarının açılması, medreselerin, camilerin sayılarının artması adaletsizliğin üstünü kapatmıyor” diye konuştu. Karaduman’ın aday gösterilmesi ile birlikte sosyal medyadaki eski paylaşımları tekrar gündeme gelmiş, eski tweetleri üzerinden CHP’nin listede hata yaptığı yorumları paylaşılmıştı. Millet İttifakı’nın Türkiye’deki yangını kimin söndüreceği değil nasıl söndürüleceği sorusuna yanıt olduğunu belirten Karaduman, “AK Parti’nin kibir kokan tavır ve tutumları kendisine karşı olan bütün unsurları bir araya getirdi. Bozuk düzeni değiştirmeye matuf bir hareket bu. 24 Haziran seçimleri Türkiye’nin aydınlık yarınlara ulaşabileceği bir seçim” dedi.

"Yargılanacaksınız"

İYİ Parti lideri ve cumhurbaşkanı adayı Meral akşener , Kayseri Cumhuriyet Meydanı’ndan halka seslendi. Ekonomi politikalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Akşener’in hedefinde Erdoğan’ın seçim bildirgesi vardı. Akşener’in açıklamalarından satır başlıkları şöyle: Elini tutan mı var: 6 aydır polislerin, sağlıkçıların, öğretmenlerin 3600 ek göstergesini söyledim. 16 senedir yan gelip uyuyan Sayın Erdoğan polislerimizi, sağlık çalışanlarımızı, öğretmenlerimizi hatırladı 3600 ek göstergelerini seçilirse vereceğini söyledi. KHK’lerle bu ülkeyi yönetiyorsun elini tutan mı var? Elinizi vicdanınıza koyun. Ben söylemeseydim İYİ Parti olmasaydı, 3600 konuşma konuları arasında olur muydu? Terör tazminatlarını da söyledim nisan ve mart yatırılmış.

-Hepsi bizle iyileşti: Siyasi rekabet, önce seçmenin, önce milletin hayrınadır. Tek tabanca, tek alternatif yola çıkıldığında bir süre sonra kibir galip gelir, seçmen ortadan kalkar. ‘Nasıl olsa ceketimi assam seçilirim’ anlayışıyla çiftlik gibi yönetmeye başlarlar. Biz yola çıktık hepsi iyileşti. 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim hepsi hastalanıyordu. Allah’a şükür hepsi turp gibi oldu. Sayın Erdoğan ve arkadaşlarına da iyi geldik, hepsi turp gibi oldu.

-Kafa olsa: Mühendis bir başbakan var. Bilişim ve dijital teknolojiyle ilgili bir toplantıda konuşuyor. ‘Bilişim işi iyi güzel hoş, ama kafayı takarsanız kafayı yersiniz’ diyor. Kafa olsa bunu diyemez. Dünyanın 87’den sonraki en büyük milyarderleri gençler. Kayseri’nin zeki çalışkan uyanık gencinin, yazılımda, dijital teknolojide, mobilya sektöründe, sanayide yolunu aç bakalım neler çıkıyor. Kadınları istihdamın içine kat bakalım neler çıkıyor. 10 milyon işsiz var. Yüzde 26’sı genç işsiz.

-Fakir evinde terbiyesizlik: Utanmadan Maliye Bakanı tweet attı. ‘Fakir evlerine iftar maratonumuz başladı’ diye. Ayıptır be ayıptır. O fakir evleri senin sorumluluğunda, o evlerin fakirliğinden sen utanmalısın. Yumurta gibi çıktığın kabuğu beğenmiyorsun. Böyle bir terbiyesizlik olur mu?

-Yorgun şoför Erdoğan: Bugün ekonomiyi yönetemez haldeler. Sayın Erdoğan otobüslerin yorgun şoförü gibi. Uykusuz kafası düşen şoförün kullandığı otobüse biner misiniz? Arabadan indireceğiz evine göndereceğiz dinlensin biraz.

-Çocukların önü kesildi: 16 yılda ekonomiden sonra eğitimin içine de tükürdün be sen. Utan utan. Eğitimde çalışkan, gayretli çocukların önünü kesen kim; sensin. Akşam rüyanda görüp sabah imtihan fikrini değiştiren kim, sensin. Milli Eğitim Bakanı taksi durağında çay içerken öğrendi. Peki soruları çaldıran kim, sensin. O sorularla hakkı yenilen bu milletin aziz evlatlarının haklarını iade etmeyen kim, sensin.

Seçim öncesi ceza

Gaziantep Bölge Adliye (İstinaf ) Mahkemesi, 24 Haziran seçimlerine 1 ay kala KCK Ana davasında cezaları onadı. Cezası onanan isimler arasında HDP’nin 24 Haziran seçimlerinde aday gösterdiği tutuklu DTK Eş Başkanı Leyla Güven, Pero Dündar, Musa Farisoğulları ve Tayyip Temel de yer alıyor. 2009 yılında yerel seçimlerin ardından KCK operasyonlarında tutuklanan Kürt siyasetçiler, belediye eş başkanları, meclis üyeleri, insan hakları savunucuları, gazeteci ve aydınların bulunduğu 154 kişinin yargılandığı KCK Ana Davası’nda 28 Mart 2017’de 99 kişiye toplam bin 109 yıl 10 ay 22 gün hapis cezası verilmişti. 608 klasör ve 11 bin 84 sayfadan oluşan dava dosyasını inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) 4. Ceza Dairesi, 24 Haziran seçimlerine bir ay kala aralarında HDP milletvekili adaylarının da yer aldığı 89 sanık hakkındaki mahkumiyeti onayladı.

Cezalar 6-21 yıl arası

“Örgüt yöneticiliği” iddiasıyla eski DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’in de aralarında bulunduğu 15 sanığa verilen 21 yıl hapis, yine aynı iddiayla 24 Haziran’da aday gösterilen gazeteci Tayyip Temel ve eski Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’ın da aralarında bulunduğu 13 kişiye verilen 18 yıl hapis cezasını onayan mahkeme, sanık Ercan Akyol’un, aynı iddiadan Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması devam ettiği için hakkındaki hükmün bozularak, dosyasının Adana’daki davayla birleştirilmesine karar verdi. Pero Dündar ve Musa Farisoğulları ile eski DTK Eş Başkanı Hatip Dicle’nin de bulunduğu 20 kişiye “Örgüt üyesi olmak” iddiasından 9 yıl hapis cezasını onayan mahkeme, tutuklu DTK Eş Başkanı Leyla Güven ile eski Diyarbakır Belediye Başkanı Fırat Anlı,eski Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak,eski İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey’in de aralarında bulunduğu 32 kişiye yine örgüt üyeliği” verilen 6 yıl 3 aylık cezaları onadı. Görevden alınan, tutuklanan ve bir süre sonra sağlık gerekçesiyle tahliye edilen eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün de aralarında bulunduğu 36 kişi hakkında verilen beraat kararı da onayan mahkeme, eski Kızıltepe Belediye Başkanı Ferhan Türk hakkında “Örgüt üyeliği” iddiasıyla verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla ilgili hükmü de yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle bozdu.

Siyasetin önemli isimleri

Eski DBP Diyarbakır Eski İl Eş Başkanı Zübeyde Zümrüt’e “örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla 5 yıl, sanıklar Mehmet Güzel ve Mehmet Aksünger’e de aynı iddiayla verilen 4 yıl 8 ay 7 gün, Abdurrahim Tanrıverdi, Mustafa ile Osman Ocaklık, Nazim Çağlak, ve Türki Gültekin hakkında “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan 6 yıl 9 ay ve sanık Murat Tuğrul hakkında da aynı iddiayla verilen 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasını onayan mahkeme, sanıklar Veysel Yıldırım ve Adnan Bayram’la ilgili beraat kararını uygun buldu. Aynı suçtan Veysel Akar’ın 6 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldığı hükmü yeterli delil olmadığı gerekçesiyle bozdu ve beraatine karar verdi. Ayrıca mahkeme heyeti, sanıklar Ahmet Cengiz ile Hatip Dicle’nin “Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet” suçundan 1 yıl 2 ay hapis ve 600 lira para cezasına çarptırıldığı kararın yeniden değerlendirilmesine hükmetti.

‘Peki ya en sevdiğiniz rakibinizin durumu?’

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin demirtaş , twitter hesabı üzerinden rakiplerine ve kendisini görmezden gelen medyaya seslendi. Diğer cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce , Meral akşener ve Temel Karamollaoğlu’nun kendisinin serbest bırakılması gerektiği yönündeki mesajlarını değerlendiren demirtaş , bu adaylara “Hakkımdaki çağrılarınızı önemli ve değerli buluyorum. seçim çalışması adil ve eşit olmazsa sonuçların meşruiyeti de tartışmalı olur. Sizler de adil bir ortamda çalışamıyorsunuz. Ülkemizin adalet ihtiyacı en çok da bu şekilde anlaşılıyor” mesajı verdi. demirtaş , Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ise “Cumhurbaşkanı olarak, 16 yıllık yönetimden sonra adalet vaat ediyorsunuz. En sevdiğiniz rakibinizin cezaevinden seçim çalışması yürütmek zorunda kalmasına dair görüşlerinizi de duymak isterdim. Anayasa’daki masumiyet karinesini unutmadan yorum yaparsanız sevinirim” ifadeleri ile seslendi.

TRT’ye: Günah ve suç

Demirtaş, sosyal medya hesabından kendisini ve partisini görmezden gelen TRT için ise “Seçmenin vergilerini tek bir partinin propagandası için kullanmanız hem günah hem de suçtur” derken, özel kanallara yönelik şu ifadeleri kullandı: “24 Haziran seçimlerine HDPve demirtaş da giriyor ama sanırım sizin bundan haberiniz yok. Aksi takdirde ne diye bültenlerinizde bizimle ilgili haberler, tartışma programlarınızda bir HDP’li olmasın, değil mi (!) Kesin haberiniz yoktu, ama söylemiş oldum şimdi.”

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ