Paylan: İçişleri Bakanı iç barışa yönelik en büyük tehdittir

İçişleri Bakanlığı bütçe görüşmelerinde konuşan HDP'li Garo Paylan, 'Ülkemizin iç barışına en büyük tehdit İçişleri Bakanı’nın tavrıdır' dedi.




HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen İçişleri Bakanlığı bütçe görüşmelerinde konuştu. 


İçişleri Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, HDP’li Ebru Günay’ı “Provokatörsün, sen görürsün” diyerek tehdit etmişti. 

Soylu'nun tutumunu eleştiren Paylan, Türkiye'de ciddi bir umutsuzluğunu olduğunu belirterek, "Toplumun bir bölümü İçişleri Bakanı’nın yaptıklarına ‘bravo’ diyor. Bir bölümü de ‘arkadaş bu devlet neden zulmediyor bana’ diyor. Çocuğuna pantolon alamadığı için intihar eden babalar var. Güvenlikçi kalemler son 3 yılda yüzde 150’den fazla arttı. Bütçede herhangi bir kalem bunun yakınından geçemedi. Çocuğuna pantolon alamadığı için intihar eden babalar var, toprağını ekemeyen çiftçi var, çocuğuna harçlık veremeyen memur var" dedi.

"DARBE KONUSUNDA UYARMIŞTIK"

Süleyman Soylu'nun bütçeye ilişkin yaptığı sunumda insan hakları ve özgürlüklerine dair değinmediğini hatırlatan Paylan, "Hep 'bitireceğiz, bitireceğiz' dendi. Sorunlar çözülmezse bu toplumun fay hatları ile oynarlar. 2016 Şubatı'nda görüştüğümüz geçici bütçede uyardım, darbe geliyor dedim. Nereden biliyoruz, 2 polisin öldürülmesinden bahsettiniz, bütün polis sanıklar bırakıldı. Biz 'Meclis’te araştıralım' dedik. Davutoğlu’na istihbaratı verenler, tutuklayan hakimlerin hepsi F...’cü çıktı. Bakın darbeye geldik. Şu anda birileri avucunu ovuşturuyor. Burayı izleyenlerden birileri avuçlarını ovuşturuyor, 'o ne güzel kutuplaşıyor' diyor. Bu toplumun fay hatlarıyla oynarsanız, düşman hukuku uygulanırsa başkaları başımıza çorap örerler. Bakın bölge insanları birbirlerini öldürüyorlar. Birbirimize kıyıyoruz, yazık günah değil mi bu gençlerimize" diye konuştu.

"EŞ BAŞKANI DA TEHDİT ETMİŞTİ"

Paylan, Soylu'nun HDP Eşgenel Başkanı Pervin Buldan'ı telefonla arayarak tehdit ettiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "1937’de Seyid Rıza’yı terörist diyerek asmış devlet, Dersim meydanında anıtı var. Bütün dünya Cumartesi Anneleri’nin yerlerde sürüklendiğini gördü. Biz Türkiye’nin 3’üncü büyük partisiyiz. İçişleri Bakanı Türkiye’nin 3’üncü büyük partisinin eş genel başkanını telefon açıp tehdit ediyor. Bırakın demokratik bir ülkeyi bir kanun devletinde bunu nereye koyacaksınız? Neden biliyor musunuz? Cumartesi anneleri 700 haftadır o meydanda oturuyordu. Bir vicdan abidesiydi. 90’larda da İçişleri Bakanı gibi muktedirler vardı, zulmediyorlardı topluma, Cumartesi anneleri vicdan bariyeri olarak karşılarına dikildi. O günden bugüne faili meçhuller azaldı. O bariyer 700 hafta oturdu o meydanda, İçişleri Bakanı çıktı onlar terörist dedi, onlar paçoz dedi. İçişleri Bakanı bu ülkenin iç barışına yönelik en büyük tehdittir. Ülkemizin iç barışına en büyük tehdit İçişleri Bakanı’nın tavrıdır."

"BARIŞ DEDİKLERİ İÇİN CEZAEVİNDELER"

Türkiye'de "terörist" suçlamasıyla gazetecilerin, insan hak savunucuların tutuklandığını altını çizen Paylan, "Rahip Brunson operasyonunu yaptılar. 2 yıl boyunca bu ülke neler çekti, sonra uçağa bindirilip gönderildi Rahip Brunson. Deniz Yücel 'haindi, teröristi' o da uçakla gönderildi. Af Örgütü'ne operasyon yaptı İçişleri Bakanı, 'haindi, teröristi, darbe planlıyorlardı' af örgütü çıktı gitti. Osman Kavala’yı aldı, 1 yıldır iddianame görmedi Osman Kavala. 4 Kasım 2016’da 4 ayrı şehirde eş genel başkanlarımız tutuklandı. 2 yıldır içerideler neyle suçlandıkları belli değil. Yalnızca bu ülkenin barışı diyalogdan adaletten geçer dedikleri için içerideler" diye konuştu.

"HİTLER DE ALMANYA'DA EN BÜYÜK OTABANLARI YAPTI AMA..."

Kayyım politikalarına da değinen Paylan şöyle devam etti: "Burada kayyum politikaları övüldü. Ne savunuyordu AKP ilk kurulduğunda ademi merkeziyetçiliği savunuyordu. Yerel demokrasinin güçlenmesini savunuyordu. Ne oldu? Kayyum politikasına döndü. Kayyum Ermeni mezarlığına yapılan tuvaletin yıkılmasına izin vermedi. Dönemin Kültür Bakanı’nın sunumunda dedim ki 'Van Edremit’te dünya cenneti bir yer var, bir ermeni mezarlığı var, üzerine de tuvalet yapmışlar. Bunu vicdansızlık olarak görüyorum' dedim. Numan Kurtulmuş hemen talimat verdi, o tuvalet yıkılsın dedi. Ama kayyum o tuvalet yıkılmayacak dedi. Bu mudur vicdan, bu mudur adalet, bu mudur hak? Bunu hiçbir vicdan kabul etmez. O tuvalet hala insan kemiklerinin üzerinde duruyor. Hitler de Netanyahu da yol yapıyordu. Yol yapmak, okul yapmak, hastane yapmak devletin görevidir. Netanyahu da yol yapıyor, Filistinlilerin hali nicedir. Hitler de Almanya’ya en büyük otobanları yaptı ama dünyayı kana buladı. Demokratik barışçıl yollardan yürümediğimiz sürece bu yolun sonu yol değil."

"DAVUTOĞLU DEVRİ SABIK OLARAK KALDI"

Paylan şöyle devam etti: "Ünlü bir söz vardır, 'bir devletten adaleti çıkarırsanız devlet suç örgütüne dönüşür' Biz devleti bu noktaya savurmamalıyız. Her şeyi demokratik yollarla çözmeliyiz. Bu dönemin devr-i sabıkı İçişleri Bakanı’dır. Tayyip Bey belli bir zaman Davutoğlu’nu öne çıkarmıştı, Emevi Camii’nde namaz kılacaktı, Tayyip Bey bütün ihaleyi ona bıraktı ve Davutoğlu devri sabık olarak kaldı. Bu dönemin de öne çıkan ismi İçişleri Bakanı ve emin olun bir gün gelecek devr-i sabık olarak kalacak ve kimse de arkasından hayırla konuşmayacak.














 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ