Devlet her zaman devlete kalır: Peki AKP eşittir devlet midir?

Akademisyen Gökhan Bacık, “Devlet devlete kalır” başlıklı çarpıcı bir yazı kaleme aldı ve “AKP eşittir devlet midir?” sorusunun cevabını aradı.
Bacık’a göre, Türkiye’nin geleceğini tartışırken, “AKP eşittir devlet midir?” sorusunun cevabı aranmalı çünkü bu sorunun cevabı iki nedenle önemli:

“Birincisi, açıkça bir siyasal teoloji inşa eden AKP’nin bütün planının hiç gitmemek üzere iktidarda kalmak olduğudur. Yakın zaman önce AKP yöneticisi Numan Kurtulmuş seçimler ile darbe girişimini eş tutan bir konuşma yapmıştır.

AKP’nin hiç gitmemek üzere bir siyasi planlama içinde olmasının bazı nedenleri olduğunu düşünüyorum: Öncelikle, ideolojik olarak İslamcılık meşruiyetini dinsel-ideolojik bir tanımdan almaktadır. Bu bakışın sonucu olarak AKP iktidardan ayrılmayı meşru olarak görmeyecektir.


AKP örneğinde bir kısmı seküler, bir kısmı dini alana referans veren melez bir siyasi meşruiyet rejimi içindeyiz.

Ayrıca, AKP artık normal olarak da düşünürsek neredeyse iktidarı bırakamayacak noktaya gelmiştir. Bu açıdan AKP’nin durumu, 1950 yılındaki CHP’nin durumuna göre daha zordur.

İkinci olarak, Türk devlet geleneğini hatırlamak gerekiyor. Bu gelenekte devlet, toplumun üstündedir. O nedenle örneğin Türk devleti, Batı Avrupa’da gördüğümüz devletlere benzemez. Onlardan farklı olarak sosyolojik, ekonomik ve diğer toplumsal faktörlerden bağımsız bir halde toplumun üstünde örgütlenmiştir. Bu gelenekte devlet ve toplum arasında daima bir boşluk bulunur.

Hal böyle olunca, bir şekilde her zaman devletin istediğine göre toplum ve siyaset şekillenir. Türkiye’de devlet-toplum ilişkileri terstir yani tabandan tavana değil tepeden aşağıdır.”

EĞER AKP EŞİTTİR DEVLET DEĞİLSE

Bacık, soruya “AKP eşittir devlet değilse” cevabı verilmesi durumunda olabilecekleri de analiz etti:

“Türk milleti, Batı tipi bir sosyal mukavele ile devleti sınırlamaya son bin yıldır muvaffak olamamıştır. Üstelik ahalinin ekseriyeti bundan memnundur. Bir tür tarihsel alışkanlık sonucu devlete göre yaşayan insan tipi muteber olarak tanımlanmıştır. Millet İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Mansur Yavaş’ın da dediğinden ilhamla, ortalama Türk’ün hayatı devleti savunmakla geçer.

Dolayısı ile Türkiye’nin geleceğinin – eğer AKP halen eşittir devlet değilse – büyük ölçüde devletin istediği gibi şekilleneceğini düşünmek tarihsel olarak tutarlıdır. Tabii bu durumda, AKP sonrası dönemin bazı konjonktürel rahatlamalar dışında yine tarihsel Türk devletçiliğinin marjında şekilleneceğini de yazmak gerekiyor.”

AKP EŞİTTİR DEVLETSE

Bacık’a göre “AKP eşittir devletse” durum oldukça değişiyor:

“Yok, eğer AKP eşittir devlet şeklinde bir durumda isek zaten tartışma yapmanın bir anlamı kalmamıştır. O zaman 1950’de olduğu gibi çok büyük dış dinamikler söz konusu değilse, AKP’nin çok uzun süre daha kalması olasıdır.

Nitekim kanaatimce, AKP de, bunun farkında olmalı ki, kurduğu yeni rejimin gerektirdiği bir dış politikaya doğru koşarak gidiyor ve mutlaka Batı’dan kopmanın hayalini kuruyor. Çünkü AKP, dört-beş yıldır sürdürdüğü Batı ile pragmatik dış politikanın sonuna gelmiştir. İçerideki yeni rejimin devam etmesi için mutlaka dış politikada radikal dönüşüm gerekmektedir.

Bir ülke, parti eşittir devlet noktasına gelirse siyaset bilimine göre elde kalan tek değişim imkânı doğrudan halkın müdahalesini gerektiren devrim veya isyan gibi durumlardır.

Ancak, Türkiye tarihinde bildiğim kadarı ile doğrudan halkın devrimsel bir durumda olduğu bir örnek yok. Ortadoğu’da İran ve Arap toplumunda rejimi veya hükümeti değiştirecek biçimde isyan etmek geleneği bulunurken, Türkler arasında böyle bir tarihsel tecrübe bulunmuyor. Marjinal sol hareketleri saymazsak, isyan kavramının meşru olarak Türk kültürüne girdiği yegâne alanın arabesk müzik içinde Tanrı’ya yahut kadere isyan olduğunu düşünmek doğru olur.

Elbette, halkın devrimsel yöntemleri benimsemesinin sonunda iç savaş gibi olasılıklar da var. Suriye, Libya ve Yemen örneklerini hepimiz biliyoruz. Rejimi yıkmak için sokağa çıkanlar bunu başaramazsa devleti yıkıp elde var kaos halinde feci bir sonuca ulaşır.”

TÜRK DEVLETİNİN ŞAPKADAN TAVŞAN ÇIKARMA YETENEĞİNİ KÜÇÜMSEMEYİN

Bacık’a göre oldukça köklü olan Türk Devlet geleneğinin sürprizlerine hazır olmak gerekiyor:

“Ancak AKP hala eşit değildir devlet ise, Türk devlet geleneğinin şapkadan tavşan çıkarma yeteneğini küçümsememek gerekiyor.

Türkiye’de siyaset iyi ve kötü arasında tartışıldığı için kurumların ve aktörlerin yapısal özellikleri gözden kaçırılıyor. Demokrasi, Kürt sorunu gibi konularda büyük sorunları olan Türk devlet geleneğinin ayakta kalmak, gücünü tekrar devşirmek gibi konularda ise tarihsel olarak yetenekli olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Bazı konularda “İttihatçı kafa” diye eleştirdiğimiz gelenek, siyasi strateji yapmak konusunda bazen büyük yetenek örnekleri gösterebiliyor. Siyasi kurmay zekânın önemini şöyle açıklayalım: Enver Paşa on binlerce askeri yönetti ancak hayatının sonucu dramatik oldu. Buna karşın büyük olasılıkla hayatı boyu belki bir arada on bin asker bulamayan Mustafa Kemal bir devlet kurdu.”

HER ZAMAN DEVLETİN BORUSU ÖTER

“Dolayısı ile Türkiye’nin geleceği ne olur sorusunun cevabı hep bir soruda kilitleniyor: Bugün AKP eşittir devlet midir?

Çünkü Türkiye’de her zaman devletin borusu öter yani devlet hep devlete kalır.

AKP devlet ise onun borusu ötecektir. Yok, AKP devlet değil ise, devletin borusu ötecektir.

Örneğin, kısa vadede, kimin borusunun öteceğini anlamak için önemli bir fırsat, yerel seçimlerde Ankara sonuçlarının nasıl tescil edileceğini gözlemlemektir.

Bu sıralar pek popüler olmayan bir atasözünde dendiği gibi itaatkâr halk olarak bize şunu demek düşüyor: Ne ise borusu çalar, biz de duyarız.”





 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ