Kuru meyvelerde kanser alarmı

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçılar Birliği’nin “Okratoksin A” uyarısı gözden kaçmamalı. Sağlığa zararlı bu toksinlerden dolayı, Avrupa’ya ihraç ettiğimiz kuru üzümlerde büyük oranda iade yapıldı.
Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçılar Birliği’nin “ Okratoksin A” uyarısı gözden kaçmamalı. Zira konu hayat memat meselesi. Birliğin ikazı, Avrupa’ya ihraç ettiğimiz kuru üzümlerin yüksek oranda “ Okratoksin A” içerdiği yönünde. Üzümler iade edilmeye başlayınca, meyve üreticilerini uyarmak zorunda kaldılar. Çünkü, AB Gıda Güvenliği Alarm Sistemi’nde yılda 4-5 olan “alarm”, Okratoksin A için 29’a yükselmişti.

Milliyet'ten Gürkan Akgüneş'in yazısı şöyle: Okratoksin A, bir çeşit mantar. Aflatoksinle birlikte insan sağlığı için “en tehlikeli” toksinler sınıfında. Bu iki madde, genotoksik etkileri nedeniyle çeşitli kanserlere ve DNA ile böbrek hasarına neden oluyor. Biz, diyet yoluyla maruz kalıyoruz bu zehirlere. Özellikle bazı kuru meyve ve kuru yemiş çeşitleri aflatoksin B1 ve okratoksin A açısından daha riskli. Riski de en çarpıcı haliyle, AB Gıda Alarm Sistemi’nde görebiliyoruz zaten. Sistem, yapılan denetim sonrası sağlıksız olduğu için iade veya imha edilen ürünlere ait bilgiler veriyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye’den Avrupa’ya gönderilen 157 parti ürün, aflatoksin ve okratoksin A nedeniyle geri gönderilmiş. Bu yılın ilk 10 ayında ise alarm sistemine düşen bildirim sayısı 117.

Gözle görülmez


Kuru incir , iç fındık, yer fıstığı, antep fıstığı ve badem; limit üstü aflatoksin barındırmada başı çekiyor. Okratoksin A ise daha çok kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirde çıkıyor. Ayrıca, tahıllar, kahve çekirdeği ve baharatlar da aflatoksin B1 içerebiliyor. Hayvanların toksinli tahılı tüketmesi ise daha korkunç. Çünkü sütte “aflatoksin M1” oluşuyor. Bu da özellikle bebek ve çocuklar için büyük tehdit. Tabii en önemli nokta, okratoksin ve aflatoksinin limiti. Mesela tahıl ürünlerinde 5 ppb (milyar parça), kurutulmuş üzümde ise 10 ppb okratoksin A tolere edilebiliyor. Aflatoksinde de limit ürüne göre değişiyor. Yer fıstığı için 8, kuru incir için 6, kuru üzüm için 2 ppb tolere edilme oranı var. Peki neden oluşuyor bu iki zehir? Kurutma ve depolama koşulları nedeniyle.

Gelelim en hayati soruya. Tüketici, bu iki zehri gözle görebilir mi? Maalesef bakarak veya dokunarak ayırt etmek mümkün değil. Küflü görüneni almamanın çare olabileceği düşünülebilir ama Prof. Dr. Uygun Aksoy’a göre; ürün küflü olsa da toksin içermeyebilir. Kuru incir için ihracatçıların UV ışını altında bir kontrol gerçekleştirdiğini anlatan Prof. Aksoy, “Işın altında aflatoksin B1, sarı ve yeşil halde görülebiliyor. Ama okratoksin A’yı göremiyoruz. Onun için kimyasal analizler gerekiyor. AB pazar denetimlerinde mikotoksinlerin artması üzerine Türkiye’den ithal ürünler için daha sıkı kontrole geçti. Mesela kuru incir için mutlaka ‘sağlık sertifikası’ isteniyor. Bu nedenle de ihraç edilen tüm kuru incirler UV kontrolünden sonra paketleniyor. Ama iç pazarda böyle bir zorunluluk yok. Pazardan alınan rastlantısal örneklerde mikotoksin çıkarsa üreticiye ceza yazılıyor. UV kontrolü Türkiye’de de zorunlu olmalı. Çünkü aflatoksin B1 dünyadaki en şiddetli toksinlerden biri” diyor.


 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SAĞLIK HABERLERİ