Erdoğan konuşurken AKP lideri dava açarken Cumhurbaşkanı oluyor..

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hükümete yönelik yapılan eleştirilerden hemen sonra cevap vermek yerine Cumhurbaşkanlığı zırhının altına giriyor. Açtığı bütün davaları mutlaka 'Cumhurbaşkanı'na Hakaret'ten gerekçesini ekliyor.
Erdoğan, Man Adası belgeleri ve Reza Zarrab’ın itirafları üzerinden kendisini yöneltilen suçlamalarından hemen sonra suç duyurularına başlayıp kendi eli altındaki hukuku çalıştırmaya başladı. Ortaya çıkan belge ve itiraflarla birlikte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kılıçdaroğlu hakkında “Cumhurbaşkanı’na haraket” iddiasıyla soruşturma başlattı. Ana muhalefet liderinin, siyasi rakibi olan AKP Genel Başkanı hakkındaki sözlerinin “Cumhurbaşkanına hakaret” olarak görülmesi dikkat çekti. Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, bu durumun siyaset alanını daraltacağını kaydetti. Bunun demokrasiye aykırı olduğunu ifade eden Kanadoğlu, “Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığını siyasi iktidarın başına hakaret ettin diye kaldıracaksın? Ne denir buna? Demokrasi trajedisi veya komedisi... Ne derseniz deyin...” değerlendirmesini yaptı. Kılıçdaroğlu, önceki gün Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen “Eşitlik ve Adalet Kadın Buluşması”nda Erdoğan’a yüklenerek, kendisin 17-25 Aralık dosyasını “kapatmakla” suçladı. Rıza Sarraf hakkında casusluktan soruşturma başlatıldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın MİT tarafından gönderilen yazı ile Sarraf’ın faaliyetlerinden haberdar olduğunu kaydetmişti. Kılıçdaroğlu, “Eğer vatana ihanet eden birilerini arıyorsanız, o birilerinin başında Saray’da oturan vardır” dedi.

HER DAVAYA CUMHURBAŞKANI'NA HAKARET İDDİASIYLA GİDİYORLAR

Buna siyaseten yanıt vermeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, avukatı Hüseyin Aydın aracılığıyla dün Kılıçdaroğlu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. 11 sayfalık dilekçede, Erdoğan için “Cumhurbaşkanı” sıfatı kullanıldı, ancak “AKP Genel Başkanı” olduğu gizlendi. Dilekçede, Kılıçdaroğlu’nun, önceki gün yaptığı açıklamalarla “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçunu işlendiği öne sürüldü. Kılıçdaroğlu’nun sarf ettiği ifadelerin, F..’nün uzun zamandır Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik yürüttüğü algı oluşturma çabalarının bir parçası olduğu savunulan dilekçede, “Olayın, münferit bir hadise olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Esasında davalının ve Genel Başkanı olduğu siyasi partinin Cumhurbaşkanımıza yönelik söylemleri, F..’nün söylemleriyle bire bir örtüşmekte olup bu doğrultudaki söylem ve politikanın örgüt tarafından adı geçen siyasi partiye empoze edildiği hususunda toplumda yaygın bir kanaat oluşmaktadır” denildi.  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, dilekçeyi işleme koyarak Kılıçdaroğlu hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçundan soruşturma başlattı. Savcılık, suç unsuru bulursa Kılıçdaroğlu hakkında fezleke düzenleyerek, dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle TBMM Başkanlığı’na gönderecek. Türk Ceza Yasası’nın 299. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçu, 16 Nisan referandumu öncesinde de yürürlükte olan bir hükümdü. Ancak referandumla yapılan anayasa değişikliğiyle Erdoğan’ın AKP Genel Başkanı olurken, Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu, TCK’da aynen kalmaya devam etti. Bu da siyasi olarak eleştirilen Erdoğan’a yönelik her sözün Cumhurbaşkanı’na hakaret suçuna sokulmasına neden oldu.

CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunması ve soruşturmanın jet hızıyla açılması ile ilgili olarak, “Siyaseti genel başkanımız onların icazetiyle yapmıyor. Hakaret arıyorlarsa ağızlarından çıkan hakaret. Her yere hakaret ediyorlar. Oysa bu ülkede ihanetin adı bunların yönetim dönemleridir. Kimseye kaptırmazlar vatana ihanet meselesini. Buyursunlar hodri meydan. . Bu tehditlere pabuç bırakmadık bırakmayacağız” dedi.

‘Demokrasi trajedisi’

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 16 Nisan’da anayasaya evet diyenlerin, şimdi ortaya çıkan bu durumu düşünmesi gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanının partili olması durumunda, ortaya çıkan sonucun bu olacağını dile getiren Kanadoğlu, şunları söyledi: “Bu ne demektir? Siyasi iktidarı eleştirmek için herhangi bir şekilde muhalefet partileri artık çok dikkatli olmak zorundalar. Ancak TCK 299. maddenin kaldırılması lazım. Bu hüküm, tarafsız cumhurbaşkanı olarak düşünülmüş ve getirilmiş. Yoksa demokratik bir düzen içerisinde bir siyasi parti lideri aynı zamanda cumhurbaşkanı olmamıştır. Bu demokrasiye yaraşır bir olay değil. Mevcut düzen içerisinde böyle sonuçların çıkması, oy verenlerin düşünmesi gereken şeydi.” Bu durumun siyasetin alanını daraltacağını dile getiren Kanadoğlu, “Demokrasilerde böyle şey olmaz. Cumhurbaşkanı, tarafsız davranacağına dair yemin etti ve anayasanın buna ilişkin 103. maddesi de aynen duruyor. Bir parti genel başkanına tarafsız davranacağı konusunda yemin ettiriyorsanız olay orada yanlış. İşin komik tarafı cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma açıp dokunulmazlığın kalkmasını isteyeceksiniz. Böyle bir şey olur mu olur? Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığını siyasi iktidarının başına hakaret ettin diye kaldıracaksın. Ne denir buna? Demokrasi trajedisi veya komedisi... Ne derseniz deyin...” değerlendirmesini yaptı.
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER POLİTİKA HABERLERİ