ATO ve İHD Cezaevlerindeki Sağlık Hakkı İhlal Raporunu Paylaştı

Ankara Tabip Odası (ATO) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi cezaevlerindeki sağlık hakkı ihlal raporunu kamuoyuyla paylaştı.




İHD Ankara Şubesinde 12 Eylül Çarşamba günü düzenlenen basın toplantısına Ankara Tabip Odası adına Genel sekreter Dr. Ali Karakoç ve ATO İnsan Hakları Komisyonu üyesi Dr. Nihat Bulut katıldı.


İHD Ankara Şube adına ortak açıklamayı okuyan Nuray Çevirmen hazırladıkları raporun İç Anadolu bölgesi hapishanelerinde bulunan hasta mahpusların İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesine gönderdiği sağlık hakkı ihlalini içeren mektuplar ile ailelerin ve avukatların başvurularının incelenmesiyle oluşturulduğunu belirtti.

Cezaevlerinde yaşanan hasta hakkı ihlallerinin en önemli sebeplerinden birinin hasta mahpusların tedaviye erişimlerinin önündeki engeller olduğunu belirten Çevirmen “Bu durumun en temel nedenlerinden biri cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlü sayısının yüksek olmasıdır” dedi.

Türkiye genelinde 400’ün üzerinde ağır hasta olmak üzere yine tespit edilebilen 1154 hasta mahpus bulunduğuna dikkat çeken Çevirmen Sağlık Bakanlığı’nı, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu  acilen inisiyatif almaya, hasta mahpusların durumlarını incelemeye, çözüm üretmeye ve iyileştirici düzenlemeler yapmaya davet etti.

Basın açıklamasının ardından söz alan ATO Genel Sekreteri Dr. Ali Karakoç ise, hasta tutukluların durumlarının her geçen gün kötüye gittiğine dikkat çekerek, en son Ankara Numune Hastanesi’nde yaşamını yitiren Koçer Özdal’ın son ana kadar kelepçeli olmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. ATO İnsan Hakları Komisyonu’na sağlık hizmetine ulaşmada, sağlık hizmeti alınması esnasında ciddi hak ihlalleri yaşandığı ve tedavilerin aksadığına yönelik başvurular geldiğini belirten Karakoç, hasta tutukluların durumlarının bir an önce iyileştirilmesini istedi.

ATO ve AHD’nin Ortak Basın Açıklamasının tamamı ise şu şekilde;

Bu rapor, İç Anadolu bölgesi hapishanelerinde bulunan hasta mahpusların İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesine gönderdiği sağlık hakkı ihlali içeren mektuplar, ailelerin ve avukatların başvuruları incelenerek hazırlanmıştır. Hazırlık aşamasında, bazı hastalardan tıbbi raporlar ve tetkikler istenerek hazırlanan rapor derinleştirilmiştir. Bu rapor kapsamında Afyon Dinar T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Bolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Kayseri-Bünyan 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Kırıkkale F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Tokat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında tespit ettiğimiz 128 hasta mahkumun evrakı değerlendirilmiştir. Daha önce İç Anadolu bölgesi cezaevlerinde kalan ve bizimle iletişim kuran hasta mahpusların bir kısmının verilerine ulaşılamadığı için çalışma kapsamından çıkarılmışlardır.

Cezaevlerinde yaşanan hasta hakkı ihlallerinin en önemli sebeplerinden biri hasta mahpusların tedaviye erişimlerinin önündeki engellerdir.

Cezaevinde bulunmanın doğası gereği bireye eza ve acı duygusu verdiği bilinmektedir. Bireyin kendi hakkında karar verme özgürlüğünün elinden alınması bu acının temelini oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra hapishaneler ve infaz sisteminin, kapatılmanın doğasına içkin bu acı ve ezayı arttırmaması ve ayrı bir cezalandırma aracına dönüşmemesi gerekmektedir. Uluslararası standartlar, sözleşmeler, protokoller, hasta haklarını özgürlüğü kısıtlanmış bireylerle, toplumun diğer kesimleri arasında hiçbir fark gözetmeden yerine getirmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, BM Avrupa Cezaevleri Kuralları REC (2206) 2 Sayılı Tavsiye Kararı Ek, 1. Bölüm 1: “Özgürlüğünden yoksun bırakılan herkese insan haklarının gerektirdiği gibi saygılı davranılmalıdır” der.

Ülkemizde de Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkında kanunun (5275 s.k.) 6. maddesinin f fıkrasında; “Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur” ibaresiyle yaşam ve sağlık hakları koruma altına alınmıştır.

Cezaevlerinde sağlık hakkına erişimde yaşanan sıkıntının en temel nedenlerinden biri cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlü sayısının yüksek olmasıdır. Adalet Bakanlığı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonuna gönderilen bilgi notuna göre, 211 bin 274 kapasiteli 449 cezaevinde, 246 bin 426 hükümlü ve tutuklu bulunmaktadır. En son açıklanan bu rakama göre cezaevlerinde toplam kapasitenin üstünde 35 bin 152 mahpus bulunmaktadır. Adalet Bakanlığının 2017 faaliyet raporuna göre yeni yapılacak 53 cezaevinin ihale süreci tamamlanmış, 2017 yılı içinde de 27 cezaevinin inşaatı tamamlanmıştır. Cezaevlerindeki kişilerin, ülke nüfusa göre oranın yüksekliği ile dünyanın sayılı ülkeler arasında olduğumuz acı bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kadar yüksek oranda hükümlü ve tutuklunun olduğu ülkemizde yaşanan sağlık hakkı ihlalleri de aynı oranda artış göstermektedir.

Cezaevlerinde kalan hastaların sağlık haklarına erişiminde oldukça büyük sorunlarla karşılaştığı görülmektedir. Bunların başında:

Kelepçeli muayene ve tedavi,

Tek kişilik bölmeli ring araçlarıyla sevkler,

Sevklerin uzun sürelere yayılması ve geciktirilmesi,

Sağlık raporlarının -talep edildiği halde- hastalara verilmemesi,

Cezaevinde kalması mümkün olmayan ağır hasta mahpuslara “cezaevinde kalabilir” raporu verilmesi ya da cezaevi koşullarının düzeltilmemesi,

Tetkik ve tedavileri esnasında ayrımcı ve nefret söylemlerine maruz kalmaları,

Dış güvenlik sorununun çözülememesi gerekçe gösterilerek hastane sevklerinin ve hasta kontrollerinin zamanında yapılamaması,

Bulunduğu cezaevinden başka cezaevine nakil edilen mahkumların sağlık dosyalarının geç gelmesi, yeni geldiği kurumda ilaç temininin gecikmesi ve geldiği kurumda ya da kurumun bulunduğu il/ilçe hastanelerinde hastanın takibini yapacak ilgili uzmanlık dalı hekimin bulunmaması,

Besin değeri düşük yemekler, diyet yemeklerinin verilmemesi, yeterince gün ışığından faydalanılamaması, temiz suya erişimde yaşanan problemler, cezaevinin bulunduğu ilin iklim koşullarına göre ısıtılmaması, mahkumlara yeterli temizlik malzemesi verilmemesi, her mahkuma bireysel temizliği için verilmesi gereken temizlik maddelerinin ortak kullandırılması, sıcak suya erişimde ki kısıtlamalar hastalıkların sağaltımını zorlaştırmakta, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını kolaylaştırmaktadır.

Son dönemlerde cezaevlerindeki ölüm oranları hasta mahpuslar sorunun acil bir şekilde çözülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Hasta mahpuslar ya cezaevlerinde ya da durumlarının ağırlaşmasının ardından tahliye edildikten kısa bir süre sonra yaşamlarını yitirmektedirler. 2017-2018 yıllarında derneğimize ulaşan hasta yakınlarının bize aktardığı 10’u kalp krizi olmak üzere çeşitli hastalıklar nedeniyle 25 hasta mahpus yaşamını yitirmiştir. Kalp krizi nedeniyle kaybedilen hastaların ilk müdahalelerini yapacak sağlık personelinin 24 saat nöbet tutup, tutmadığı, bu hastalara ilk müdahale sonrası acil ambulans hizmetlerinin ve hastane hizmetlerinin ne kadar süre içerisinde verildiği gözden geçirilmeli, unutulmamalı ki, acil sağlık hizmeti ne kadar iyi verilirse hastaların kaybedilme riski o kadar azalmaktadır.

İç Anadolu bölgesindeki cezaevlerinde kısıtlı imkanlarla yaptığımız bu çalışma buzdağının küçük bir kısmını göstermektedir. Hasta mahpusların sağlık hakkına erişim sorunun ortaya konmasında ve çözümlerin bulunmasında kapsamlı ve bilimsel bir çalışmanın gerekliliği kaçınılmazdır. Özgürlüğü kısıtlanmış bireyler toplumda incinebilir ve örselenebilir gruplar içerisinde yer almaktadır. Hem özgürlüğü kısıtlanmış hem kronik hastalıkları olanlar, uzuv kayıpları olanlar, kadınlar, suça itilmiş çocuklar, annesiyle cezaevinde kalan çocuklar tartışmasız kötü sağlık koşullarından daha çok etkilenecektir. Türkiye genelinde 400’ün üzerinde ağır hasta olmak üzere yine tespit edilebilen 1154 hasta mahpus bulunmaktadır. Bu rakamların, aslında çok daha fazla olduğunun bilinmesine rağmen Adalet Bakanlığı bu konuda net bir rakam vermemektedir.

Sunduğumuz acı tablo göz önüne alındığında Adalet Bakanlığını, Sağlık Bakanlığını, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu, acilen inisiyatif almaya, hasta mahpusların durumlarını incelemeye, çözüm üretmeye ve iyileştirici düzenlemeler yapmaya davet ediyoruz. İnsan haklarına ilişkin evrensel değerler dikkate alındığında insan yaşamı ve sağlık hizmetine en uygun şekilde erişim hakkı göz ardı edilemez. Kendileri ile ilişkili karar alma ve harekete geçme haklarından mahrum oldukları bilinen hasta mahpusların acil olarak tedavilerinin yapılması ve uygun şekilde tedavi koşullarının oluşturulması gerekmektedir. Buna ek olarak cezaevinde kalamayacak durumdaki ağır hastaların infazlarının derhal ertelenmesi gerekmektedir.






 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER İŞKENCE HABERLERİ