‘Kentli muhafazakar seçmen AKP’den uzaklaşıyor’

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül, AKP ve MHP'de oy kaybı yaşanacağını belirtti. 'Psikolojik üstünlük muhalefette' diyen Gül, olası sonuçları Artı Gerçek'ten Esra Koçak Mayda'ya değerlendirdi.



24 Haziran seçimlerini 16 Nisan Referandumu’nun bir devamı olarak niteleyen Gül, ‘Cumhur İttifakı’nda MHP kanadından ciddi oy kayıplarının yaşanacağını söyledi. “HDP’nin başına bir kaza gelmemesi halinde barajı aşacağını düşünüyorum” diyen Gül, seçim güvenliği konusunda da en kritik partinin HDP olduğunu ifade etti.


Seçime 3 gün kaldı. Geri sayım başladı. Seçim ortamını hem muhalefet hem de iktidar açısından değerlendirir misiniz? Nedir sizce son durum?

Bu seçimleri hem sonuçları hem de oylanacak konular itibariyle 16 Nisan Referandumu’nun bir devamı olarak görüyorum. Oylanacak konuları açıklamak gerekirse, ilk olarak 16 Nisan’da Türk tipi başkanlığın ilk aşaması gerçekleşmişti. Aslında seçimler normal zamanında; yani Kasım 2019’da yapılsaydı, kalan anayasa değişiklikleri hayata geçecekti. Ama erkene çektiler. Dolayısıyla Türk tipi başkanlık sistemi ve cumhurbaşkanın yetkileri hükümeti kurmak açısından oylanmış olacak.

Doğurduğu sonuçları bakımından da bu seçimler 16 Nisan Referandumu’nun bir devamı olarak görüyorum. Bugünkü Cumhur İttifakı’nı oluşturan AKP ve MHP ‘Evet’ blokunu oluşturuyordu. Millet İttifakı’nı oluşturan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve tek başına seçime giren HDP de yine ‘Hayır’ cephesindeydi. Yine aynı bloklaşma sürüyor. O zaman bıçak sırtı bir sonuç alınmıştı. 51,5’a 48,5’tu.

Bugün gelinen noktada da sonuçların aynı tablo üzerinden şekilleneceğini düşünüyorum. Hem cumhurbaşkanlığı hem de milletvekilliği seçiminde. Bir tarafta MHP ve AKP oylarını, bir tarafa da Millet İttifakı ile HDP’nin oylarını koyarak ne kadar eğilme var, ne kadar kayıp var buna bakmak laxzım. İktidar blokunda MHP ve AKP’nin toplamından daha fazla oy alacağını düşünmüyorum. Zaten ikisinin toplamı 16 yıllık iktidarda ulaşabildikleri en yüksek oy oranıdır. Onun üzerine daha fazla yeni seçmen katabileceklerini düşünmüyorum.

Olsa olsa iktidar oylarında erimelerin olması gerekir. Bunun alt düzeyinin 7 Haziran‘daki 38-40 bandında olabileceğini düşünüyorum. Muhalefetin oylarını arttırma imkanı daha fazla. Yüzde 50’nin üzerine çıkma ihtimali var. HDP’nin başına bir kaza gelmemesi halinde onun da yüzde 10 barajını rahatlıkla aşabileceğini düşünüyorum. Bu durumda muhalefetin parlamentodaki sandalye dağılımında, ittifakın daha da üzerinde bir sayı çıkaracağını öngörüyorum.

Seçim takvimini iktidar belirlese de muhalefet burada psikolojik üstünlükle öne geçti, daha heyecanlı, daha moralli ve daha istekli olduğu görüldü. Çünkü 16 yıllık iktidarın sonunda bu mevcut ittifak Türkiye’nin geleceğine ilişkin yeni hedefler ortaya koyamadı. En fazla biz bunu yaptık, yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır dediklerini gördük ki bu da toplumda karşılığını bulamadı. Bu da muhalefetin daha umut verici ve daha gelecek vaat edici olduğu gibi bir fark ortaya çıkarıyor. Bunun sonuca yansıyacağını düşünüyorum. Sonuç olarak seçimin ikinci tura kalması, seçime 3 gün kala bir sürpriz değildir.

– Cumhur İttifakı’nda yer alan MHP oylarının erimesini nasıl değerlendiriyorsunuz? MHP’li seçmenlerin bazıları ya İYİ Parti’ye kaydı ya da ‘oyumu MHP’ye vereceğim ama cumhurbaşkanlığında Erdoğan’ı desteklemeyeceğim’ diyor. AKP içerisinde de bir kayıp söz konusu gibi görünüyor.

Referandumda görülmüştü aslında bu. Özellikle Ankara, İstanbul gibi büyük kentlerde ‘Hayır’ bloku, belki AKP’nin 16 yıllık iktidarında ilk kez MHP öne çıktı. Bu nedenle kendi içlerinde metal yorgunluk diyerek çeşitli operasyonlar yaptılar, belediye başkanlarına, il başkanlarına yönelik. AKP’de hala muhafazakar ama kentli, dünyadan kendini yalıtmak istemeyen, daha fazla özgürlük isteyen seçmenin partiye eskisi kadar sarılamadığını gözlüyoruz. AKP’nin içindeki en büyük sıkıntı bu.

MHP meselesi artık önemli. MHP’de iki sorun var. Birincisi son günlerde iki parti yöneticileri arasında polemiklere de konu oldu. Sandalye sayısında yaşanan tartışmaların sonuçlara da yansıyacağını düşünüyorum. İYİ Parti, MHP içerisinden alabileceğini aldı gitti. MHP’nin eski 10-15’lik oy oranından geriye ne kaldığını seçim sonrasında göreceğiz. Ama kalan kısımdaki seçmen, Cumhur İttifakı’nda yer alan MHP’ye oy verecek, Erdoğan’a oy vermeyecek. İşte AKP açısından en büyük kaygı verici kısım bu ve bu oranın büyümesi. Cumhurbaşkanının ilk turda seçilmesini engelleyecek bir sayıya ulaşırsa, bir alarm durumudur onlar açısından.

Her ne kadar anket sonuçları HDP’nin barajı geçeceğini söylese de bir taraf da 7 Haziran’daki sonuçları yakalayabilmesi için seçmeni ikna etmesi gerekiyor deniyor. Sizce de HDP’nin durumu seçmen açısından kritik mi?

Aslında tüm partiler açısından durum kritik. Hem muhalefet hem iktidar için. Ancak alacağı sonuç açısından, bundan sonraki siyasal gelişmeleri belirlemesi açısından en kritik parti HDP kuşkusuz. Çünkü 7 Haziran’da bir Türkiyelileşme projesiyle yüzde 13 aldı, 1 Kasım’da çok çatışmalı bir sürecin ardından gidilen seçimlerde yüzde 10,5’larda kaldı. O nedenle bu hesapların ortasında duruyor HDP.

Eğer HDP yüzde 9, 10 gibi bir oy almış olursa AKP lehine sandalye sayısı açısından havadan bir kazanç olmuş olacak. Dolayısıyla HDP’nin baraja takılmaması bu açıdan da çok önemli. Yapılan bütün araştırmalar gösteriyor ki 10’un altında görünmüyor parti. Ama bir yandan da HDP, polisle savcıyla daha fazla mesai yapan bir parti haline getirilmiş durumda. Genel başkanları, milletvekilleri, partilileri bakımından. Bunun partinin seçim çalışmasının daha aktif ve eskisine oranla daha canlı olması yönünde engel oluşturduğu yorumları var. Bu nedenle HDP seçmeninin daha mobilize edilmesi gerektiği yönünde görüşler var.

-Seçim sonuçlarını en çok etkileyecek etmen olan seçim güvenliğine ilişkin ne düşünüyorsunuz? Güvenli bir seçim olacak mı? Güvenilir sonuçlar alabilecek miyiz?

Bu konuda da en kritik noktada yine HDP duruyor. Çünkü onun ağırlıklı olarak oy aldığı yerlerdeki seçmen ve sandık taşıma meselesi kafaları karıştırıyor. Ama bu seçim güvenliği sorunu genel olarak muhalefetin tamamını ilgilendiriyor. Muhalefet temsilcilerine bakacak olursak bu seçimlerde kesin olarak güvenliği sağlayacakları yönünde açıklamalar yapıyorlar. Türkiye özellikle son 3-4 seçimdir bu güvenlik meselesini, seçimde şaibe meselesini çok yaşadı. En son referandumda bunun çok tartışması oldu. Hala muhalefet bu konuda bir ihmal içerisindeyse söyleyecek söz yok onlara. Ama seçmen açısından bilinçlenme bakımından yaklaşırsak, bir bilinç sorunu olduğunu söyleyemeyiz. Yeterince bilinç oluştu.

Son olarak bir de işin medya ayağı var. Seçim sonuçlarını tek bir yerden; yani Anadolu Ajansı’ndan alabilecek izleyici. Bu da bir güvenlik sorunu mudur?

Medya ortamının ne kadar adaletsiz ve halkın haber alma hakkının ne kadar müşkül duruma düşürüldüğünün göstergesi. Seçimlere de damgasını vuruyor dediğiniz gibi. Özel televizyonların iktidar lehine toplanması da yine kritik önemde bir meseledir. Şimdi seçimleri konuşuyoruz ama günlük hayatımızı etkileyen bir olumsuzluk ve adaletsizlikten söz ediyoruz. Bu konuya ilişkin yine muhalefet partilerinin çalışması gerekir. Eğer devlet elindeki medya gücünü kullanarak sandıklar kapatıldığı andan itibaren propagandatif bilgi verecekse, halkın gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak için partilerin çalışması gerekir. Diğer yandan geriye gerçek ve doğru habercilik yapmaya çalışan medya organlarının da çok çalışmasından başka bir şey kalmıyor ne yazık ki.






Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ