İsviçre Gazetesi Erdoğan’ın Gülen Hareketi’nin okullarına açtığı savaşı yazdı

İsviçre’nin en büyük gazetelerinden Neue Zürcher Zeitung, Erdoğan’ın Gülen Hareketi’ne karşı açtığı savaşla ilgili geniş kapsamlı bir analiz yayınladı.




İsviçre’nin önemli gazetesi Neue Zürcher Zeitung, “Erdoğan bütün dünyada Gülen Hareketi’ne karşı savaş açtı” başlığıyla tam sayfa analiz yayınladı. Dört gazetecinin hazırladığı analizde, okullara el konmasından, dünyadaki okulların kapatılmasına kadar tüm detaylar yeraldı.


“Bir zamanlar Erdoğan Gülen Hareketi’nin eğitim faaliyetlerini destekliyordu. Kavgasından sonra okullarına karşı faaliyetler yürütüyor. Almanya’da tartışmalar başladı.

Erdoğan’ın yurt dışında okul açma çabaları Gülen-Hareketinin eğitim ağına karşı bir faaliyet. Senelerdir Balkanlarda, Afrika’da, Güney Asya’da Gülen okullarını kapatmaya çalışıyor.

Kapatması mümkün olmayan yerlerde Maarif Vakfı ile okullar okullar açmaya çalışıyor -ve bunu başararak- şu ana kadar 100 okula kadar açabildi, ayrıca 220 eski Gülen okulunu ele geçirdi. Almanya’da yeni Türk okullarının açılacağı duyuruldu. (Erdoğan tarafından) Okullar Köln, Berlin ve Frankfurt’ta açılacak. Nisan 2019’da bunun için Köln’de Maarif Vakfı’nın Almanya koluna benzer bir yapı kuruldu.

Ankara bu okulları Almanların, Türkiye’nin İstanbul, Ankara ve İzmir’deki okullarının Türk versiyonu olarak gösteriyor. Eğer Almanya okullara onay vermezse Türkiye’de Almanların bu okulları Ankara’nın tehdidi altında olacak. Tehdidin ciddiye alınması için 2018’de İzmir’deki okul kısa dönem kapatılmıştı. Neden olarak Türk makamları ruhsat sorunundan sözetmişlerdi.

GLOBAL KONTEKS ÇOK ÖNEMLİ

Almanya bu durumu Almanya ile Türkiye arasındaki bir sorun olarak görüyor. Berlinli antropolog Kristina Mashimiye’ye göre; global kontekstin görülmemesi büyük sorun. Mashimi senelerdir Berlin Üniversitesinde Afrika’daki Gülen okullarını araştırıyor ve Erdoğan’ın yaptıklarını Gülen Hareketi’ne karşı harp olarak görüyor.

Erdoğan Hükümeti Gülen okullarını destekliyordu. Türkiye’nin kültürel etkisini dünyada artırmak için. Bilhassa fakir ülkelerde ve bu ülkelerin elitlerinde çok sevildi. 2013’te kavga başlarken Erdoğan bu okulları ele geçirmeye çalıştı. Darbeden kısa süre önce 2016’da bunun için Maarif Vakfı’nı kurdu.

Siyasi baskı ve ekonomik teşvikler ile ülkelerde okulları, üniversiteleri ve yurtları kapattırmaya çalışıyor. Amerika ve AB ülkeleri bunu reddederken ve bunu siyasi motivasyonlu cadı avı olarak görürken, Balkanlar, Afrika ve Asya’daki birçok ülke buna karşı koyamıyor.

Bunlar Gülen Hareketini ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakıyor. Çünkü bunlar sayesinde finansman ve yeni üyeler kazanılıyor. Türkiye’den korunabilmek için bu okullar kendilerini artık Türk okulu değil, lokal kurum olarak gösteriyor. Araştırmacı Mashimiye göre bu strateji bazı yerlerde başarılı oldu. Ancak pekçok kez Ankara hukuk ile oyalanamıyor. Kosovo örneğinde olduğu gibi.

ANKARA İÇİN ÖĞRETMENLER TEHLİKELİ TERÖRİST

2019 acil bir şekilde Kosova’daki Mehmet Akif Okullarında 5 öğretmen ve 1 doktor özel uçak ile Türkiye’ye getirildi. Koordinasyonunu MİT yaptı. Haksız yere birçok kişi bunun adını kaçırma olarak koymadı. Priştina’da bunun yüzünden Hükümet krizi oluştu. İçişleri Bakanı ve istihbarat şefi istifa etmek zorunda kaldı.

Başka ülkelerden de Türkiye Gülencilerin iadesini istiyor. En çarpıcı aksiyonların; fakir, elitleri yolsuzluğa bulaşmış ve sistemin zayıf olduğu ülkelerde olması şaşırtıcı değil. Eylül 2018’de Moldova’dan MİT yardımı ile 7 öğretmen Türkiye’ye götürüldü. Türkiye bu ülkelerde bazı projelerin finansörlüğünü yapıyor ve Başkanlık saraylarının tamirat ve tadilatını yapıyor.

Erdoğan’ın Bosna gezisine kısa kala 4 Türk vatandaşının oturumları iptal edildi. Medyada çıkan haberlere göre ekonomik işbirliğinin ön şartıydı bu. Romanya’da noelden kısa süre önce hakimin biri Gülen yakınlığı ile bilinen Lümin Okulunun müdürünün Türkiye’ye iade edilmesini durdurdu. Hükümet değiştikten sonra bu ülkede, adalet reformu sonrası oluşan hukuk devleti olmama düşüncelerini püskürtmeye çalışıyor.

Kosova, Bosna ve Moldova’daki Türk öğretmenlerini çıkarılması/kaçırılması Balkanların Türkiye’nin baskısı altında olduğunu/baskı yapabildiğini gösteriyor. Ama Ankara bu ülkelerdeki hiçbir okullu kapattıramadı veya Maarife geçiremedi. Sadece Bosna’da Gülen yakınlığı tahmin edilen 15 tane eğitim kurumu var. Bu okullar ülkenin en iyileri. Elitlerde çocuklarını bu okullara gönderiyor.

Bosna, Makedonya ve Arnavutluk Maarife okul açma izni veriyor. Gülen okullarını ama kapatmadılar. Hükümetler, Türkiye’nin emir kulu olarak görünmek istemiyorlar. Kapatılırsa okullar Brüksel’in (AB) hukuk devleti raporlarında kötü yansıması olur korkusu var. Türkiye ile kendilerinin dayanışmada olduğunu söylüyorlar ve Gülen Hareketini kınıyorlar ama Gülen’in eğitim ağına karşı somut adımlar atmıyorlar.

ZİYARET İÇİN SINIR DIŞI ETME HEDİYESİ

Gülen Okulları’na karşı savaşında Türkiye, Balkanlardan daha büyük başarıyı Güney Asya devletlerinde aldı. 2019 başında Pakistan’da 28 Pak Türk okulunun kontrolü Maarifin kontrolüne geçti. 1995’e kurulan yurtdışı okullarının 10.000 öğrencisi vardı okulların Gülen Hareketi’yle ilişkisi bitirildi. 2016’da İslamabad bunu başlatmıştı.

Pakistan, Ankara istediği için hukuk devleti prensiplerini ortadan kaldırdı. 27.9.2016’da sabah saatlerinde sivil polisler Lahor’da bir eve baskın düzenledi ve içinde yaşayan 4 kişiyi yataklarında aldılar ve arabalarına soktular. Bunlar Lahor’daki okulun müdür yardımcısı Mesut Kaçmaz, eşi ve iki kızlarıydı. Mahkeme bu kişiler ülkelerinde tehlike altında demelerine rağmen aileyi Türkiye’ye gönderdiler.

Bir kaç ay sonra Erdoğan ülkeyi ziyaret edeceği için diğer öğretmenler ülkeyi terk etmelerini söylediler. 100 öğretmene 3 gün zaman tanıdılar. 12/2018’de başbakan İmran Khan Erdoğan’ın isteğini yerine getirdi ve Gülen Hareketini Terör Örgütü olarak kabul etti. Karşılık olarak da Türkiye Keşmir sorununda BM önünde Hidsitan’ı ağır biçimde eleştirdi.

TEŞVİK VE TEHDİTLERİN KARIŞIMI

Türkiye Afghanistan’da çift strateji uyguluyordu. Bir taraftan eğitim bakanına iyi davranıyordu ve eğitim sistemi için destek vaadlerinde bulunuyorlardı, eğer ATÇE okulların anahtarlarını ele geçirirse, diğer taraftan ise iyi ilişkilerin sonar ermesi ile tehditler ediliyordu. Türkiye 2001’den sonar enerji ve lojistik sektörüne para yatırdı. Türk inşaat şirketleri ayrıca yıkılmış şehirleri tadilatlarını bir kısmını yapıyor.

Kapanmalara karşı velilerin ve öğrencilerin direnişler çok büyüktü. Afganistan’da 13 tane ATÇE okulu vardı ve en iyi zamanlarında 8.000 öğrencisi vardı. 150 Türk öğretmen tarafından ders veriliyordu. Bilhassa ülkenin elitleri tarafından okullar çok seviliyordu. Akademik profili, spor ve kültür faaliyetleri ülkenin en iyilerindendi.

2018’in başlarında Ankara’nın baskısı çok büyüdü ve okullar maarif vakfına devredildi. Bundan dolayı protestolar oldu. Veliler 1 milyon imza topladı ve okullara bir daha olmamasını istedi. Ancak velilerin ve öğrencilerin protestosu başarısız oldu. 2019 okulların yönetimi devredildi.



HER ÜLKE BASKINA BOYUN EĞMİYOR

Afrika’ya da Türkiye büyük ekonomik baskılar uyguladı. Senegal’de 2017’de okullar Maarif’e devredildi. 2007’de kurulan Yavuz Selim Okulları çok seviliyordu. Bu ise diz çökme gibi oldu. 250 milyonluk ticari ilişki var iki ülke arasında. Havalimanı işleten Türk şirketleri gibi. “Senegal Türkiyenin dostu olduğunu ispatladı” dedi Erdoğan.

2017’de Erdoğan Tanzanya, Mocambique ve Madagaskar’ı ziyaret ettiğinde Gülen okulları büyük konuydu. Türkiye’nin şansı büyüktü, çünkü Türk yatırımları bekleniyordu. O zaman Tanzanya’da kredi görüşmeleri vardı tren yolları için ve bunların Türk şirketlerine yaptırılmasıyla ilgili. Yalnız Daressalem’deki Hükümet Türkiye’nin baskısına boyun eğmedi. Gülen okulları bugüne kadar var.

Etyopya’da Türk stratejisi başarılı olmadı. 2.000 öğrenci Gülen okullarına gidiyor. Elitler Nejashi Ethio Türk okullarını seviyor, aynı anda Ankara ülkenin önemli partneri. 150 Türk şirketinin 30.000 çalışanı var. Askeri işbirliği de var. Erdoğan baskıları yüzünden Etyopya hukümeti sorunlar yaşadı. Ama okulları Maarif Vakfı’na devredileceği sırada Berlin’den Gülen’e yakın olan Alman-Türk yatırımcılarına satıldı. Artık bu okullar Alman okulu sayılıyor. Türkiye artık karışamıyor.

GENÇ NESİL DEĞİŞİKLİK BEKLİYOR

Etyopya örneği Gülen Networku’nun Türkiye’nin uluslararası baskılarından nasıl kaçındığını ve kurtulduğunu gösteriyor. Onun için Berlinli antropolog Mashimi, Gülen hareketinin var oluşunu tehlikede görmüyor: “Tabiki okulların devredilmesi Gülen Hareketinin aktivitelerini ve finanslarını etkiliyor,” diyor Mashimi ancak kalan okulların yine de sevildiğini ve beğenildiğini belirterek, hareketin devam edeceğini belirtiyor.

Öğretmenlere yapılan zulüm çok büyük endişelere yol açıyor ve içte reformlar beklentisine yol açıyor. “Hareket içinde büyük tartışmalar var, bilhassa Almanya’da. Burada hareketten olan birçok kişi sığındı,” diyor Mashimi. Bilhassa genç nesil değişiklikler istiyor, şeffaflık istiyor ve kadınlar daha çok katılmasını/bağlanmasını/söz sahibi olmasını istiyor. Bir çok kişi ise zulmü imtihan olarak görüyor ve sıkı şekilde yönetimin arkasında.


Kaynak: BOLD
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ