FT: Erdoğan hiç bu kadar savunmasız görünmemişti

24 Haziran Pazar günkü seçimlere dünya medyasının ilgisi hayli yüksek.

Türkiye'nin modern Batı blokundan tümüyle kopup Rusya ve Çin eksenine sürüklenip sürüklenmeyeceğinin bir göstergesi olarak sunulan seçime dair, Financial Times'ta yayınlanan haberde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 'hayli kırılgan' olduğu belirtildi.

Haberin satırbaşları şöyle:


Recep Tayyip Erdoğan hiç şu an olduğu kadar güçlü görünmemişti. Ama aynı zamanda Türk Cumhurbaşkanı iktidarını sağlamlaştırmak için tasarlanan Pazar günkü seçimler öncesinde hiç bu kadar savunmasız da görünmemişti. 

Ülkenin kurnaz ve halkçı lideri bundan iki ay önce, ekonomik sorunlar iyice ağırlaşmadan ve muhalefeti hazırlıksız yakalamak amaçlarıyla erken seçim kararı aldı. Fakat umduğunun aksine, anket sonuçlarına göre muhalefetin mecliste çoğunluğu sağlamak için ciddi bir şansı var - ve hatta Cumhurbaşkanlık seçimi bile ikinci tura kalabilir gibi görünüyor. 

Genellikle Batı tarafından bir diktatör olarak görülen Türkiye Cumhurbaşkanı kendini “Erdoğan olmasın da kim olursa olsun” düşüncesini savunan bir aday karşısında bulabilir. HDP milletvekili adayı Hisyar Özsoy’a göre “Allah’ım, eğer ikinci tura kalırsa her şey mümkün”.

Seçimler bundan daha kritik bir zamanda yapılamazdı. Türkiye, evinde sürmekte olan bir Kürt sorunu ve komşu ülkeleri Irak ve Suriye’de askeri operasyonlarla boğuşuyor. ABD ve AB ile ilişkiler giderek gerginleşiyor. Yabancı finansmana bağımlı borç içinde yüzen ekonomi giderek yatırımcıların güvenini kaybediyor. 

“Türkiye ‘istikrarsız’ kelimesinin sözlük karşılığı” diyor California Deniz Kuvvetleri Yüksek Okulu’ndan Doçent Ryan Gingeras, “Erdoğan da kazansa, muhalefet de kazansa, toplumun ne tepki vereceğini bilmiyoruz… Her şey tamamen havada”. 

Ülkedeki toplumsal bölünme geçmişte Bay Erdoğan’a yardımcı oldu. Ülke Erdoğan’ı sevenler ve sevmeyenler arasında tam ortadan bölünmüş olsa da, sevmeyen kesim de kendi içinde hep farklı düşüncelere sahip oldu. 

Ancak, bu defa muhalif kesimler Pazar günkü seçimin ülkedeki yönetim biçiminde radikal değişiklikleri durdurmanın tek yolu olduğunu bildikleri için ortak bir amaç etrafında ateşlenmiş durumda. Eğer Erdoğan kazanırsa Başbakanlık pozisyonu yok olacak ve Cumhurbaşkanı bütün güçlere sahip olacak. 

Siyasi yelpazenin zıt uçlarından partiler - laikler ve İslamcılar, Kürtler ve Türk milliyetçileri - Cumhurbaşkanı’na karşı birleşmiş durumda. Tecrübesiz İyi Parti, ülkenin en eski partisi CHP ve az desteğe sahip Saadet Partisi ittifak kurdu ve mecliste Kürt yanlısı HDP’nin de desteğiyle AKP ve MHP ittifakına karşı çoğunluğu elde edebilirler. 

Muhalefetin bir bölümü Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasının bile engellenebileceğini düşünüyor. Cumhurbaşkanlığı yarışında Erdoğan’a rakip olan Muharrem ince, enerjik, komik ve rekabetçi seçim kampanyasıyla herkesi şaşırttı. Bu durum karşısında da yorgun ve cansız görünen Erdoğan savunmaya geçmek zorunda kaldı. AKP’nin her zamanki söylemi - ülkede refah ve zenginliği arttırıyoruz - çift haneli enflasyon ve sadece son 6 ayda beşte bir değer kaybeden Lira yüzünden çözülmeye başladı. 

Eğer İnce veya ateşli milliyetçi Meral Akşener Cumhurbaşkanlık seçimini ikinci tura götürebilirse, tüm muhalefet partileri birlik olacakları sözünü verdi. Seçmenlerin de taktiksel oylar vermesi beklenebilir. Geçtiğimiz hafta Kürt çoğunluklu Diyarbakır’da Muharrem İnce’nin yaptığı mitingde, geçmişte olsa akla hayale bile gelmeyecek biçimde Kürt halkı kinci turda İnce’ye oy vereceklerine söz verdi. 

Öğrenci Melisa Çakır’a göre “Onu bir partinin temsilcisi değil, bir birey olarak görüyoruz. Bize umut verdi.”

Eskiden Bay Erdoğan gelecek için umut aşılayan taraftı. Eski İstanbul Belediye Başkanı kurucularından olduğu AKP ile 2002 yılındaki seçimleri kazandığında, bölünmüş koalisyon hükümetleri, ekonomik krizler ve çok ciddi bir Kürt problemiyle karşı karşıya gelinen bir dönemin sonu gelmişti. 

Bazıları partinin siyasi islam kökleri yüzünden son derece endişeliydi. Ancak onu eleştirenler bile tabuları yıktığını, ülkeye yatırım getirdiğini ve AB üyelik sürecini hızlandırdığını kabul ediyor. 

Partinin adımlarını dikkatli atması gerekiyordu. 2006-2011 yılları arasında Merkez Bankası’nda yönetici olan ve şu anda İyi Parti’de danışmanlık yapan Durmuş Yılmaz’a göre “Ülkede var olan düzenin ve uluslararası topluluğun kendilerini kabul edip etmeyeceğinden emin değildiler ve bu yüzden ilk başlarda var olan kurumlara çok fazla baskı kurmadılar”. 

Fakat geçen yıllar içinde Türkiye siyasetinde önemli yeri olan ordu ve mahkemeler üzerinde giderek daha fazla kontrol elde ettikçe, Erdoğan’ın imajı hem ülkede hem de yurt dışında olumsuzlaşmaya başladı. Kontrolü elde ettikten sonra bu kurumları hem kendi hırsları uğruna, hem de onu eleştirenleri bastırmak için kullandı. Bu eğilim, 2015 Temmuz ayında 250 kişinin ölümüne neden olan başarısız darbe girişiminden sonra iyice hızlandı. 

Erdoğan daha sonra OHAL ilan ederek devlet kurumlarında binlerce kişiyi görevden aldı. Aynı zamanda onu eleştirenleri de hedef aldı ve darbe girişimi bahanesini kullanarak daha fazla gücü kendinde topladı. Uzun süredir istediği Başkanlık sistemini öne çıkarttı ve geçtiğimiz yılın Nisan ayında çok tartışmalı bir referandumu ucu ucuna kazandı. Eğer bu hafta sonu iki seçimi birden kazanırsa, yeni yönetim sistemine dönüşüm tamamlanmış olacak. 

Geçtiğimiz ay partisine yönelik yaptığı bir konuşmada eğer halk isterse koltuğu bırakacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Eğer halk yeter diyorsa, kenara çekiliriz” dedi. Ama bundan bir hafta sonra eğer Cumhurbaşkanlık seçimini kazanır fakat mecliste çoğunluğu alamazsa ne yapacağı sorulduğunda, “sistemin çalışmasını engelleyecek bir gelişmeye” izin vermeyeceğini söyledi ve “A planı, B planı ve C planı hazır” dedi. 

Danışmanlarından biri bunun seçimlerin 2015 yılında olduğu gibi tekrarlanması anlamına gelebileceğini açıkladı. 

Buna alternatif olarak da Erdoğan muhalif ittifakı bozmaya çalışarak, karşı partileri dağıtmaya yönelik stratejiler izleyebilir. 

Ancak her şeye rağmen eğer seçim ikinci tura kalsa bile Erdoğan’ın şansı daha yüksek çünkü kendisine bağlı milyonlarca seçmeni var ve AKP dönemi öncesi dışlanmış hisseden orta sınıf muhafazakarlar hala ona güveniyor. 

Anketlerde en çok görülen olası sonuca göre muhalefet mecliste çoğunluğu elde edecek ve politika üzerinde çok karmaşık ve uzun süreli bir mücadele başlayacak. Birbirine zıt dört partinin farklılıklarını göz ardı ederek istikrarlı biçimde birlikte çalışması gerekecek. 








Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ